1304 Defa Okundu

KUR’AN-I KERİM bizlerden ilkel düşünüş ve davranışlardan uzak durmamızı ister.

Hakikatin merkezine dâvet eder.

Olgunluğa çağırır.

Hayatı dürtülerimizin yönlendirmesi ile değil ilahî gerçeklerin ışığında yaşamamızı bir borç olarak üstümüze yükler.

İşte bu sebeple şirkin çirkinliğini defalarca açık seçik ifade eder.

Aklını kullanmayanlar üzerine pislik yağdırılacağını önemle beyan eder.

Gerçeği örtüp kâfirlerden olmamamız için uyarılarda bulunur.

Duruma yani çıkarına göre davranmak demek olan münafıklık alâmetlerini sıralar ki, kendimizi bu hâlden koruyalım.

Düşünmeye, derin düşünmeye çağırır ki, bir şeyleri atlamayalım ve yanlış bildiklerimizi tashih edelim.

Geçmiş kavimlerden acıklı tabloları önümüze koyar. Ki, düşünüp ibret dersleri çıkaralım.

Ümmetlerin Nebi’lerine nasıl acımasız davrandığını, nasıl alay edip aşağıladıklarını, doğru istikâmetlerinden şaşırtmak için ne gibi baskı ve hileli yöntemlere tevessül ettiklerini açıklar ki, benzer bir eziyeti peygambere bizler de bugün mânen yapmayalım.

Resul’lerden örnekler verir, kıssalarını anlatır ki, onların kişilikleri ve davranış kodlarını çözüp kendimize kılavuz kılalım.

Kısacası vahiy bizim ilkel davranışlardan uzak durmamız için lazım gelen her bilgiyi verir.

Bunun neticesinde de beşir ve nezir olma özelliği ile müjdelerle tebşir eder, azap ile korkutur.

Hepsi bizim adam olmamız içindir.

İMMATÜR ilkel demektir.

Tam gelişememiş olmayı ifade eder.

Olgunlaşamamış olmanın sancılarıyla kıvranmayı ve dürtülerin esaretinde kalındığını gösterir.

Acınası bir hâldir.

İnsanlık fazilet yarışında geri kalmış olmayı bırakın yarışa çıkamamış olmanın perişanlığıdır.

İmmatür aynı zamanda dış şartlara uyum sağlayamamak, yaşama becerisi kazanamamak ve kendi otistik hayal dünyasında yaşamak olarak da tanımlanır.

İLKEL kalanın davranışları da ilkeldir.

İnsanı ve hayatı çözümleyemediğinden psikolojik okur-yazar değildir.

Yorumlama ve analiz kabiliyeti gelişmemiştir.

Hakikat ile hayali birbirine karıştırır.

Gerçeklik algısı oluşmamıştır.

Önü sonu belli olan konuşmalar yapamaz.

Meramını ifade edemez.

Problem çözemez.

İMMATÜR kişilikler gölgede yaşamayı yeğlerler.

Havalecidirler.

Sorunları başkalarının halletmelerini isterler.

Sorumluluk almaktan imtina ederler.

Kendileri bir meseleyi enine boyuna öğrenmediklerinden babam böyle dedi, ağabeyim bu şekilde yapılmasını istedi, ablam şöyle halletti derler.

Sürekli bir akıl hocasına muhtaçtırlar.

Dinin kendilerine yüklediği bireysel vecibeleri bile başkalarının üzerinden halletme eğilimi gösterir, onların direktiflerine göre yerine getirirler, yanlış olsa bile.

Yanlışsa hocamın yanlışı, eksikse şeyhimin eksiği, kusurluysa üstadımın kusuru diye düşünür kendisini onların söylediklerine tâbi olmakla kurtardığını varsayar.

Zayıf ve güçlü yanlarıyla yüzleşebilecek cesareti kendilerinde bulamadıklarından sorumluluklarını başkalarına yüklemiş olduğu zannı ile konfor alanından çıkmadan yaşayıp giderler.

SAVUNMALARI da kendileri gibi olgun değildir.

İlkeldir.

Evlilik olgunluğuna erişmeden evlendiklerinden iletişim ve geçim problemleri yaşarlar. Kendilerini değil daima muhataplarını suçlarlar.

Anne baba olma olgunluğuna ulaşmadan çocuk sahibi oldukları için onların sorumluluklarını almazlar. Kavga ve savunmalarına onları da dâhil edip o minicik ruhlara kaldıramayacakları yükler bırakırlar.

Kendilerine göre saldırı ve savunma mekanizmaları geliştirirler.

Değersizleştirme yöntemine başvururlar.

Etiketleme yaparlar.

Bölüp, ayrıştırırlar.

İyilikleri, fedakârlıkları ve hoş yönleri hiç görmezler, kusurları abartıp aşırı tepkiler verirler. Patolojik kıskançlığın pençesine düşerler, güven sorunu yaşadıklarından sürekli sadakat sorgulaması yaparlar.

Hayatı yavaşlatır, pasif - agresif davranışlar geliştirirler.

Duygularını yalıtamaz, sadeleştiremezler. Daha önce başlarından geçen bir hayat olayını şu anda yaşadıklarından ayrıştıramayıp karıştırırlar. Eski sorunlar sebebiyle yeni birini suçlayabilirler.

Yansıtma yaparlar yani kabahati başkalarına yüklerler.

Yer değiştirme yaparlar. Olaylar, yerler ve zamanlar farklı da olsa istedikleri kişiyi ustaca psikolojik tutuklamaya tâbi tutarlar.

Ve daha pek çok şey…

İşte tüm bu immatür yani ilkel tutum ve davranışlardan kurtulabilmek için kesin bilgi olan Kur’an’a müracaat etmeliyiz.

En güzel örnek olan Fahr-i Kâinat Efendimizin yaşayışına ve buyruklarına bakmalıyız.

Aklı çalıştırmalı, kalbi işlettirmeliyiz.

Ya Selâm!

Yorumlar