İbadetlerin yoğunluk kazandığı “Üç Aylar” mevsiminin son halkasında, “ümmetin ayı” olduğu haber verilen, “evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat olmak” olan Ramazan-ı Şerifle müşerref olduk. Bize bunu nasip eden Allah’a nihayetsiz hamd u senalar olsun.

Şerefin, faziletin, manevi fırsatların bizi çepeçevre kuşattığı mübarek günlerde bulunuyoruz.

İbadetlerin yoğunluk kazandığı 'Üç Aylar' mevsiminin son halkasında, 'ümmetin ayı' olduğu haber verilen, 'evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat olmak' olan Ramazan-ı Şerifle müşerref olduk. Bize bunu nasip eden Allah'a nihayetsiz hamd u senalar olsun.

İnsan için ebedi hayatı kazanmaktan daha büyük bir mesele olamaz. Kuran'da 'Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.' (Ankebut: 64.) buyrulur. Ahiret hayatını saadete çevirmenin yıl içindeki en büyük fırsatı şimdi önümüze geldi. Bu fırsatı gereği gibi değerlendirmek için ilk şart, Ramazanın ana gaye ve maksadını anlamaktır. Biz de bu yazımızda Ramazan ve orucu anlatan ayetlerin ışığında bazı tahliller yapmaya çalışacağız.

I- RAMAZAN VE ORUÇLA İLGİLİ AYETLERDEN MANA VE NÜKTELER

Acaba Ramazanı faziletli, şerefli kılan ve onu bir kurtuluş fırsatı haline sokan sır ve mana nedir? Bu sorunun cevabı Bakara Suresi 185. Ayette verilir:

'Ramazan ayı ki Kuran o ayda indirilmiştir. O Kuran insanlar için doğru yolu gösteren, hak ile batılı ayırt eden ölçüleri koyan, apaçık delilleri taşıyan Kitaptır…'

Görülüyor ki Ramazan kendisinde Kuran indirildiği için önemli ve faziletlidir. Bir başka ifadeyle Ramazanın fazilet ve şerefi Kuran'dan kaynaklanmaktadır. O halde Ramazana itibar ve sevgi, Kuran'a itibar ve sevgi demektir. Veya kişinin Ramazana ve içindeki oruca verdiği önem ve dikkat, Kuran'a verdiği önem ve dikkat nispetindedir. Bu gerçek asla unutulmamalıdır.

Kuran - Ramazan ilişkisinin zirveleştiği ulvi zaman, Kadir Gecesidir. Zira Kuran, Kadir Gecesinde Hz. Peygambere (s.a.v.) peyderpey indirilmeye başlanmıştır. Kadir Gecesi de Ramazan ayı içinde hikmete binaen gizlenmiştir. Bunun manası, Kadir Gecesini aramak iştiyakıyla Kuran'a ve onun mesajına dikkat çekmektir.

Söz konusu ayette Kuran'ın ana özelliği, 'doğru yolu göstermesi, hak ile batılı ayırması (yani Furkan özelliği), hak ölçüleri koyması ve hakkın teyidi / ispatı için apaçık delilleri taşıması' olarak anlatılmaktadır. Kuran'ın bu ana özelliği sebebiyledir ki hak batıldan ayrılır ve insanlar ebedi saadete ulaşmak için hidayet yolunu seçerler. Bunun tersi olarak, kim Kuran ölçülerinden uzaklaşırsa, batıla düşmek suretiyle dalalete, küfre ve netice itibariyle de ebedi felakete sürüklenir.

İşte Ramazan bize öncelikle bunu öğretmektedir. Bu öyle bir nimettir ki, bundan daha büyük bir nimet tasavvur olunmaz. Dolayısıyla bu nimet Kuran'ı gönderen Cenab-ı Hakkı tazim etmeyi ve ona şükretmeyi gerektirir.

Nitekim ayetin sonundaki 'Size doğru yolu (hidayeti) göstermesi nedeniyle Allah'ı tazim edesiniz ve şükredesiniz' mealindeki ifade bunu anlatır.

Görülüyor ki kişinin istikamet ve hidayet yolunda yürümesi, Kuran'la ne kadar bütünleştiği ile doğru orantılıdır. Bu manayı Tabiînden büyük alim, arif ve zahid Hasan Basrî şöyle ifade eder: 'Kim ne olduğunu bilmek isterse kendini Kuran'a arz etsin.'

II- ORUÇ TAKVA MÜNASEBETİ

Ramazanda farz kılınan orucun ana gayesinin takvayı elde etmek olduğu yine Bakara Suresinin 183. Ayetinde şöyle anlatılır:

'Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.'

Ayetin sonu 'leallekum tettekûn / umulur ki takva sahibi olursunuz' diye bitmektedir.

Nesefi Tefsirinde bu hususta şu izahat yer alır:

'Umulur ki takva ile hareket edip Allah'ın emir ve yasaklarına bağlı hareket edersiniz' Oruç sayesinde masiyetlerden uzak kalırsınız. Çünkü oruç nefsi kötülükten daha fazla korur. Onu kötü yerlere gitmekten daha çok alıkoyar, kötülüklerine set olur. Ya da bunun manası şöyle olur: Olur ki siz bu sayede muttakilerin içinde yer alırsınız. Çünkü oruç tutmak onların (muttakilerin) şiarıdır.' (Ömer Nesefi Tefsiri, c: 1 s: 526, Mütercim: Harun Ünal, Ravza Yayınları, İstanbul, 2003.)

Aynı mana Ruhu'l Beyan tefsirinde de zikredilmekte, ilave olarak gençlere evlenmeyi teşvik eden bir hadis-i şerif de verilmektedir. (Bak: Ruhu'l Beyan, İsmail Hakkı Bursevi, c:1, s: 313, Damla Yayınevi, İstanbul, 1997.)

Tefsirlerin yer verdiği, ayetteki bu 'takva' vurgusu, Ramazan ve orucun en hakim manasıdır. İşte bu takva insanları kurtuluş yoluna sevk etmektedir. Bundandır ki amellerin kabule şayan olması için takva emredilmiştir. Nitekim ayet-i kerimede '… Allah ancak muttakilerden kabul buyurur' (Maide: 27.) buyrulmuştur.

III- 'RAMAZAN' KELİMESİNİN VERDİĞİ MESAJ

'Ramazan' kelimesinin terminolojik tahlili, Ramazan ve orucun mana ve hikmetine vurgu yapar. Bu tahlilin tefsirlerde de yer aldığını görüyoruz.

Nesefi Tefsirinde 'Ramazan' kavramıyla ilgili şöyle deniyor:

'Ramazan kelimesi 're - mi - ze' kelimesinin masdarı olup, 'yakmak ve yanmak' manasındadır. Remza kökünden alınmadır. 'Şehru' kelimesi buna izafe olunmuştur.'

Aynı mana Ruhu'l Beyanda da anlatılır. (Bak: A.g.e. s: 316.)

Nesefi bu manayı 'insanların Ramazanda tutulan oruç sebebiyle açlık, susuzluk sıkıntısı ve şiddetidir' diye açıklar.

Burada Ramazan ve oruç sebebiyle nefsin tezkiye ve terbiyesine işaret vardır. Şöyle ki:

Nasıl ki demir yüksek ısı altında yanarak akkor haline gelir, cürufu atılır, ona şekil verilirse, benzer şekilde demirin karbonu azaltılıp çelik haline getirilirse, keza meyveler, bitkiler güneş altında yanarak olgunlaşır, al kırmızı renge bürünürse, tıpkı bunun gibi ham ve hantal olan insan nefsi de Ramazanda oruç sayesinde arınır, ıslah olur, terbiye edilir.

Ramazan ve oruçta hakim ve ana hedef budur. Bu izahlardan çıkan Ramazan ve oruçla ilgili manaları şu kelimelerle anlatabiliriz:

Kuran (Furkan), hidayet – istikamet, takva, Allah'ı tekbir (tazim), ona şükür, neticede nefis terbiye ve tezkiyesiyle kurtuluşa ermek, azaptan kurtulup ebedi saadeti kazanmak…

Bu bir rahmet, mağfiret ve necat iklimidir; ganimet bilinmelidir.

Allah hepimize Ramazan ve orucu bu şuurla değerlendirip, bu iklimden azami istifade temin etmeyi nasip eylesin.