16 °c

LÂ demeden İLLÂ olmaz

Müslüman demek teslim olan demektir. Allah Teala’ya, onun emirlerine, yasaklarına, insan için va’z ettiği istikamete koşulsuz şartsız boyun eğen demektir. Ve bu teslimiyet neticesinde Selam’a yani esenlik ve huzura kavuşan demektir.

Mü’min demek Allah Teala’ya tam manasıyla güvenen, bu güven neticesinde kalbi güven duygusuyla dolup kendini güvende hisseden ve böylece kendi dışındakilere de güven veren insan demektir (Tanımlama için Mehmet Okuyan hocaya teşekkürler).

Kelime-i Tevhid Lâ ile, yani reddiye ile başlar. Özelde Allah Teala dışındaki ilahların reddi genelde ise O’nun istemediği her şeyin reddidir. Yani bir nevi, iman esasının hayat esası olarak vücut bulması halini simgeler. Sırat-ı müstakim dışındaki her yolun dışlanması gerektiğini ifade eder.

Kur’an-ı Kerim nüzul sırasına göre takip edildiğinde aynı metodun izlendiği görülecektir. Önce kurulu düzenin reddedilmesi sonra temizlenen zemin üzerine yepyeni bir düzenin kurulması.

Müslüman olma iddiasındaki bir insanın da hayatında izlemesi gereken metot budur. Günümüzde müesses şeytani düzeni yıkma ve bunun yerine hak düzeni kurma iddiasındaki Müslümanları bu bağlamda analiz edersek, istediğimiz sonucun hak ettiğimiz sonuç olup olmadığını ve başarıya ulaşıp ulaşamayacağımızı anlayabiliriz.

Bakalım hayatımızdaki LÂ ‘ lar neler olmalı ve biz ne durumdayız…

  • Lâ ilâhe illallah : Allah’tan başka ilah yoktur.

Bu cümle Müslüman ve Mü’min olmanın ilk şartıdır. Hepimiz bunu kavli olarak kabul etmiş durumdayız. Ancak tek ilah demenin tek otorite sahibi demek olduğunu da kabul etmek demek olduğunun bilincinde miyiz? Allah dışındaki diğer otorite sahibi olduklarını iddia edenleri de reddettik mi? Dünyevi iktidar anlamında söz sahibi olanların Allah’ın emir ve yasakladıklarına uydukları sürece meşru olduklarını, aksi halde hiçbir hüküm ifade etmeyeceklerini idrak ettik mi?

  • Lâ kuvvete illâ billah (Kehf-39) : Allah’tan başka hiçbir kuvvet yoktur.
  • Etkisinde olduğumuz tek güç aslında Allah Teala’dır. Diğer tasavvur ettiğimiz güçler birer vehimden ibarettir. Vehimlerimizin bize oyun oynamadığından, onları gerçek ve tek gücün önüne geçirmediğimizden, imanımızı bunlarla gölgelemediğimizden emin miyiz? Hayatımızı şekillendiren Allah Teala’dan başka güçlerin varlığına inanıyor muyuz? Para, makam, mal, evlat, rızık endişesi, gelecek korkusu vs… Amerika, İsrail, İngiltere vs… Benliğimiz… Hayatımızı şekillendirmede hangi gücün etkisi var…



  • ElLâ ta’budû illâ iyyahû (Yusuf-40) : O’ndan başkasına kulluk etmeyin.

Allah ile aramızda aracı olduklarını iddia ettiklerimize gösterilen bağlılık ve benzeri şirk unsurlarını bir yana bırakırsak, gizliden gizliye kulluk ettiğimiz diğer şeyler var mı diye durup düşünüyor muyuz? Allah’ın emirlerine apaçık zıt şeyleri bize yaşam tarzı olarak sunanlara itaatimizi sorguluyor muyuz?. Ya da heva ve hevesimize kulluk edip etmediğimizin farkında mıyız? Önlerinde el pençe divan durduğumuz yönetici sınıfında bulunanlara itaatimizin sınırları Kur’an’ın emirleri ve yasaklarıyla çizili mi?

Bir dahaki yazıda devam edeceğim inşallah.

Selam ve dua ile…

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.