1080 Defa Okundu

3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan Anlaşması ile kurulan Türk Konseyi, 12 Kasım 2021 tarihinde yapılan İstanbul zirvesi ile Türk Devletleri Teşkilatı'na dönüştürüldü. Gerçeklik, karşılıklı saygı, ortak çıkarlar, ortak geçmiş ve ortak gelecek vizyonu ile hamaset ve ham hayallerden uzak sağlam temeller üzerinde akılcı ve nesnel bir şekilde emin adımlarla "Kızıl Elma"ya doğru ilerleme kaydedilmektedir. Türk Konseyi ilk etapta Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında kuruldu, 2018 yılında Özbekistan tam üye sıfatıyla Konseye dahil oldu, 2019 yılında Macaristan gözlemci üye sıfatıyla dahil oldu ve son olarak ta 12 Kasım 2021 tarihinde yapılan İstanbul Zirvesinde de Türkmenistan'ın gözlemci üye sıfatıyla katılımıyla Konseyin üye sayısı toplam 7'ye yükseldi. 

Amaç nedir? En son yapılan İstanbul Zirvesinde de kararlaştırıldığı üzere bölge içinde ve dışında barış, güvenlik istikrara katkı sunmak, ortak dış politika; siyasi, savunma ve güvenlik, ekonomik, ticari, enerji, eğitim, sağlık, bilim ve tıp, ulaşım ve haberleşme, kültürel, sanatsal ve sportif vb. alanlarda sıkı ilişki ve işbirliği, stratejik ortaklık ve stratejik eklemlenmedir...   

Hareketin temeli, 1992 yılında Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye'nin girişimleri ile başlatılan Türk Dili Konuşan Devletler Devlet Başkanları Zirvesine dayanır. 

Türkiye 1959'dan beri Avrupa Birliğinin kapısında 62 yıldır beklemekte ya da bekletilmektedir. AB'ye girebilecek mi? İhtimal düşük. Çünkü AB dağılma sürecinde, güç kaybetmekte, geleceği belirsiz. Ancak, Türkiye Türk Milleti'nin ezeli ve ebedi ideali, stratejik ülküsü Türk Birliğini gerçekleştirme yolunda sağlam adımlarla, akılcı ve gerçekçi bir şekilde ilerlemektedir. 

Ünlü büyük Türk düşünürü İsmail Gaspıralı, "Dilde, fikirde, işte birlik…",

Yine ünlü büyük Türk düşünürlerinden bir başkası Ziya Gökalp,

" Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan!

Vatan, büyük ve müebbet bir ülküdür Türklere, Turan!...",

1.Kurtuluş Savaşı'nın önderi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir Paşa'nın anılarında belirtildiği üzere, 1933 yılında Amerikalı General Mc Artur'a, bir görüşme esnasında, "Allah nasip eder ve ömrüm vefa ederse Musul ve Kerkük, Adalar, Selanik dahil Batı Trakya'yı Türkiye topraklarına katacağım", yine 1933 yılında genç bir doktorun sorusu üzerine o zaman gizli kalmak şartıyla " Devletlerin gizli ülküleri vardır, onu da Milletler yaşatır. Sovyet Birliği bir gün dağılacak, Orta Asya'da dilleri, dinleri, tarihleri ve kültürleri bizimle aynı olan Milletler bağımsızlığına kavuşacaklar. Bizler hazırlıklı olmalıyız. Onlar bize yaklaşamaz, biz onlara yaklaşmalıyız…" (İsmet Bozdağ, "Atatürk'ün Avrasya Devleti", s. 30, 31, 32,  Tevfik Rüştü Aras Anıları ve İhsan Sabri Cağlayangil teyidi, Türkolog Yazar Fatih Mehmet Yiğit, "Atatürk ve Türk Birliği", https://turuz.com), 

Orta Asya Türk Devletleri bağımsızlıklarına kavuştuktan sonra Özal ve Demirel sık sık "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne her yerde Türkçe konuşulacak, 21.asır Türk asrı olacak…",

Demişlerdi. 

Türk Birliğinin kurulması, Türklerin tarih sahnesine yeniden çıkarak 21. asra ve tarihe altın harflerle imzasını atması; İsmail Gaspıralı'nın, Ziya Gökalp'in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Turgut Özal'ın, Süleyman Demirel'in, Alparslan Türkeş'in, Necmettin Erbakan'ın, Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayaliydi.

Tabiki bilinç ve şuur seviyesi yüksek, ruh ve mana köküne sahip her Müslüman Türk'ün hayali, ülküsü ve planıdır. Doğaldır ki bu planlar ham hayal değil, rasyonel ve realist çerçevedeki planlardır.

Şu anda adım adım hayale, ülküye, kızıl elmaya yaklaşılmakta ve önemli merhaleler geçilmektedir.    

Bu aşamada kısa kısa kavramsal tanımlamalar yapmak isterim. Türk Birliği nedir? Türkistan neresidir? Turan neresidir ya da ne demektir? Kesin ve keskin tanımlamalar yapmak mümkün olmamakla birlikte, söz konusu kavramların akademik, tarihi, coğrafi, kültürel ve filoloji vb. bakımlardan tanımları belirlidir ve bilinmektedir.

Türk Birliği, devletler düzeyinde akılcı, gerçekci, nesnel; jeopolitik, jeostratejik, ekostratejik temelde; ileride siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, sosyal birlik ve kenetlenme hedefi olan uluslararası bir oluşumdur.

Ayrıca bu Birliğin bölge içinde ve dışında barış, güvenlik ve istikrarı sağlama; medeni, zengin ve müreffeh toplumlar oluşturma; adalet, özgürlük ve eşitliği gerçekleştirme hedefleri de bulunmaktadır.

Türkistan, bağımsız ya da yarı bağımsız devletler halinde Türklerin yaşadığı bölgeler ve coğraflardır. Türkistan, bugünkü Çin sınırları içinde yer alan ve Uygur Özerk Bölgesi olarak bilinen Doğu Türkistan ve Batı Türkistan olmak üzere iki bölgeden oluşmaktadır. Batı Türkistan ise Orta Asya, Kafkasya, Anadolu, Balkanlar'dan oluşur.

Tabiki Türkistan sınırları dışında da Türklerin yaşadığı bölgeler ve coğrafyalar var. Buralar özerk veya başka devletlerin sınırları içinde Türklerin yaşadığı bölgelerdir. Söz konusu coğraflar Güney Azerbaycan, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Avrupa, Kırım, Kuzey Kafkasya, Kazan, Asrahan, Tataristan, Başkurdistan, Sibirya steplerinde Yakutistan...vb. bölgelerdir.

Turan, dünyada Türklerin yaşadığı bütün bölgeler ve coğraflardır.

Kızılelma: Turan Birliği de günümüz gerçekliğinde sınırların kalktığı, tüm Türklerin tek bir devlet ve tek bir bayrak altında birleşmesi olmasa bile; sınırların korunduğu, farklı devlerin ve bayrakların mevcudiyetinin varlığını devam ettirdiği reel politik ortamda tüm Türk Devletlerinin, tüm Türk bölge ve coğraflarının her alanda, ruh ve mana kökü temelinde birleşmeleri, Birlik olmaları, ezeli ve ebedi olarak kesin ve keskin bir şekilde kenetlenmeleri, eklemlenmeleridir. 

Türk Birliği, Türkistan Birliği ve Turan Birliği;

Hira Dağı ile Tanrı Dağının sarsılmaz bir bağ ile birleşmesidir,

Hira Dağının çocukları ile Tanrı Dağının çocuklarının çelikten bir irade kenetlenmesidir,

Kutsiyet için Yeni Dünya Düzeninin kurulmasıdır,

Nihayetinde Hakkın (Kutsiyetin) dünyaya hakim kılınmasıdır!!!...

Ne değildir? Hak yolunda ve Hak yolcuları arasında asla ayrıştırma, ötekileştirme ve dışlama değildir... 

 

  1. Asır Türk asrı olacaktır. Allah'ın izni ve inayetiyle tarihe Müslüman Türk'ün mührü yeniden vurulacaktır. Müslüman Türkler, her daim dünyanın her yerinde beklenenler; zalime, emperyalistlere ve soykırımcılara karşı her zaman mazlum milletlerin, ezilen halkların yanında olacak ve bağımsızlık umudu olacaktır. Adalet, insan hakları ve medeniyetin timsal kalesi olarak yükselecektir.

Saygı ve selamlarımla…

Yorumlar