5884 Defa Okundu

Bazı insanlar ismiyle müsemmâdır. Cemal Kaşıkçı da bunlardan biriydi. Arapça bir kelime olan Cemal, çok sevilen, güzel yüzlü ve doğru sözlü manalarına gelmektedir. Cemal de adı gibi güzel bir adamdı. İyi bir insan, sadık bir dost, doğru sözlü ve temiz bir kalbe sahipti. Sözünde ve işinde samimi, kelimeleri ve kalemiyle eliştirirken dahi içten davranan, coğrafyamızın kaygılarını da kalbinde ve aklında taşıyan mümtaz bir şahsiyetti. 

21. yüzyılın en haşin, en barbar ve en vahşi ölümcül saldırılarından birine maruz kaldı. Kokuşmuş ve köhnemiş küresel sistem bu mazlum adamı savunmakta imtina etti. Irak’taki, Suriye’deki, Filistin’deki ve Afganistan’daki katliamlara ses çıkarmayan uluslararası kurumlar elbetteki bu olaya da ketum kalmıştı, hatta gözardı etmişti. ABD’nin sabık devlet başkanı Trump’ın ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ekranlarda açık bir şekilde bu suskunluklarının ödülü olarak işi silah ticaretine ve paraya dönüştürmesi ise bütün dünya için büyük bir ar ve utanç olarak kalacaktı. 

Halbuki herkes bilir ki, kutsal kitaplar bugün yeniden nazil olmuş olsa, belki de Ashab-ı Uhdud kıssasındaki insanlar gibi Cemal’in de adı geçecekti. Zalimlerle doğru sözlü bir adamın hikayesi diye… Cemal davasını çeşitli küresel çıkarlar uğruna devletler kapatmış olsa bile insanlık vicdanında ve Yüce Allah’ın katında davası asla sona ermeyecektir. Bu meyus, meşûm ve şenî olaya sessiz kalanlar veya karışanlar, vicdanlarının sesinden dolayı hiçbir zaman rahat uyuyamayacaklardır. Unutulmamalı ki, kimi insanlar gidişleri ile insanlığa yeni ufuklar açar. 

Cemal Kaşıkçı davasında başından beri “Cesedi nerede?” diye sorduk. Bugün bu sorunun belki de önemi kalmadı. Ama bu kez sorulması gereken sorular şunlar: Bu dava karşılığında ne alındı? Cemal Kaşıkçı’nın yitirilen canı acaba İslam alemi için anlamlı bir şekilde değerlendi mi? Suudi Arabistan, Cemal Kaşıkçı gibi suikastlerine son verecek mi? Ya da haksız yere zindanlara tıkadığı büyük İslam alimi Selman el-Avde ve Kabe’nin imamları gibi yüzlerce ümmetin seslerini serbest bırakacak mı? Bundan sonra ne olacak? Medyada adları tek tek yazılan ve resimleri boy boy verilen katiller cezasız mı kalacak? Bizim hakimler, davayı tevdi ettikleri Suud’daki yargıyı takip edebilecekler mi? Bu olayda hedef Türkiye değil miydi? Yüzyıl önce Türkiye’den Suudi Arabistan’a göçen bir ailenin evladı olan Cemal Kaşıkçı’nın kanı yeni umutların yeşermesine vesile olacak mı? 

Hasılı kelâm, Cemal Kaşıkçı’yı vahşice kaybetmenin üzüntüsünü derinden yaşıyoruz ilk günkü gibi… Fakat onun çektiği acı bundan sonraki acıları dindirmede bir nebze olsun faydalı olacaksa, onu öldürenler cezasını bulacaksa,  Türkiye ve Suudi Arabistan arasında daha sağlıklı ilişkilere ve onun ötesinde İslam aleminin faydasına olacaksa belki bir nebze üzüntümüz hafifler. Ama bunlar olmayacak ve Cemal’imizi bizzat öldürenler cezasız kalacak ise buradan gelecek için güzel bir yol çıkmaz… 

Cemal Kaşıkçı, Resûl-i Ekrem (sav)’in medfun bulunduğu Medine-i Münevvere’yi çok seviyordu. Medine’nin kendisine huzur verdiğini söylüyordu. Orada yazdığı yazılarının daha bereketlere vesile olduğunu belirtiyordu. Peygambere komşu olmanın muştusunu iliklerine kadar hissediyordu. Bu dünyada Allah’ın Resulüne komşu olmadı, ancak İnşaAllah ahirette Muhammed (sav)’e komşu olur. Melekler yoldaşın olsun, ey güzel adam!... 

Yorumlar