888 Defa Okundu

Masmavi bir deniz Akdeniz.Gündüzleri gök ve deniz.Akşamları ise sukün ve neşe. Buydu medeniyetleri cezbeden Akdeniz.Işıl ışıl kıyılarında, derin ufuklara gark eden dalgaları ve engin coğrafyalara sizi alıp götüren temaşasına doyamadığınız yıldızları.Şairlerin ilham perisi.Nezih ritmi ve bol gitarlı şarkıları ile kıyılarında seyrü sefere çıkaran melodisi.İşte buydu insanın içini ısıtan Akdeniz.

 Kadim imparatorlukların kıyılarına ulaştığında yükseldiği ve kıyılarından uzaklaştığında ise çöktüğü bir denizdi Akdeniz.Bütün savaşlar neredeyse istisnasız burada kazanılır ve burada kaybedilirdi.Fenikelilerden Kartacalılara, Yunan’dan Romalılara, Mısır’dan Bizans’a ve Endülüs’ten Osmanlı’ya büyük imparatorluklara beşiklik eden bu masmavi coğrafya, bugün sadece göçmenleri taşıyan küçük titanik trajidelerinin yaşandığı bir deniz değil bilakis büyük bir yağmanın eşiğinde hem kirletilen hem de katledilen bir deniz.

 Bir zamanlar Batılılar tarafından “Müslüman Gölü” olarak adlandırılan dünyanın bu en kapalı denizinin, engin okyanuslara biri Süveyş Kanalı ve diğeri Cebelitarık Boğazı’ndan iki çıkış kapısı bulunuyor.Etrafı 11 Avrupa ülkesi, 5 Afrika ülkesi ve 5 Asya ülkesiyle çevrili olan bu bölge, dünyanın en önemli jeopolitik ve stratejik denizlerinden biridir.Dünya ticaretinin önemli bir bölümü de bu deniz üzerinde yüzen yüzbinlerce gemi aracılığıyla yürütülmektedir.Ayrıca Akdeniz kıyıları, dünyanın bir numaralı turizm bölgesidir.

 Akdeniz’in altında geniş dogalgaz ve petrol rezervlerinin keşfi ile birlikte, bu denize büyük güçler ve yükselen güçler daha büyük önem arzetmeye başladı. Bugün üzerinde onlarca ülkenin donanmasının dolaştığı Akdeniz, insanlığın gelecekteki kaderinin yanı sıra zenginliğin, demokrasinin ve özgürlüğün de sınırlarını tayin edecek.Muhtemel bir üçüncü dünya savaşının çekişme alanlarından biri olarak da gösterilen Akdeniz, halihazırda bir sessizlik ile etrafı seyretmekte.

 Osmanlı Akdeniz’e ulaştığında buraya bu ismi vermesinin sebebi bu denizin onlar nazarında güneyde olmasıydı.Çünkü eski Türkçe’de “Ak” güney demekti.Yani atalarımız Akdeniz dediklerinde hakikatte güney denizi demek istiyorlardı.Yine eski Türkçe’de “Kara” kuzey demekti.Karadeniz’e de atalarımız kuzey denizi demek için bu ismi vermişti.

 

 

 

 

Yorumlar