MİLİTARİST TOPLUM

Militarist tolum projesi, sağlam bir projedir. Yazılı ve görsel medyası ama özellikle de sosyal medya eliyle böylesi bir projenin devreye sokulmuş olduğundan kaçımızın haberi var veya kaçımız böylesi bir sezgi içerisindeyiz ciddi kuşkularımın olduğu bir alan.

Militarist tolum projesi, sağlam bir projedir. Yazılı ve görsel medyası ama özellikle de sosyal medya eliyle böylesi bir projenin devreye sokulmuş olduğundan kaçımızın haberi var veya kaçımız böylesi bir sezgi içerisindeyiz ciddi kuşkularımın olduğu bir alan.

Militarist bir toplum inşa ediliyor/ ediyorlar. Ve hem öyle bir militarizm ki bu ne bir kuralı, ne bir raconu ne bir hukuku var. Vicdan ise, yanından dahi geçilmeyen, geçilmesine de asla müsamaha gösterilir bir ölçü değil.

Biraz hiddet, biraz vicdan kasacak bir olay organize ediliyor evvela. Ve sonra, yazılı ve görsel medyanın yanı sıra sosyal medya üzerinden servis ediliyor tüm toplumun önüne. Ve sonra, fikrin babaları devreye girerek ajite edici yazılar eşliğinde toplumun önüne atılıyor paylaşım ve olayın kahramanı. Olayın kahramanına sonradan ne oluyor!? bilenimiz yok gibi. Zaten mesele olayın kahramanı değil militarist bir toplumun inşası ve alabildiğince keskin hale getirilmesi olayıdır.

Koyun kendinizi kendi karşınıza ve sorgulayın kendi kendinizi. Kaçımız bu kurgudan etkilenmiyor ve kaçımız vareste kılabiliyoruz bu olaylar karşısında psikolojimizi?

Hangimiz bu ağa takılmıyor şu ya da bu miktarda etkilenmiyor ve istenilen çorbaya tuzumuzu ekmiyoruz? Takılmanın da ötesinde ciddi bir nefret rezervi ortaya koymakla beraber, bir de kendi hiddet ve şiddetimizi eklediğimiz ve raconumuzu koyduğumuz bir başka paylaşımı daha sürüyoruz sahaya. Birisi bir kuyuya taş atıyor kalanlarımız taş üstüne taş…

Birbirimizi bileyliyoruz birbirimize karşı. Birbirimizi boğazlamak için birbirimizden besleniyor ve birilerinin ekmeğine yağ sürdüğümüzün dahi farkında değiliz. Piyasaya sürülen şiddet ve nefret dolu paylaşıma karşın hukukun tavrı tatmin edici olmaması dolayısıyla hiddet ve şiddet sarmalı daha da büyüyor, tatmin edilmemiş ( edilmemesi de projenin bir parçası ) vicdanlar bambaşka tatmin metotları aramaya sevk ediliyor. Nasıl proje ama!?

Proje, tüm çekiciliği ile her an devam ediyor ve biz önümüze konmuş bu tip ajitatif paylaşımlara bodoslama atılıyor ve her geçen gün daha bir bileyliyoruz kendimiz ve etrafımızı. Oltaya takılmışız bir kere. Sadece paylaşımlarımız ile tatmin olmuyor günlerce gündemimiz de tutarak bir de bilmeyenleri, duymayanları da olayın içerisine dâhil ederek onları da bileyliyoruz.

Hiç birimizin bir diğerine tahammülü kalmadığı gibi, intikam ve hırs güdüleriyle tetiklediğimiz ruh dünyamız ortam, koşul ve imkânını bulduğu an da kan içecek vampirlere dönüşüyoruz. Sert, çirkin, köşeli ve uyumsuz duygu, düşünce ve emellerimiz tüm selim melekelerimizi alt ediyor ve şirazesinden çıkmış militarist birey ve toplum haline dönüşüyoruz.

Piyasaya sürülmüş bu tip olaylara karşın sağduyulu bir yaklaşım, analitik bir düşünce, süzgece tabi tutulmuş bir yorumda bulunmak aptalca bir davranış gibi algılanıyor, vicdan süzgecinden geçirilmiş bir öneri ölü bir doğum ile karşı karşıya bırakılıyor.

Merhamet ve analitik düşünceden yana epeyce yontulmuş, aşırı derece de yıpranmış ve haliyle yorgun tüm yaklaşımlar, militarist bir toplum ve bakış açısının hegemonyası altında ezilip gitmektedir. Çökmüş ve kurumuş beyinlerde hiçbir hayat belirtisinin bulunmaması, tüm yeti ve melekelerin mevcut projelerin esiri olması dolayısıyla birilerinin önü açıldıkça açılmakta ve toplum, istenilen kıvama doğru hızla yol almaktadır. Yaklaşılmaz, kıyısından dahi geçilmez bir uzlaşmazlık tüm hükmünü dayatırken, birbirimizin yaşam alanlarını gasp etmenin yanı sıra bir diğerimize yaşam hakkı dahi tanımaz bir boyuta doğru koşar adım ilerliyoruz.

Oysa her taşı yapıya özenle yerleştirme hassasiyeti içerisinde olmamız gereken bu süreç, her zamankinden çok daha büyük bir dikkat gerektirmektedir. İnsana ve insanlığa, geleceğimiz ve birbirimize insana dönük bir yüz ve yaklaşım tarzının gerekliliğinin hayati bir önem ve değer taşıdığının altını özenle çizmek istiyorum.

Issız, çorak, ırak ve tekinsiz vasıflarının öne çıktığı bu proje ve adamlarının attıkları her adımları özenle takip etmek ve göstereceğimiz reflekslerin akıl, vicdan ve sağduyu süzgecine tabi tutmamız gerektiğinin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Hepimiz,  militarist figür olmaya doğru hızla evrilirken, mevcut projeyi duyumsamamak, uyanık olmamak, bu gayya kuyusuna taş atmak ve su taşımanın vebalinin boyutlarını kavramak zorundayız.  Kederli bir algıdan yana şikayetlerimi dile getirmenin yanı sıra kederli bir alana da dikkat çektiğim kanısından hareketle, biraz daha akıl, biraz daha sağduyu ve biraz daha uyanık olmanın getirisinin paha biçilmez bir değertr olduğuna bir kez daha vurgu yapmakta hayır görüyorum.

Unutmayın ki!

Kimselere bir saatte bir milyon lira yedirmezler..!

 

 

 

 

Yorumlar