476 Defa Okundu

Aile içi şiddet, her yaşta, toplumda, sosyoekonomik grupta ve eğitim düzeyinde, meydana gelen yaygın sorunlardır. Bu sorunlar, birbirine bağımlı ya da bağımsız şekilde, aynı ev içerinde var olur. Şiddet ve şiddetin yarattığı korku, normal aile fonksiyonları üzerinde yıkısı etki yapar. Ev içerinde yaşanan şiddet, bilhassa kadını ve çocuğu etkiler. Ev içi şiddetle birlikte, yaşama, tüm aile üyelerinde fiziksel ve ruhsal hasara sebep olur.

Günümüzde aile içi şiddet önemli bir sosyal sorun olarak her gün ülkemizin gündemini işgal etmektedir.

Toplumdaki şiddet olgusu zamana, kültüre ve topluma göre değişkenlik göstermektedir. Aile içi şiddetin ortaya çıkmasında sosyal sebepler yanında göç, yoksulluk, stres, aile içindeki huzursuzluklar ve alkol gibi çeşitli sebepler rol oynamaktadır.

Aile içi şiddetin en önemli ve belirleyici nedenlerinden biri de aile içi eğitimdir. Ne yazık ki bizde erkek çocukların her şeyi yaparken ve yapma doğrultusunda teşvik görürken, kız çocuklara her şey yasak olup, baskıcı bir eğitim-öğretim görmektedirler. Bu şekilde yetişme sonucu erkek çocuklar evlendikleri zaman eşlerini kendine eşit aynı haklara sahip bir insan gibi görme yerine, kendisine ait bir eşya, bir mal gibi görmekte ve ona göre tavır sergilemektedir. Meselenin çözümü aileye düşmektedir.

Unutmamalı ki, aile içi şiddet, çok boyutlu bir problemdir. Ayrıca aynı aile içinde, farklı çeşitlerde, şiddetin bir arada yaşandığına dair veriler giderek birikmektedir. Halbuki son yıllara dek eşe yönelik şiddeti, çocukların kötüye kullanılmasını, cinsel kötüye kullanılmayı, bir bütün olarak ele almak bir yana, bunlar arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalara, üzerine eğilen politikalara ve sağaltım programlarına bile rastlamak pek olası değildi. Buna rağmen bir ailede, bir türde, şiddetin de yaşandığına dair işaret olabilmektedir. Dolaysıyla, bakıldığında, aile içi şiddetin tanınıp önlenmesinin, gelecek kuşakların ruh sağlığı açısından oldukça ehemmiyetli olduğu söylenebilir. Genellikle bu diğer türlerde şiddetin de yaşandığına dair bir işaret olabilmektedir. Binaenaleyh, aile içi şiddetin tanınıp önlenmesinin, gelecek kuşakların ruh sağlığı açısından çok mühim olduğu söylenebilir.

 

Aile içi şiddetin önlenmesine ilişkin Türk Medeni Kanunu 6284 sayılı kanun birçok yasa maddesi de bulunmasına rağmen, yine de yeterli olmamaktadır. Ancak işin kökten çözümü yine de aile içi eğitime düşmektedir.

 

Yorumlar