1388 Defa Okundu

Bilen bilir bi tükenmez benim öfke nöbetlerim. Tükenmez derken de ota b… ka hiddetlendiğim gibi ucube bir kanaate ulaşmış olanları, nev-i şahsına münhasır tiplerden sayacak ama özel bakıma almak gibi bir lüks için harcayacak tek saniyem dahi yok.

Gelelim öfke nöbetlerime!

Gecenin en karanlık ve en kuytusunda bile güneşin doğacağına, her zorlukla birlikte bir kolaylığın geleceğine elbette inancım vardır. Lakin hiçbir şeyin kendiliğinden gelmeyeceğini bilmem dolayısıyla, gelecek olanların hareketlenmesine dair benim öfke nöbetlerim.

Akordu bozulmuş insanın, duygunun, hukukun, empatinin mebzul miktarda fettana gebe olduğunu pas geçmem ne mümkün! Biliyorum ve yakinen tanıyorum fettanların tamamını ve dolayısıyla kanım beynime pompalanıyor ve ben öfke nöbetleri tutuyorum.

Bana ait olmasının ya da olmamasının ne önemi var? Dert, sorun, sıkıntı ve adı her neyse insana ve insanlığı abandone eden, dikili veririm tam karşısına ve aydınlığın tecelli edeceği zamana kadar başlarım öfke nöbetleri tutmaya.

Biliyorum ve tanıyorum bütün ayrık otlarını. Biliyor ve tanıyor olmam dolayısıyla rıza gösteremiyor, kabullenemiyor, görmedim ve duymadım diyemiyorum. Hırpalıyor beni, yoruyor, üzüyor, incitiyor… ve ben başlıyorum öfke nöbetlerime.

Hazır komuta bekleyen bir sürü ajitatör yavşak, nöbetlerim aksamasın diye önlerine konulmuş culuş bahşişlerinden dolayı gevrek kahkahalar ile huzur ve kahkahaları katlederken onları izliyor ve görevlerini bihakkın yerine getirmiş olmaları dolayısıyla başlıyorum öfke nöbetlerime.

Yoruluyorum dostum yoruluyorum. İncitiyorlar beni ve ben üzülüyorum. Sızım sızım sızlıyor insan olan da olması gereken bütün melekelerim ve o an başlıyor öfke nöbetlerim ve haliyle kök söktürüyor, kan kusturuyorum bütün müsveddelere.

Sert ve hesap soran bakışlarım bir ok gibi saplanırken muhatabın bağrına, kenar mahallenin, varoşların serserileri yeni peydahlanmış villalarının pencerelerinden bana bakıyor ve görür görmez başlıyorum öfke nöbetlerine insan bozuntularını.

Nokta atışı yapıyorum bütün müstekbirlerin alınlarına. Her nokta atışımdan payına düşeni alıyor müstekbirlerin sunaklarında saygı dolu ayin törenine katılmış müminler. Vurduğum her hedefin büyüsü, tınısı ve tılsımı kuşatıveriyor sunakların kurbanlarını.

Dinliyorum pür dikkat orayı, doğayı ve kan sesini. Kan beynime sıçrıyor beyinsizlerin yaptığı haram ibadetler sonucunda ve ben başlıyorum öfke nöbetlerime.

Kör kütük akıl ve duygu sarhoşu yığınlar, nasır tutmuş kalpleri ve kösele suratları ile bütün hayvanat, insan ve nebadatın katilleri donakalmışlar karşımda ve ben bir kez daha başlıyorum nokta atışlarına. Hedefini tutturmuş her öfkem bir sonraki nöbete hazırlıyor beni.

Haramın obezleri ve dolayısıyla hasenatın katilleri bir bir düşerken toprağa, geride bıraktıkları piçleri koca bir endişe olup çöküveriyor omuzlarıma. Hadi çık çıkabilirsen bu harbin ortasından yarasız, beresiz ve sapa sağlam ve sonra elden bırakmam mümkün mü öfke nöbetlerini?

Zevahiri kurtarmak gibi ucube hayallerim hiç olmadı. İçine ve dibine zuhur etmek, kökünden kurutmak ve sonra ki nesilleri müteşekkir bir esintinin orta yerine emin bir şekilde bırakıvermek için kusursuz, eksiksiz ve istikrarla tutuyorum öfke nöbetlerini.

Ey beni anlamlı kılan, kabardıkça beni temizleyen öfke nöbetlerim müteşekkirim sizlere. Mahcup bir sevincin dışa vurumu ve hüsranın umuda dönüşmesi sonucu daha bir sarılıyor ve daha bir seviyorum öfke nöbetlerimi.

Ey Allah üzerinden geçen müptezel !

Ey Allah’ın dinini kendisine geçim kaynağı yapmış kebir fecere !

Ve Ey canlıların yüz karaları, biliniz ki siz ya da bana dar gelinceye kadar dünya severek, bilerek ve isteyerek tutacağım öfke nöbetlerimi.

Yorumlar