29 °c

SİYASİ BOŞLUK

Hayat boşluk kabul etmezken, Türkiye siyasetinde boşluğun oluşması zaten olası değildir. Bu sebepledir ki, gerek sol ve gerekse sağ siyasette ki meydana gelmiş zamansal boşluklar, çok çeşitli fraksiyon ve oluşumlarla kapatılmış ( genelde böyle bir algı oluşumunun ötesine de geçememiş ) ve çeşitli isimler altında nevi şahsına münhasır tipolojiler siyaset sahnesinde arz-ı endam eylemiştir.

Yirmi sekiz Şubat darbesi sonrası siyasi hayatın dışına ittirilen Refaf partisinin bıraktığı ( zoraki bıraktırılan ) geniş boşluk, Ak parti ile doldurulmuş ve yaklaşık on sekiz yıldır da bu minvalde devam etmiştir.

On sekizinci yılına dayanan iktidar olmanın çok büyük avantajlarını kimi zaman yerli yerinde ve kimi zaman da izahı mümkün olmayan hatalarla bezeyen Ak parti, son tahlilde ununu elemiş ve eleğini asmış durumdadır.

Bütün bunlar dolayısıyla sağ blokta çok büyük yarılma, yırtılma ve devasa alan boşlukları meydana gelmiş olması dolayısıyla, kulakları sağır eden alternatif arayışlar, farklı isimler altında ki oluşumlara heyecan ve umut vermiştir.

Hepimizin tanıdığı isimlerin ve çok çeşitli duyumlar aldığımız bir takım oluşumların hız kazandığı yönündedir. Böylesi bir girişim hayat bulur vücuda gelir mi bilinmez ama, sağ blokta ki devasa boşluk, görülemeyecek küçüklükte değildir.

Türkiye siyasi hayatında mevcut boşluğu dolduracak son derece markakalaşmış, yeteri kazanım ve tecrübeye sahip ve bu anlam da yetişmiş kadrolara elinde bulunduran Millet partisi ve Saadet partisi, bahse konu olan boşluğu doldurmaya en ehil hareketlerin lokomotifi cinsindendir. Ancak, her iki hareketinde gençlerle olan iletişim zayıflık ve kopukluğu, taşıdıkları o yüksek tecrübe ve kazanımları yeteri yüksek sesle dile getiremiyor oluşları, partilerin kaybı olmaktan ziyade Milletin kaybı niteliğindedir.

Faal, dinamik, çağı doğru okuyan, yetişmiş gençlerle kurmaları gereken dirsek temaslarında ki cılızlık, aradaki boşluğu doldurabilirlik kanısını da millette uyandırmakta ki en büyük eksiklikleridir.

Ortam ve konjönktör kendileri için son derece verimli iken, bu devasa boşluğu doldurmaya hem ehil ve hem de hak sahibi olmalarına rağmen, ses getirici reklam, iletişim ve imaj çalışmalarında ki düşük volüm, halkın kendilerini duyma eşiğinin de altında kalmaktadır.

Böylesi bir atmosferde doğru, çağcıl, bilimsel ve toplum sosyolojisini anlayan ve kavrayan canlı birkaç projenin çok ciddi ses getireceği gerçekliği çıplak şekilde ortada duruyorken, bahsettiğim partilerin bu denli içe dönük kalışlarını anlamakta son derece zorlanıyorum.

Gerek siyasetin kendisinin oluşturduğu bu boşluk ve gerekse Milletin kendisinden kaynaklı bir arayış, bu iki parti için bulunmaz kaftan niteliği taşımaktadır. Üstelik, bu boşluğu doldurabilecek bütün enstürmanlara sahip olmalarına karşın etkisiz, cansız ve hareketsiz oluşlarının da makul bir izahını bulmakta zorlanıyorum.

Görsel ve yazılı basınla birlikte sosyal medya üzerinde ki profesyonel bir yapılanma ve bu platformları efektif kullanmanın getirisi, tahayyül edilenin çok daha ötelerinde olacaktır.

Uzunca yıllara dayanan tecrübe, çok çetrefelli süreçlerden geçmişliğin getirdiği kazanımlar, yetkin ve yetişmiş kadroların varlığı, maça çıkmazdan evvel önemli bir avantajı kendileri için sağlarken, toplum ile olması gereken sıcak ve heyecan dolu kontağı kuramamış olmalarıda, anlaşılmaz taraflarının bir başka boyutunu teşkil etmektedir.

Bu devasa boşluğu göremediklerini iddia etmem elbette haksız ve haddi aşmış bir yaklaşım olacaktır. Ancak, görüyor olduklarını kabul edip, bahsettiğim bitirici hamlelerini görmediğim gerçekliği, çok daha şaşılacak bir garipliğin kendisidir.

Her iki partinin bir ekol, bir okul, bir disiplin olduğu, büyük ve geniş bir bilgi ve tecrübe havuzunun sahibi olduklarını biliyor olmam ve bununla birlikte, bütün bu değerleri milletin beğenisine sunamıyor olmaları, Türkiye için ciddi ve önemli bir kayıptır.

Bu her iki partiye, belki haddimi aşarak bir tavsiye de bulunmak istiyorum.

Biliyor ve inanıyorum ki; bu Millete anlatacak, paylaşacak ve söyleyecek yığınlarca çözüm esaslı birikimleriniz, çalışmalarınız ve projeleriniz olmasına karşın, istenilen heyecanı oluşturmakta etkisiz kalmaktasınız.

Ya gerçekten elinizi taşın altına koyun ve ya tamamen çekilin siyasi hayattan. Zira sahip olduğunuz değerlerin farkında olduğum için bu haliniz yüreğimi yakıyor…!

 

 

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA YAPILAN YORUMLAR1 YORUM
  • Vicdani 27 Haziran 2019 11:29 Size sonuna kadar katılıyorum. Bir kere baştan gençlerle iletişim kanalını açmak için genç ve dinamik başkanlara ihtiyaç var. Anında geri dönüşler başlıyor. İmamoğlu canlı bir örnektir. Ne partisi ne de kendisinden hoşnut olmasam da Demirtaş canlı bir örnektir. Muhafazakar Kürt kökenli gençlerin bile dikkatini celbediyor. Onursal başkan olmak çok mu zor. Örneğin MHP'nin genç bir başkan ile %20'nin üzerine çıkması ütopik değildir. Hakeza SP, AKP'ye alternatif olabilir bu yöntemle.

    CEVAP YAZ 0 0 (0) Öne çıkart

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.