KADIN CİNAYETLERİ MESELESİ

KADIN CİNAYETLERİ MESELESİ

Son on yılda kadın cinayetlerinde geldiğimiz nokta dehşet vericidir. Aşağıda 2008’den 2017’ye kadar olan dönemde hayatını kaybeden kadın sayısı verilmiştir. Hatırlatma yapmalıyım ki, bunlar resmi rakamlardır. 

Rakamlara bakalım: 

2008 – 80 kadın

2009 – 109 kadın

2010 – 180 kadın

2011 – 121 kadın

2012 – 201 kadın

2013 – 237 kadın

2014 – 294 kadın

2015 – 303 kadın

2016 – 328 kadın

2017’de 409 kadın

Görüldüğü gibi kadın cinayetleri gittikçe artıyor. 

Eğitim seviyemiz de yükseliyor (!)

Her vilayetimizde üniversite var. 

İlahiyat fakültelerine ilaveten İslami bilimler fakülteleri açıldı. 

Bunlara ek olarak imam hatiplilerin sayısı milyonu aştı. 

Zina suç olmaktan çıkarıldı ve domuz eti kasaplık et haline getirildi. (Domuz etinin ne alakası var denilmesin. Aldığımız gıdalar davranışı etkiler)

Avrupa topluluğuna gireceğiz ya (!)

6284 sayılı bir kanun çıkarıldı kadını "güçlendirmek" için. 

Bütün bu "iyileştirme" düzenlemelerine rağmen 2008'de cinayete kurban giden kadın sayısı 80 iken 2017'de 409'a çıktı. 

Kadın "bakanlarımız" var. 

Kadın milletvekillerimiz var. 

KADEM adında bir kuruluş var ki, hem "bizim mahalledeki tutucularla" mücadele içinde hem de kadını "çağdaşlaştırıyor" (!)

Fakat kadın cinayetlerine bir türlü mani olunamıyor. 

On yaşındaki yavrusunun gözleri önünde kocası tarafından boğazı kesilerek öldürülen bir anne sebebiyle bir tv kanalında yapılan programda kadın konuşmacı diyor ki, "sığınma evlerini artıralım". 

Sığınma evlerini artırmak uygun olur mu?

Kadınlarımızın “sığıntı” haline gelmesi şık olur mu? 

Kadını "koruma" adına gündeme gelen “çözümlerden” biri de şu: Şiddet uygulayan erkeği (koca) evden uzaklaştırılması. 

Zaten bu uygulanıyor. 

Tartışmalarda "şiddetin kökten çözümü için ne yapılmalı?" derdinde olanına ben rastlamadım. Varsa da ben tesadüf etmedim. 

Bizim, millet olarak aile hassasiyetimiz eğitim sisteminde genç beyinlere ne kadar veriliyor, bunu hiç sorguladık mı?

Kadının erkeğe, erkeğin kadına bir emanet olduğu gerçeğini niye kabullenmiyoruz?

Kadını “güçlendirme” ne demektir? 

Türk-İslam aile anlayışında kadının,  ihtimam gösterilen değerli bir varlık olduğu hususu eğitim sistemimizde ne kadar veriliyor?

Kadın ile erkek fıtraten eşit değil farklıdır. Bunu anlamamız gerekmiyor mu? 

Kadın ile erkeğin farklı olması ahenktir ama bu gerçek bir türlü anlaşılmak istenmiyor.  

Varsa yoksa Batılı toplumların standartları idealize ediliyor her platformda. 

250 yıldır tıpa-tıp Batıya benzemeye çalışmışız. Ama geldiğimiz nokta 2017’de 409 kadın cinayeti. 

1930’lu yıllardan beri “Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaya çalışıyoruz”. 2019’dayız hala aynı türküleri söylemeye devam ediyoruz. 

Geldiğimiz nokta kadın cinayetlerinde artış. 

Zira sabitemizi kaybettik. 

Köklerimizi zedeledik. 

Çözüme ulaşmanın en temel formülü bence şu soruyu kendimize tevcih etmektir; 

“Nerede yanlış yaptık?”

İlköğretim camiasında yetki sahipleri başta olmak üzere orta öğretim ve yüksek tahsildeki herkes bu soruyu daima hatırlamalıdır...Vesselam.

Yorumlar