Sevgimiz Felaketimiz Olmasın

Sevgi kavramı tek başına güzel olmasına güzel olmakla birlikte kişinin kurtuluşuna vesile olabileceği gibi felaketine de yol açabilmektedir. Onun için insan kimi, neyi, neden seveceğini bilmesi gerektiği gibi kimi, neyi, neden sevmeyeceğini de iyi bilmelidir.

            Sevgi kavramı tek başına güzel olmasına güzel olmakla birlikte kişinin kurtuluşuna vesile olabileceği gibi felaketine de yol açabilmektedir. Onun için insan kimi, neyi, neden seveceğini bilmesi gerektiği gibi kimi, neyi, neden sevmeyeceğini de iyi bilmelidir.

Uçan kuşlar martılar öyle lay lay lom önüne geleni sevmek yok! Sevgi ve nefretimizin bir ölçüsü olmalıdır. Ölçü, Allah(cc) ve Resulü(sav)’nün sevdiğini sevmek sevmediğini sevmemektir.

            Çok kullanılan ve Yunus Emre Hazretlerine atfedilen “Yaratılanı Severim Yaratandan Ötürü” sözü merhamet bütünlüğü içerisinde düşünüldüğünde doğru gibi görülse de derinliğine inildiğinde oldukça yanlış bir sözdür.
         

  Yaratılan her ne varsa zerreden kürreye her şeyin yaratıcısı şeksiz şüphesiz Cenab-ı Allah’tır. Yaratılanların içerisinde kendi iradesiyle Yaradan’ı tanımayan hatta düşmanlık eden insanların olduğu düşünüldüğünde bu sözün tümden doğruyu ifade etmediği açık olarak görülecektir. Öyleyse şöyle demek daha doğru olacaktır:
            “Yaradan’ı seveni, severiz; Yaradan’ı sevdiğinden ötürü”
            “Yaradan’ı sevmeyeni, sevmeyiz: Yaradan’ı sevmediğinden ötürü” 
            Onun için sevgi deyip geçmeyelim. Sevgimiz felaketimize değil selametimize yani kurtuluşumuza vesile olmalıdır.
Kişi kurtuluşa erebilmesi için mutlaka Allah(cc) ve Resulü Muhammed(sav)’i sevecek; ayrıca Allah(cc) ve Resulü(sav)’nün sevdiklerini de sevecek.
Şunu kesin ve net olarak ifade ediyorum. Allah(cc) ve Resulü(sav)’nü sevmeyen hele hele düşmanlık besleyen birine sevgi duymak insanı felakete götürür; yani, Müslümanlıktan çıkarır!

-Ömrünü Allah(cc)’ın dinini ortadan kaldırmak için çalışan, bu duruma mukavemet edenleri astıran adamı sevecek bir de baş tacı edecek; sonra da Müslümanlığı kimseye bırakmayacaksın!

-Git Allah(cc) aşkına!

Yüce Rabb’miz “Ey iman edenler, benim ve sizin düşmanınız olanları dost edinmeyin.”(Mümtehine 1) Buyurmaktadır.
Allah(cc)’ın ahkâmını ancak, Allah(cc) ve Resulü(sav)’nün düşmanları ortadan kaldırmaya çalışır.
-Ebu Cehil, Ebu Leheb, Firavun, Nemrut ve muadilleri Allah(cc)’ın dinini ortadan kaldırmaya çalışmadılar mı?
-Günümüzde de İslam düşmanları İslam’ı yok etmek için çalışmıyorlar mı?
Hem de tüm imkanlarını seferber ederek çalışıyorlar. Şimdikilerin yaptığı daha iç acıtıcı. Öncekiler öldürüyorlardı şimdikiler ise öldürmenin yanında çeşitli metotlarla imana da kastediyorlar.
Bugün Müslüman çocukları İslam’dan uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Deizm ve Ateizm virüsü önüne geçilemez bir salgın halini almış durumdadır.
-Müslüman Müslüman! Dostunu ve düşmanını iyi bilecek düşmanların tuzağına düşmemeye çalışacaksın! Kaptırmışsın kendini dünyaya çocukların kimlerin eline düşmüş, kimleri örnek alıyor umurunda değil! Çünkü, Müslümanım diyorsun; ancak, İslam’ın emir ve yasaklarıyla ilgili bir derdin yok!
-Kim dost kim düşman umurunda bile değil!
Allah(cc); “Müminler, müminleri bırakıp da, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar.” (Al-i İmran 28)
Efendimiz(sav); “Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur.”(Taberani) Buyurmaktadır.
Elbette ki gayri Müslimlerle belirli alanlarda ticari ilişkiler kurulabilir. Ancak, ortaklıklar mümkün olduğunca gayri Müslimlerle değil, Müslümanlarla olmalıdır. Gayri Müslimlerle ortaklıklarda ortağın Müslümanlara verebileceği zararlar dikkate alınmalıdır.
Ülkemizde faaliyetini sürdüren şirketlerin büyük çoğunluğunun yabancı ortağı bulunmaktadır. Bu ortakların elde ettiği kazançların Müslümanların zararına faaliyetlerde kullanılıp kullanılmadığı bilinerek hareket edilmesi daha doğru olacaktır.
Zaman zaman bu durumda olan firmaların ülkemizin düşmanı terör örgütlerine destek olduklarına ve bu firmaların ürünlerinin kullanılmaması yönündeki haberlere her türlü medyada sık sık rastlamaktayız.
Sonuç olarak; Müslüman Allah(cc) ve Resulü(sav)’nün sevdiğini sevmekle sevmediğini sevmemekle mükelleftir. Müslüman kafiri sevemez; ancak, sevmiyorum diye hiçbir şekilde zulüm de yapamaz; adalet dışı davranışta hiç bulunamaz; ayrıca, merhametli ve iyi davranmak zorundadır.
Yaşayanlara adil ve merhametli davranılması gerekirken ölenlerinin arkasından asla rahmet dilenemez!
-Herkes, her önüne gelen için bilinçsizce “Allah rahmet eylesin, rahmetli” diyor.
Arkadaş, Allah(cc) düşmanı bir kişiye Allah(cc)’tan rahmet dileme hakkını nereden alıyorsun biraz akıllı olsana, imanına zarar verebilir!
Şunu da belirteyim: Yaşayan gayri Müslimlerin İslam’la müşerref olmaları yani Müslüman olmaları için dua edilebilir ve merhamet gereği edilmelidir de.
Sevginiz felaketiniz olmasın!


 

 
 
 
 
 
 

             

Yorumlar