14756 Defa Okundu

“İslam’ı İmha Yolunda Döşenen Taşlar”dan biri de, ABD menşeli misyoner - oryantalist faaliyetlerdir. Özellikle 1980’li yıllardan sonra yoğunlaşan bu faaliyetleri iki kategoride değerlendirmek mümkündür: “Hıristiyan Moon Tarikatı”nın faaliyetleri ve BOP’un dinî ve kültürel ayağı olan “Ilımlı İslam Projesi”

Bu yazımızda bunlardan ilkini -Moon Tarikatı faaliyetlerini- gündem edeceğiz.

I- HIRİSTİYAN MOON TARİKATINI TANIYALIM

Moon Tarikatının, yazımızın başlığında ifade ettiğimiz “ilahiyatçılarımız ve ülkemiz üzerindeki hesaplarını” şu satırlar bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır:

“… Mooncuların (… ) kendisine bağlı yayın organlarında ve resmi internet sitesinde “Türkiye’nin, Tanrı’nın ittifakına karşı şeytanın cephesinde yer aldığını” yazması, tarikatın maskesini olanca çıplaklığıyla bir daha düşürmüştür. Öyle ki, deli saçması yazıya göre Birinci Dünya Savaşında Türkiye, Tanrı’nın cephesi olan İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı savaşmıştır. Tanrı’nın Amerika’yı sevdiğini, koruduğunu ve ona özel misyon yüklediğini söyleyen Moonlar, Türkiye’de de sık faaliyet göstermekte, bazı siyasileri ve ilahiyatçıları toplantılarına davet edip onlara Amerika gibi ülkelerde seyahat, barınma, burs imkanları sağlamaktadırlar. Tabi İslami değerlerden kopmak şartıyla…

Şimdi, tarikatın tarihsel seyrine, bazı inançlarına ve faaliyetlerine göz atalım.

Tam adı “Dünya Barışı İçin Aile Federasyonu ve Birlik” olan tarikat, Kuzey Koreli Sun Myung Moon tarafından kurulmuştur. Moon, 1920 yılında Kuzey Kore’de köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Budizm’e mensup bir kişiydi. Ancak, daha sonra Protestan Hıristiyan mezheplerinden birisi olan Presbiteryen Kilisesine intisap etti. On altı yaşına geldiğinde, İsa’nın kendisine görünerek “Tanrının Krallığını” kurma görevini kendisine tevdi ettiğini söyleyen Moon, bu sapık görüşünden dolayı Presbiteryen Kiliseden kovulmuştur. Güney Kore’ye kaçmak zorunda kalan, 1959 yılına kadar burada ikamet eden Moon, kendisinin zaman zaman Budha, Hz. Musa, Hz. İsa ve Allah’la konuştuğunu iddia etmiş, bu sayede Güney Kore’de epeyce taraftar toplamış ve dinleri birleştirmek için “sinkretik” Uzlaşmacı Birleştirici Kilise’yi (Unification Church) kurmuştur.

Moon Tarikatı: Amerika’nın Uzakdoğu’daki Maşası

Sınırlarını Japonya’ya kadar genişleten tarikat, yayıldığı bölgelerde batılı değerlerin ve Hıristiyan misyonun en önemli parçası olmuştur. Filhakika, ABD bu tarikat sayesinde Uzak Doğu’da önemli ekonomik, siyasal ve askerî operasyonlara imza atmaktadır. Daha sonra faaliyet alanını 1959’dan itibaren Amerika’ya taşıyan tarikat, burada Güney Kore ile bağlantılı olarak ticari, sınai, basın ve kültürel alanlara el atmış, özellikle Güney Kore’de silah sanayini tekeli altına almıştır. Bu yüzden CIA ile bağlantıları da olan tarikat, devasa nikâh törenleri düzenleyerek ailelere el atmış, bu yolla misyonerlik hareketlerine hız kazandırmıştır. 1982 yılında Amerikan Federal Mahkemesi tarafından vergi kaçakçılığı suçundan dolayı on sekiz ay hapse mahkûm edilen Mooncular, Amerika’da özellikle Anglo-Sakson kökenlilerin oluşturduğu Muhafazakâr Cumhuriyetçileri ve İsrail yanlılarını desteklemektedirler. Zira onların görüşüne göre, İsrail de ABD ile beraber Tanrı’nın safında şeytanlarla mücadele etmektedir. Amerika’da The Washinton Times, New York City Tribune, Middle East Time, İnsight on the News, The World and I gibi yayın organlarına sahip olan Mooncular, CIA ile işbirliği halinde dünya genelinde önemli istihbarat görevleri üstlenmektedirler. Ülkemize (2005 yılı itibariyle) son on beş yılda çeşitli misyonerler gönderen Moonlar,  hem Müslüman, hem de Mooncu olduğunu iddia eden Muhammed Yahya Thompson’u Türkiye temsilcisi olarak atamışlardır. Ancak bu zat, gördüğü tepkiler üzerine geri dönmüş, diğerleri ise faaliyetlerine devam etmektedirler. Aynı zamanda Hıristiyan-Müslüman diyalogunda önemli görevler üstlenen Mooncular, Middle East Times Gazetesinin temsilciliğini açmak için, 1991’de President Otelde, “Council Fort he Wold Relgions” (Dünya Dinleri Konseyi) adlı bir toplantı düzenleyerek birçok siyasi, ilim adamı, gazeteci ve ilahiyatçıyı toplantıya davet etmişlerdir. Hatta bu davet edilenlerin bir kısmı kırk günlük seminer toplantılarına katılmak üzere Amerika’da ağırlanmış ve bütün masraflar Mooncular tarafından karşılanmıştır.

Mooncuların Türkiye’ye Bakışı

Bu faaliyetler ülkemizde olanca hızı ile devam etmektedir. Periyodik aralıklarla on beş günlük “Gençlik Kampları” adı altında faaliyetler düzenleyen tarikat mensupları, ülkemizde bu yöntemle birçok genci tuzaklarına düşürmektedirler.

Kendisinin Tanrı tarafından gönderilmiş bir Mesih olduğuna inanan Moon, er geç şeytanın taraftarları olanların (yani Amerika, İsrail, Fransa, İngiltere ittifakına karşı olan herkesin) yenilerek, kendi önderliğinde Tanrı Krallığının kurulacağını iddia etmektedir…

Tarikat bir yönüyle İngiliz istihbaratının Müslümanları ve direnişlerini bölmek için finanse ettiği Babiliğe ve Kadiyaniliğe benzemektedir. Zira bu sefer ABD, Moonlar sayesinde kadim Budist kültürü ve dinini dönüştürerek Kore yarımadasında varlığını ve hâkimiyetini iyice perçinleştirmiştir. Bilindiği gibi Kore yarımadasının neredeyse yarısı Hıristiyanlaştırılmıştır. Bundan dolayı gerçekte ABD ve İsrail işbirlikçisi olan Moon’un, İslam dünyasındaki dönemin en büyük emperyal gücü olan İngiliz işbirlikçisi Kadiyaniliğin kurucusu Gulam Ahmet ve Bahailiğin kurucusu Mirza Hüseyin Ali’den bir farkı yoktur.

Çeşitli ülkelerde milletlerarası kongreler düzenleyen Moonlar, Transandantal Unity of the Religions (Dinlerin Aşkın Birliği) tezini ön plana çıkararak, toplumlara kimlik ve kişilik veren kadim dinleri, Hıristiyanlık ve Batılı değerler doğrultusunda dönüştürmek istemektedirler.

Akıllarınca, şeytanın tarafında olan ve Hıristiyanlara eziyet ve işkence eden Türkiye’nin, kendilerini Göğün Krallığına adayan Mooncular tarafından önemli bir hedef olarak seçildiği bilinmektedir. Her zaman hatırlattığım gibi, bırakın Katolik, Protestan Ortodoks Hıristiyanları, resmi Hıristiyan teolojisine göre rafizi-sapkın sayılan Mesihçi hareketlerin bile Müslümanları şeytanın yardakçıları ve askerleri olarak gördüklerini ne zaman anlayacağız? (...)

Evet, Mooncusu, Katolik’i, Ortodoks’u, Protestan’ı, Süryani’si, Yahudi’si; İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğunda istisnalar hariç, hep aynı şarkıyı söylerler: “Müslümanın en iyisi köle olanı yahut ölü olanıdır.”[1]

Bu satırlarda verilen bilgiler üzerine yorumlarımızı üçüncü kısımda yapacağız. Ondan önce bu örgütün ilahiyatçılarımızı nasıl tuzağa düşürdüğüne dair -kısmen yukarıdaki satırları da teyit niteliğinde- ikinci bir alıntı daha yapalım.

II- MOON TARİKATI İLAHİYATÇILARIMIZI NASIL ELDE EDİP DAVALARINA HİZMET ETTİRİYOR?

Ne kadar acıdır ki, Hıristiyanlığı yayma amacı güden bu teşkilat, sözüm ona “ilim adamı” kisvesindeki birçok ilahiyatçıyı tuzağa düşürüp bedbahtlığa sürüklemiştir. İtikat ve istikameti bozulan bu ilahiyatçılar sebebiyle milletimizin manevi ve milli bünyesinin aldığı yara, tedavi edilemeyecek kadar büyüktür.

Peki, bu tarikat ilahiyatçılarımıza nasıl el atmakta, nasıl beyin yıkamakta ve onları kendine nasıl hizmet ettirmektedir?

Aşağıdaki satırlar bu sorulara cevap teşkil edecektir kanaatindeyiz:[2]

“Moon isimli bir rahibin CIA’nin desteğiyle kurduğu ve geliştirdiği “Birleşik Kilise Hareketi” olarak nitelendirilen Misyoner Moon Tarikatı 1980’li yıllardan itibaren İlahiyat Fakülteleriyle ve İlahiyatçı akademisyenlerle esrarengiz diyaloglara girmiş. Prof. Dr. Niyazi Öktem şöyle anlatıyor: “Ülkemizden bazı ilahiyat profesörleri de Sun Myung Moon’un (Moon hareketini kuran rahip) düzenlediği 2-3 aylık seminerlere katıldılar. Bunlardan bir kaçının Moon’a biat ettiği, çocuklarının Mooncular tarafından ABD’de okutulduğu dedikoduları var. Hatta bunlardan biri, bir ilahiyat fakültesinde dekan bile oldu.”[3]

Moon Tarikatı programlarına katılanlardan Prof. Dr. Yaşar Öztürk’ün Nokta Dergisi’ndeki açıklamasına göre de, Moon toplantılarına pek çok ilahiyatçı profesör katılmış: “Daha birçok ilahiyatçı da var. Eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan’dan (…) son olarak oraya giden 40 civarında ilahiyatçıya kadar pek çok kişi var. 40 gün için gittiler, orada kaldılar.”[4]

“Mooncular, ülkemize de son on yıl içinde, dört misyoner göndermiştir. Bunlardan biri kendisini müslüman olarak tanıtan, gerçekte bir Mooncu olan Muhammed Yahya Thompson’dur. Doç. Dr. Süreyya Şahin’in verdiği bilgiye göre, Marmara İlahiyat Fakültesi’nde bir süre lisansüstü eğitim yapan Thompson, buradaki birçok akademisyen ile Moon Örgütü arasındaki ilişkiyi kurmuştur. Thompson ve iki arkadaşı, okul çevresinden epeyce tepki görmüştür. Dördüncü Mooncu görevli kalmış ve dünyanın çeşitli yerlerindeki toplantılara politikacıların, bürokratların, gazetecilerin, bilim ve din adamlarının davetini üstlenmiştir. Mooncu ajan misyoner John H. Thompson, 1989’da Milli Gazetedeki röportajında Moonculuğu ısrarla savunmuştur. [5]

Bu satırlarda yer alan gerçeklerle ilgili şu değerlendirmeleri yapmak mümkündür:

III- GENEL DEĞERLENDİRME

1- Moon Tarikatının Kuzey Koreli bir papaz tarafından kurulması düşündürücüdür. Baştan Budist bir inanca sahip olan bu papaz, Hıristiyan olduktan sonra Güney Kore merkezli yoğun bir Hıristiyanlaştırma faaliyetine girişmiştir. Geçmiş yıllarda yaptığımız bir Uzak Doğu seyahatinde Güney Kore’nin başkenti Seul üzerinden uçakla geçerken gösterişli binalar üzerine çakılmış çok sayıda haç işareti görmüştük. Bunlar Moon Tarikatı faaliyetleriyle Hıristiyanlığın yayılması sonucu kurulan kiliseler idi. Verilen bilgilere göre bu tarikat yoluyla Güney Kore’nin yüzde kırkı Hıristiyanlaştırılmıştır. Bahsi geçen ilahiyatçılarımız işte böyle tehlikeli bir kuruluşun ağına düşmüştür. Eğer tedbir alınmazsa aynı tehlikenin bizim milletimiz üzerinde de baş göstereceğini anlamak zor değildir. Moon Tarikatının faaliyetlerini Vatikan’ın dinlerarası diyalog projesiyle birlikte değerlendirmek mecburiyeti vardır. Zira her ikisinde de hedef Hıristiyanlığı dünya dini haline getirmektir. Ve bu hedefe ulaşabilmek için İslam’ın imha edilmesi yahut mahiyetinin değiştirilmesi söz konusudur. Maalesef Hıristiyanlık dünyasıyla komşu olan Türkiye bu hususta pilot bölge seçilmiş, manevi ve milli kimliğimizin imhası için gerekli bütün hesaplar yapılmıştır. Onun için her birimiz Müslüman Türk milletinin birer ferdi olarak bu menfur hesaplar üzerine mutlaka kafa yormalı, tedbir cihetiyle gerekeni yapma azminde olmalıyız.

2- Hıristiyan Moon Tarikatının ABD’de CIA’nın desteğiyle kurulmuş olması, meseleyi siyasi ve ideolojik boyutlara da taşıyor. Bizim ilahiyatçılarımıza da el atıldığına göre, demek ki bu siyasi ve ideolojik hesapların içinde Türkiye de vardır. Milletimiz, devletimiz, coğrafyamız hedef tahtasındadır. Nitekim Mooncuların Türkiye’yi “şeytan safında” göstermeleri bir realite olarak ortadadır.

3- Yukarıdaki satırlarda verilen bilgilere ilave olarak, ABD’de büyük bir Yahudi örgütü olan ADL’nin Moon Tarikatını desteklemesi de, Yahudi - Hıristiyan ittifakı ile İslam’ın hedef alındığının bir delilidir. Ki bu örgüt FETÖ’yü de desteklemiştir. Mesela 10 Mart 1998’de Zaman Gazetesinde “Türkiye’de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevik Bir, TBMM Başkanı Çetin ve Dışişleri Bakanı Cem’den sonra Fethullah Gülen ile görüştüğü ve bu görüşmede; Gülen’in, ABD’nin en etkili Yahudi Lobisi olan ADL’nin teklifiyle hazırladığı hoşgörü ve diyalogla ilgili kitabının çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğu, bittiğinde ADL tarafından basılarak dünyanın dört bir yanında dağıtılacağı” haberi yer almıştır.

4- Yaşar Nuri Öztürk ve Eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan’ın ifadelerine göre, bu tarikatın tuzağına düşen pek çok ilahiyatçı vardır. Her şeyden önce bu ilahiyatçıların ferdî kimliği açısından, ahiretlerini tehlikeye atan itikadi bir felaket söz konusudur. İki günlük dünya menfaati için dinini satmanın ne büyük zillet olduğunu anlamak hiç zor değildir. Nitekim mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim’de az bir dünya menfaati için dinini satanların karınlarına ateşten başka bir şey koymadıkları ve bu yaptıklarına karşılık onlara acı bir azap tattırılacağı haber verilmektedir. (Bakara: 174.)

5- Bu bedbahtlar, İslam’ın ve ülkemizin düşmanlarıyla birlikte olup manevi ve milli çöküşümüze sebep olmak gibi bir fecaate de imza atmaktadırlar. Elbette ki bunu yapanlar er geç milletimiz tarafından da mahkûm edilecek ve lanetle anılacaktır. Yazıklar olsun.

SONUÇ

Bu satırları kahrolarak yazıyorum:

Hiçbir millet ve devlet kendi sonunu hazırlayacak faaliyetlere müsaade etmez.  Bu çalışmalar fikir özgürlüğü, akademik çalışma vs. olarak da kabul edilemez. Bu görüntü altında Müslüman Türk milletinin mezarı kazılmak istenmektedir.

Bu gidişata dur demek adına siyasi, dinî ve kültürel bütün tedbirler alınmalı, bu örgütle bağlantılı olarak yurt dışına çıkan bütün ilahiyatçı ve akademisyenler tespit edilerek manevi ve milli değerlerimiz aleyhindeki faaliyetleri engellenmelidir. Bundan sonra hiç kimsenin bu tuzağa düşmesine izin verilmemelidir. Moon Tarikatı denen bu yapılanmanın Türkiye düşmanlığına gereken tepki gösterilmelidir. Bütün bunların yapılabilmesi için siyasi iradeye düşen vazife de ortadadır.

İslam’ı imha yolunda döşenen taşları saymaya devam edeceğiz. 

 

[1] Moon Kilisesi ve Türkiye, 06 Ara 2005, https://www.milligazete.com.tr/haber/1074536/moon-kilisesi-ve-turkiye

[2] Hasan Erden, Papazlar İslam İlahiyatçılarına Neler Yaptırıyorlar? Yazıya şuradan ulaşılabilir:

https://www.gunisigigazetesi.net/papazlar-islam-ilahiyatcilarina-neler-makale,2121.html

[3] Milliyet, 04.12.1997, Hürriyet, 03.04.2002

[4] Nokta Dergisi, 25-31.08.1996

[5] M. Emin Gerger’in röportajı, 27 Mayıs 1989 tarihli Milli Gazete.

Yorumlar