22 °c

Yahudi Mezalimi (31) Yahudiler Şeytanın oyuncağı oldu

Kendilerini imana davet eden Allah’ın elçilerine türlü eziyeti reva gören Yahudiler, her ortamda hainliklerine bir yenisini ekliyordu. Şeytanın kölesi olan İsrailoğulları, Hz. İsa’yı öldürmenin peşine düştü

Yahudi Mezalimi (31) Yahudiler Şeytanın oyuncağı oldu

Yahudîler, kararlıydılar. İsa Aleyhisselâm'ı öldüreceklerdi. Yahudîler, İsa Aleyhisselâm'ı ortadan kaldırmak için sabırsızlanıyorlardı. Cenab-ı Allâh, Yahudîlerin planlarını İsa Aleyhisselâm'a bildirdi. İsa Aleyhisselâm, bir gece havarîlerin yanına gitti. On iki havârî bir evde gizlice toplanmışlardı. Sohbet ediyorlardı. Onların karşısına çıkıverdi. Mübârek başında su damlıyordu.Onlarla sohbet etti. Bu onlarla son konuşmasıydı. Bazı tavsiyelerde bulundu. Onlara:

-"Biriniz, horoz ötmeden, yani sabah olmadan önce, beni inkâr edecek ve az bir para karşılığında Yahudîlere satacak," dedi.

Uzun bir sohbetten sonra dağıldılar.

İçlerinde Yehuda adındaki havârî, Yahudîlerle karşılaştı. Onlara:

-"Kimi arıyorsunuz?" diye sordu.

Yahudîler:

-"İsa'yı arıyoruz!" dediler.

-"Ne edeceksiniz?"

-"Onu öldüreceğiz!"

-"Yerini bilene ne vereceksiniz?"

-"Şu kadar para" Yehuda, İsa Aleyhisselâm'ın yerini söyleyip söylememekle tereddüt etti. Şeytanın vesvesesiyle konuştu:

-"Ben yerini biliyorum!"

-"Nerede?"

-"Önce parayı göreyim" Yahudîler, çıkarıp, Yehudâ'ya para verdiler. Yahudî asıllı, Yehudâ para için, İsa Aleyhisselâm'ın dinini bıraktı. O yüce peygamberi para karşılığında düşmanlarına sattı. Yahudîler, Yehuda'ya seslendiler:

-"Düş önümüze!"

Yehudâ, onları İsa Aleyhisselâm'ın barındığı yere götürdü. Yahudîler, içeriye girmekten korktular. Yehuda'ya:

-"İçeriye gir. İsa'yı al getir," dediler. Yehuda içeriye girdi. Yahudîler, büyük bir sevinçle dışarıda beklemeye başladılar. Yehuda içeriye girdiğinde İsa Aleyhisselâm, dua ediyordu….

 

  1. İSA’NIN DUASI

İsa Aleyhisselâm, ellerini derhâh-ı izzete açıp şöyle dua ediyordu: Ya Rabbi, beni Ümmet-i Muhammed’den eyle" Cenab-ı Allâh, İsa Aleyhisselâm'ın duasını kabul etti. Resûlünü, göğe yükseltti. Melekler âlemine kaldırdı. İleride bir daha dünyaya göndermek üzere katına yükseltti. Yehudâ, bağırmaya başladı:

-" İsa! İsa! İsa!"

Ama İsa Aleyhisselâm, çoktan yükselmişti. Dünya ve dünyanın bütün ihtiraslarından kurtulmuştu. İsa Aleyhisselâm'ın Allâh katında yükseltildiği zaman, Kamerî aylardan, Ramazan-ı Şerifti. Gecelerden Kadir gecesiydi. (1)

 

  1. İSA’YI İHBAR EDEN YAHUDİNİN SONU

Dışarıda Yahudîlerin sabrı tükenmişti. Bağırdılar: Yehudâ neredesin" Yehuda seslendi: Buradayım" İsa da orada mı?"

-"Yok!"

Yahudîler, içeriye girdiler. Yehudâ'nın yüzüne baktılar. Allâh'ın hikmeti, gecenin karanlığında Yehudâ yüzü onlara Hazret-i İsa'nın yüzüne benzer gelmişti. Çünkü İsa Aleyhisselâm'ı katında kaldıran Cenab-ı Allâh, Yehuda'nın yüzünü İsa Aleyhisselâm'ın suretine çevirivermişti. Mekr-i ilâhî. Yahudîler, önceleri biraz şüphe ettiler. Kendi aralarında konuşmaya başladılar: Yahudînin biri:

-"Eğer bu İsa ise bizi buraya getiren Yehuda nerede? Yok eğer bu Yehuda ise burada olduğu söylenen İsa nerede?" Diğer bir Yahudî:

-"Doğru söylüyorsun ama; bütün evi aradık bundan başka kimse yoktu." Başka bir Yahudî söze girdi:

-"Durun bakalım!" Bütün Yahudîler, durup ona baktılar. O sözlerine devam etti.

-"Bu adamın aradığımız İsa olması mümkün değil"

-"Neden?"

-" İsa'nın bu eve girdiğini gören var mı?"

-"Yok"

-"Kendisine para verdiğimiz, Yehuda buraya girmedi mi?"

-"Girdi" "Onu bu eve girerken hepimiz gördük mü?"

-"Gördük, gözlerimizin önünde bu eve girdi."

-"Evin başka kapısı var mı?" "Yok" "Biz kapı da beklemedik mi?"

-"Bekledik" "Bir kişi öldürüleceğini bilerek, az bir para karşılığında kendi kendisini düşmanlarına teslim eder mi?" Hepsi güldeler: Hayır etmez."

-"Öyleyse bu adam İsa değildir." "Ya kimdir?"

-"Bizi buraya getiren kılavuz Yehuda'dır." Bu tartışmaların kötü doğru gittiğini gören bir Yahudî:

-"Bırak tartışmaları. Şimdi mantık yürütme zamanı değildir.

-"Yüzüne bakın! İyice bakın. Bu adam bizim aradığımız; İsa'dır," diye bağırdı. Yahudîler, Yehuda'nın yüzüne baktılar:

-"Sen İsa'sın!" diye bağırdılar. "Yüzün aynen İsa'nın yüzü. Bizi aldatıp kurtulmak mı istiyorsun?" diyerek, onu yakaladılar. Yehuda bağırmaya başladı: "Ben İsa değilim!" Yâ kim sin?"

-"Ben sizi buraya getiren kılavuzum! Tanımadınız mı Ben Yehuda'yım!" Yahudîler yine bağırdılar: " Sen İsa'sın!" Yehuda:

-"Bana inanmıyorsanız, cebime bakın. İsa'yı yakalamak için bana verdiğiniz para hâlâ cebimde" Yahudîler, onu hiç dinlemediler. Onu İsa Aleyhisselâm sanarak, binbir eziyetle darağacına götürdüler. Yehuda'yı velvele ile astılar, çarmıha gerdiler. Sonra karşısına geçip:

-"Hani sen, hastaları iyileştirir, ölüleri diriltirdin? Şimdi bunu kendin için yapsana bakalım?" diye seslendiler. (2) Yehuda çarmıhta cân verip cehenneme gittiği zaman, onun üstünü aradılar. Yahudîlerin, İsa Aleyhisselâm'ın yerini kendisine söylemesi için vermiş oldukları para üzerinde çıktı. Yahudîlerin arasında büyük bir ihtilâf çıktı. Birbirlerine düştüler. Büyük bir çekişme oldu. Çekişme kavgaya dönüştü. Birbirlerini kırdılar. Kendi elleriyle belâlarını bulup cehenneme gittiler.

  İSA ALEYHİSSELAM ÖLDÜRÜLMEDİ

 Yahudîler, İsa Aleyhisselâm'ı öldürmediler. Yahudîler, İsa Aleyhisselâm'ı asmadılar. Cenab-ı Allâh, Kur'ân-ı kerimde bu işin doğrusunu şöyle haber vermektedir: 156-(Yahudîlerin Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de İsa'yı) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarıdır. 157- Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler. 158- Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, aziz (daima üstün)dir, hikmet sahibidir. (3) Bu itikâdî bir konudur. Hep Müslüman böyle inanmalıdır. Yahudîler, İsa Aleyhisselam'ı ne öldürdüler ve nede astılar. Onu Cenab-ı Allâh, katına yükseltti.

 PEYGAMBERİMİZİN ÜMMETİNDEN OLDU

İsa Aleyhisselâm'ın Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine büyük bir sevgi ve saygısı vardı. İsa Aleyhisselâm, İncil okurken Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin adını büyük bir saygı ile diline alırdı. Hatta Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin adını okurken parmaklarını öper gözlerine sürerdi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin İncil'de ki adı "Feraklid" idi. Feraklid, Ahmed manâsınadır. İsa Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin büyüklüğü ve ümmetinin hayırlı bir ümmet olmasını gördükçe dua ediyordu. Ümmet-i merhume'den olmayı istiyordu. Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine ümmet olamadığı için üzülüyordu. Ruhlar âleminde peygamberler tayin edilince bütün peygamberler sevinç ve huşu' içindeydiler. Yalnız İsa Aleyhisselâm mahzundu. İsa Aleyhisselâm üzülüyordu. Cenab-ı Allâh sordu:

-"Seni üzen nedir?" İsa Aleyhisselâm:

-"Peygamber olmaktansa Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)e ümmet olmayı tercih ederim. O yüce Resûl'e ümmet olamadığın için üzülüyorum," dedi. Cenab-ı Allâh: Ya isa mademki bu zevki sezdin, seni dünyaya ikinci kere göndereceğim, hem de çok sevdiğin Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa'ya ümmet olarak," buyurdu. (4)

 

AHİR ZAMANDA YERYÜZÜNE İNECEK

 Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri, peygamberlerin sonucusudur.(5) Ondan sonra peygamber gelmeyecektir. Ümmet-i merhume, kitab ve sünnetin dışına çıktığı, gaflet uykusana yatıp, dinden, imandan, hak ve hakikatten uzaklaşıp, fesada düştüğü zaman, Cenab-ı Allâh onların işlerini düzeltmek için, İsrâil oğullarının nebîleri gibi olan âlim ve müceddidleri gönderileceğini Efendimiz (s.a.v.) haber vermektedir: Allâh bu ümmet için her yüz sene başında, ümmetin dinini yenileyecek bir müceddid gönderir.” (6) İsa Aleyhisselâm kıyamete yakın bir zaman yeryüzüne inecektir. (7) Efendimiz (s.a.v.)’in ümmetinde en son evliyâ İsa Aleyhisselâm’dır. (8) İsa Aleyhisselâm yeryüzüne indiği Efendimiz (s.a.v.) ümmetinin büyük âlimlerinden İmam-ı Azam Hazretlerinin içtihad ve mezhebi üzere amel edecektir. (9) İsa Aleyhisselâm hattı zatında bir peygamber olduğu halde, kıyâmet günü, bu ümmetin velîlerinden bir gibi Efendimiz (s.a.v.)’in “Livâü’l-Hamd” sancağının altında haşr olacaktır.(10) İmam-ı Rabbânî Hazretleri, “Mektûbât”ında bildirdiğine göre İmam-ı Azam Hazretlerinin içtihat ve mezhebine göre amel edecektir.  “Ümmet-i Muhammed” in arasına katılmak için ettiği dua kabul olundu. İsâ  Aleyhisselâm ’ın ahir zamanda dünyaya gelmesini Efendimiz (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde şöyle anlatmaktadır: Canım (kudret) elinde bulunan (Allâh)’a and olsun ki, Meryem oğlu (Hz. İsa) adâletle hükmedici olarak aranıza inmesi çok sürmez. Salip (istavroz)u kıracak, domuzu öldürecek ve cizye (verme mükellefiyetini halkın omuzlarından) indirecektir. Mal o kadar çoğalacak ki (bedava verseler bile) hiçbir kimse onu kabul etmeyecektir.” (11)

 

YAHYA ALEYHİSSELAM
 

Yahyâ Aleyhisselâm, Hazret-i Zekeriyyâ’nın oğlu ve isa Aleyhisselâm’ın teyzesinin oğludur. Önce kavmini Tevrâtta göre hakka davet etti. Daha sonra İsa Aleyhisselâm’a incil verilince insanlara, mübârek incili öğretmeye çalıştı. İki şeriate göre amel ve etmek ve insanları irşâd etmek ona nasip oldu. Yahya Aleyhisselâm zamanın okumak, ibâdet etmek ve tefekkür ile geçirirdi. Allâh’ın korkusundan devamla ağlardı. Hatta çoğu defasında tefekkür ve dua etmek için çıkmış olduğu dağda uzun bir süre inmemişti. Zekeriyyâ Aleyhisselâm onu aradı. Bulamadı. Çobanın biri: Şu dağda üç gündenberi ciğer parçalayan ve can dayanmayan sesler duyuyorum,” demesi üzerine bulunmuştu. Filistin ve Kudüs Yunanlı iskender’den sonra, Rum Valisi olarak tayin edilen bağımsız valiler tarafından idâre ediliyordu. O zamanki idârede Heredos isimli vali bulunuyordu. Heredos, kardeşinin güzel kızı Herodyâ’ya karşı alâka duymuştu. Gönül işinin dedikodusu her tarafa yayıldı. Heredos, halkın dilinden kurtulmak ve üzerindeki kamuoyu basıncını birazda olsa atmak için işi  meşrü kılmak istedi. Kız kardeşinin kızı ile evlenmek dilediğini beyân etti. Nikahlarının kıyılması için Yahyâ Aleyhisselâm’a müracât etti. Yahyâ Aleyhisselâm:

-“Bir kişinin kardeşinin kızı ile evlenmesi haramdır” dedi. Onlar: Daha önce kardeş kızları ile evleniliyordu,” dediler. Yahyâ Aleyhisselâm: Musa Aleyhisselâm’ın şeriatında kardeşinin kızı ile evlenmek helâm idi. İsa Aleyhisselâm’a yeni bir kitap geldi. İncil indi. İncil yeni bir şeriat getirdi. İsa aleyhisselâm’ın şeriatına göre, bir kişi kardeşinin kızıyla nikah yapamaz,” buyurdu. Heredos: Sende eski kanuna göre nikâhımızı kıy” dedi. Yahya Aleyhisselâm: İlâhî kanunlar, kişilerin istek ve arzularına göre değişmez,” buyurdu. Kızı annesi, Yahyâ Aleyhisselâm’ın şehid edilmesi için planlar kurdu. Kızını süsleyip püfleyip bir gece Heredos’un yatak odasına gönderdi. Zaten aralarında gönül bağı vardı. Kızı cazibesini kullanarak Heredosu kendisine bend etti. Heredos’a içki içirdi. Heredos tam sarhoş olunca kıza bir isteğinin olup olmadığını sordu. Herodyâ: Senden Yahya’nın başını istiyorum” dedi. Heredos, sarhoş olduğu halde tereddüt etti. Bunun çok ağır bir iş olduğunu söyledi. Herodyâ:

-“Yahyâ evlenmemize mani oldu. Bizi dillere düşürdü. Onun yüzünden millet dedikodumuzu yapmaktadır,” dedi. Heredos, cellatlara emretti.

-“Yahyâ’yı öldürüp başını bana getirin!” O anda yer gök inledi. Melekler ağlamaya başladılar. Yahudî cellatlar, kendilerine doğru yolu anlatan insanları hakka ve adâlete çağıran, iyilik ve Allâha ibâdetle meşgul olan o yüce zâti şehid ettiler. Mübârek başını getirip Heredos’un önüne koydular. Yahya Aleyhesselâm’ın kesik başı bir mücize olarak konuştu:

-“Ey Heredos! Bu kadın sana helal değildir!” diye defalarca haykırdı.Şeytan anne-kız ve zâlim hükümdâr, arzularına kavuştular. Ancak Yahyâ Aleyhisselâm’ın akan kanı durmadı. Cenab-ı Allâh, Yahudîlerin başına Acem ve Rum ordularını musallat kıldı. Zâlimlerin kanları sel gibi aktı. Binlerce Yahudînin öldürülmesinden sonra ancak Yahya Aleyhisselâm’ın mübârek kanı durabildi.

 

KAYNAKLAR:


(1) İslâm Tarihi, c.1,s.289, Osmanlı yayınevi
(2) İslâm Tarihi, c.1,s.289, Osmanlı yayınevi
(3) En-Nisâ:4/156,157,158
(4) Nurbakî, Haluk, Gönül penceresinden Fahr-i Kâinât Efendimiz, s. 28, Fatih Gençlik vakfı matbaası, İstanbul  - 1986
(5) Ahzâb:33/40
(6) Ebû Davud c.4, s. 109
(7) El-Futuhâtü’l-Mekkiyye fî Ma’rifei’l-Esrâri’l-Mâlikiyyeti ve Mülkiyyeti, c. 1, s. 243, Şeyhü’l-Ekber Muhyiddin b. Ali, (İbnî Arabîy), Darü’l-İhyâ-üt-Türâsî’l-Arabî, Beyrut-Lubnân
(8)  El-Futuhâtü’l-Mekkiyye c. 1, s. 243
(9) İmam-ı Rabbani Mektûbât-ı Rabbâni:1/304, Mektub 282 
(10) El-Futuhâtü’l-Mekkiyye c. 1, s. 243
(11) Sahihi Müslim: 1/93

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
HABERE İLK YORUMU SİZ YAPIN

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.