Bir CHP eski milletvekili şöyle diyor: "Kahramanlar, yenilmez liderler, her şeyi bilen büyük adamlar" devrinin bittiğini, "ortak aklın" hepsinin yerini aldığını kabul etmek ve kurumsallaşmaktır”.

Bir CHP eski milletvekili şöyle diyor: "Kahramanlar, yenilmez liderler, her şeyi bilen büyük adamlar" devrinin bittiğini, "ortak aklın" hepsinin yerini aldığını kabul etmek ve kurumsallaşmaktır”.

CHP bu anlayışı yakalayabilirse muhalefet boşluğunu doldurmaya aday olabilir.

Hatırlanacağı üzere CHP’de 4 Kasım 2023’de sekizinci olağan kurultay yapıldı ve genel başkan değişti.

Kemal Kılıçdaroğlu başkanlık koltuğunu Özgür Özel’e bıraktı.

Kılıçdaroğlu defalarca seçim kaybetti ve en son Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimini de kaybetti.

Gerek CHP içinden ve gerekse Millet İttifakı paydaşlarından İyi Parti’nin itirazlarına rağmen Cumhurbaşkanı adayı oldu ve seçimi kazanamadı.

İyi Parti’nin tahminleri doğru çıktı.

Son kurultayda CHP genel başkanlığına dört aday vardı ve yarış Kılıçdaroğlu ile Özel arasında geçti.

Esasen koltuğu Kılıçdaroğlu Mayıs 2023 seçimlerinden hemen sonra bırakmalıydı vs türü tartışmalara girecek değilim.

Bu ve benzeri konular CHP’nin bir iç meselesidir.

Ben son kurultayda CHP’de meydana gelen başkan değişikliği sebebiyle beklenen “yeniliğin” ne olduğu/olacağı meselesi üzerinde durmak istiyorum.

Öncelikle şu tespiti yapmalıyız:

2010’de bir kaset meselesiyle başkanlıktan istifa eden Deniz Baykal’ın yerine gelen Kılıçdaroğlu’nun akçeli işler hususunda sicilinin kirli olmadığını ifade etmeliyim.

Yani Kılıçdaroğlu’nun dürüst tarifine uygun bir porte olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Yolsuzluk gibi şaibeli tarafı olmadığı yönünde bilgi var bende.

“Helalleşme” çıkışıyla CHP’nin tek partili dönemde halkın hafızasında kazınmış olan olumsuz imajı silmeye çalıştığını biliyoruz. Fakat parti içinde direnmeyle karşılandığını görmüş olduk.

Netice olarak Kılıçdaroğlu akçeli işlerde şaibesi yoktu ve kadın ve kız meselesiyle ilgili olarak hakkında olumsuz bir şey duymadık.  Şu durumda Kılıçdaroğlu için “dürüst” nitelemesi yapabiliriz.

Ancak Türk siyasetinde “dürüst” olmak “başarılı” olmak için yeterli değildir.

Nitekim Mayıs 2023 seçimlerinde bu durum görüldü.

Öyle tahmin ediyoruz ki, son kurultayda CHP’li delegeler bu mülahaza ile Özgür Özel’i tercih ettiler.

4 Kasım 2023 tarihinden itibaren CHP’de Özel devri başlamış oldu.

Bütün siyasi partiler iktidara gelmek için kurulur ve faaliyet gösterirler.

CHP de öyledir.

İktidara gelmek için seçmenden yeteri kadar oy almak lazım.

Seçmenden oy alabilmek için seçmenin beklentisine cevap vermek gerekir.

Seçmenin beklentisine cevap verebilmenin yegâne yolu onu anlamak/anlayabilmektir.

Seçmeni anlamak/anlayabilmek kriteri üzerinden CHP tarihine bakalım:

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasi partisi olan CHP tek partili dönem dışında niçin hiç tek başına iktidara gelmedi?

Dikkat ederseniz “tek partili dönemin dışında” ifadesini kullandım.  Zira tek partili dönemde sandık vardı fakat alternatif yoktu. Bu sebeple tek partili dönemde  yapılan seçimlere “sözde seçim” denir.

Yukarıda yönelttiğim soruyu farklı biçimde şöyle soralım:

CHP, niçin 1950 seçimlerinden sonra iktidara gelecek kadar oy alamadı?

Önceki genel başkan Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” hamlesi bunun cevaplarından biridir.  “Helalleşme” hamlesi hedefine ulaşsaydı belki CHP’nin oylarında artış beklenebilirdi.

Yeni genel başkan Özgür Özel, CHP’nin oy oranını yüzde 25 bandından yukarıda çıkarabilecek mi?

Bunu göreceğiz.

“Helalleşme” hamlesini Özgür Özel devam ettirir mi/ettirecek mi, bilmiyoruz.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, CHP 1930’lu yılların özlemi içinde olursa seçmenden iktidara taşıyacak kadar oy alamaz.

Biraz oy alır fakat iktidara gelecek kadar oy alamaz.

“Biraz oy alır” derken yüzde 25 civarında oy alabilir, demek istedim ki bu oy oranıyla iktidara gelinmiyor.

Özgür Özel, CHP’nin bildik söylemlerini devam ettirirse yüzde 25 oy oranını da muhafaza edemeyebilir.

İyi Parti genel başkanının “Kuruluş ayarlarına dönüyoruz” ifadesinin muhtevasında seçmenin derdiyle dertlenmek olduğu anlaşılmaktadır.

Yeni genel başkan Özgür Özel’in kurultayda genel başkanlığı kazandıktan  hemen sonra  DSP genel başkanı Bülent Ecevit’in mezarını ziyaret etmesi seçmeni “anlamaya çalışmak” veya eski bildik söylemlerden vazgeçmek temayülü içinde olduğu intibaını veriyor.

CHP diğer siyasi partiler gibi bir siyasi parti olmakla birlikte en kıdemli partidir.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi iktidara gelecek kadar oy alabilmek için “kıdemli” olmak da yetmez.

“Yenilmez liderler” devrinin bittiğini söylüyor CHP eski milletvekili.

Bu yaklaşım makul ve insanîdir.

Bütün parti yönetimine sirayet etmelidir.

Net olarak ifade ediyorum;

CHP,  tek partili dönemde takip ettiği bir kısım icraatlarından açık bir şekilde özür dilemedikçe ve ayrıca halkı ikna etmedikçe yüzde 25 bandını aşamaz.

Bunu lütfen bir kenara yazınız.

Vesselam…