364 Defa Okundu

Gece bitmek üzereyken Harzemşah, “Bugün onların ahvâlini sorup soruşturuncaya kadar birkaç emir onları gözetlesin” diye buyurdu. Emirler sultanın emirini yerine getirdiler, ama sabaha yaklaştığında ne kadar aradılarsa da onlardan iz bulamadılar;

Çadıra girdiklerinde onu boş buldular ve derhal sultana bildirdiler. Sultan kalabalık bir topluluğu kaçanların arkasından gönderdi. Sabah olduğundaysa kendisi de bütün askerleriyle birlikte ata bindi. Sultan Alâeddin bir topluluğun arkadan geldiğini görünce dizginleri bırakıp tüm hızıyla at sürdü ve kendi ordusuna katıldı. Arkasından gelen topluluk Alâeddin’in kendi ordusuna katıldığını görünce geri döndü. Sultan Alâeddin askerlerine iltifat edip onları cesaretlendirdi. Savaş yeri olarak Erzincan’ın Yassı-Çemen’ini seçmişti. Askerini oraya yerleştirdi. Ertesi gün de Hârizmliler oraya ulaştılar. Üçüncü gün her iki tarafın öncüleri savaşa tutuştular, üstünlük Hârizmlilerdeydi. Dördüncü gün yine öncüler savaştılar, bu sefer de üstünlük Rûmlulardaydı [Selçuklular]. Beşinci gün her iki taraftan askerler hazırlandı, sağ ve sol yanları tecrübeli askerlere bıraktılar. Davul, dühül, nefir [boru] seslerinden, feryatlar ve atların kişnemesinden feleğin kulağı sağır oluyordu. Yıldırım gibi koşan atların ayaklarından kalkan toz, o çimenliğin göğünü karartmıştı. Birdenbire yardım yeli hak ı velilerinin nefeslerinin estiği yerden esti ve Rum [Selçuklu] askerinin bulunduğu taraftaki tozu toprağı alıp Hârizm askerinin gözlerine serpti. “Güç yetmeyen şeyden kaçmalı” korkusu yüreklerine tesir etti ve Sultan Alâeddin’in sancakları galip geldi. Askerleri Hicri 627’de [1229] zafere kavuştular. Son olarak, o zamanın kutbunun himmetinin uğuruyla öyle heybetli ve hazırlıklı bir ordunun perişan oluşu, inananlara malum olsun. Yine şekksiz [kuşkusuz] ve şüphesiz malum olsun ki, bu taifenin inayeti din ve dünyada zafer ve iyi günü sağlayarak kurtuluşa sebep olacaktır. Ânûştegînli Hârezmşâhlılar Devleti arasındaki münasebetlerinin 626/1229 Ahlat kuşatmasından önce iyi oldu u, ilk saldırının Hârezmşâhlılardan geldiği ve bunu haber alan sultan Alâeddin I. Keykubad’ın Doğu Anadolu’daki sınır bölgelere de tedbir aldığını, Hârezmşâhlı ordusunu teşkil eden askerlerin acımasız ve yağmacı oldukları, sayılarının çok ve teçhizatlarının noksansız oldukları ve bu sebeple Türkiye Selçuklu askerlerinin Hârezmşâhlı askerlerinden korktukları kanaatindedir. Fakat Selçuklu sultanının uğur getirmesi için Mevlânâ Celâleddîn’in babası Bahâeddîn Veled’in huzuruna gidip ondan muzafferiyet için himmet beklemesi, sancağını orada açılması, sefere oradan başlanması ve sultanın Türk casus kıyafetleri ile Hârezmşâhlı ordugâhında uyuduğu esnada rüyasında 2 defa Bahâeddîn Veled’i görmesi ve rüyasında onun tarafından ordugâhtan çıkması için ikaz edilmesine ve savaş esnasında Bahâeddîn Veled’in himmet buyurup toz bulutunu Hârezmşâhlı ordusuna göndermesi sayesinde Selçukluların galip geldi ini aktarmaktadır. Sipehsâlâr ‘ın bu münasebetle Selçuklu Anadolusunun açgözlü ve yağmacı Hârezmşâhlı askerleri tarafından yağmalanmasının engellenmesi ve Türkiye Selçuklu Devletinin yıkılışının engellenmesinin asıl sebebinin Mevlevîlerin atası olarak kabul edilen ve velinimeti olan Bahâeddîn Veled’e borçlu olduğunu eserinin başında belirtmesi dikkate şayandır.Eserin ilk kısmının Bahâeddîn Veled ile başlaması onun Türkiye Selçuklu Devletinin ve topraklarının Hârezmşâhlılardan korunmasındaki emeğinin az olmadığını hem sultan Alâeddin I. Keykubad hem de Türkiye Selçuklu ordusunun Hârezmşâhlı ordusunu durdurmaya gücünün yetmeyeceğini böyle bir savaşın ancak o devirde Anadolu’da himmet sahibi olan bir âlimin yani Bahâeddîn Veled’in başarabileceği bir mesele olduğunu izah etmeye çalışmaktadır. Zira sultanın seferden önce ondan himmet beklemesi, Selçuklu askerlerinin Hârezmşâhlı askerinden korktuğunun bildirilmesi ve Hârezmşâhlı ordugâhında casusluk yapan sultanın dikkatsizce uykuya dalmasının rivayet edilmesi bu meseleyi ispat etmektedir. Sipehsâlâr, rivayet ettiği bu menkıbede Türkiye Selçuklu Devletini böyle bir tehlike ve tehditten kurtardığı için sultanların, meliklerin, devlet adamlarının ve halkın Mevlevîlere minnet borçlu olduğunu hatırlatmak istemektedir.

Yorumlar