1120 Defa Okundu

“Diplomasiyi hokkabazlığa çevirdiler. Savaş kararını da uluslararası savaş hukukunu çiğneyerek ilan ettiler. Suya kılıç sallayan bir sahte pehlivanın hareketini gösteriyorlar. Apar topar Trablusgarp ve Bingazi’yi kendi memaliki olduğunu duyurdular. Balığı tutmadan satan, pençe ve dişleriyle hücuma hazır kükreyen bir aslanı öldürmeden postunu salonundaki zinet eşyaları arasında sayan hayalperest ile bu diplomatların gülünç mesleği arasında fark yoktur. Açıklamalarında gösterdikleri sebepler ciddiyetle tahlil olunmaya değeri olmayacak derecede tıflanedir. Kararlarının meşruiyeti olmayan bu efendilerin, kendisini şişiren kurbağayı taklid etmeleri çok komiktir. Uluslararası hukuku ayaklar altına alan bu kana susamışlar mezalimlerinin hesabını verecektir." 

Yüzyıl önce, 1911 yılında, İstanbul’da yaşayan Iraklı ünlü yazar Babanzade İsmail Hakkı tarafından kaleme alınan bu satırlar, o dönemde Libya’yı işgal eden İtalyanları anlatıyordu. Babanzade İsmail Hakkı’nın İtalya’yı anlatan o sözlerini bugüne uyarladığınızda sizce de Halife Hafter’in icraatlarını anlatmıyor mu? Hafter, BM tarafından tanınan meşru hükümetine karşı savaş açtı, Trablus’u bombaladı, yurtdışından paralı askerler getirdi, dışarıdan finanse edilen paralarla bazı kabileleri kendine bağlamaya çalıştı, Trablus’u alamayınca hakim olduğu bölgelerde gayri şer’i bir şekilde yeni bir hükümet ilan etti ve askeri olarak gerilemeye başlayınca da barış çağrısında bulundu. Bütün bu uygulamalar bize bu coğrafyayı işgal eden emperyalist işgalciler ile onların bölgedeki piyonları arasında büyük bir farkın olmadığını gösteriyor. Her iki tarafta, bu coğrafyayı ve halklarını sevmiyor bundan dolayı hem şehirleri yerle bir ediyor ve hem de halklarını katletmekten imtina etmiyorlar.

Babanzade’nin geçen hafta Osmanlıca’dan günümüz Türkçesine aktarılan tarihin tozlu rafları arasında kalmış makaleleri iki cilt halinde Ötüken Yayınları arasından çıktı. Geçen yüzyıldaki hemen hemen bütün olaylara makalelerinde yer veren Babanzade’nin, hem bir hukukçu hem de dünyayı gezen ve yakından takip eden biri olması dolayısıyla olaylara vukufiyetini çok bariz bir şekilde görebiliyorsunuz. 1909-1913 yılları arasında dönemin ünlü siyasi partilerinden İttihat ve Terakki Fırkası’nın gazetesi olan “Tanin” gazetesinde makaleleri yayımlanan Babanzade İsmail Hakkı’nın ilgi alanına girmeyen hemen hemen hiçbir mesele yok: “Amerika’daki başkanlık seçimlerinden Rus-Japon Muharebesi’ne, Çin’deki gelişmelerden Fas ve İran’ın emperyalizmin dişleri arasında öğütülüşüne, itilaf ve ittifak devletlerinin kendi aralarındaki dengelerden Osmanlı Devleti ile ilişkilerine kadar geniş bir dış politika sahası… Buna paralel olarak II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasındaki süreç, 31 Mart Vakası, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Girit Meseleleri, Trablusgarp Savaşı, Lübnan ve Yemen’deki olaylar, Arap coğrafyasındaki hareketlilikler, Balkan Savaşları, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin politikaları, iç politik dengeler, İslam ve siyaset, siyasi cinayetler, azınlıklarla ilişkiler, Anayasa tadilatı ve ıslahat çalışmaları, iktisadi bağımsızlık vb. gibi daha da uzayıp gidecek olan bir liste…”

Babanzade’nin dış politika ile ilgili makalelerini okuduğunuzda sanki bugünü okuyorsunuz. Olaylara çok yönlü bakmasından dolayı da her bir makalede çok yeni bilgilere ulaşıyorsunuz o dönemle ilgili. Bir hukukçu, siyasetçi, yazar ve hatip olan Babanzade İsmail Hakkı, 1876 yılında Bağdat’da doğdu. Babası son devrin tanınmış ilim ve idare adamlarından Babanzade Mustafa Zihni paşa, kardeşleri Ahmet Naim Babanzade ve gazeteci-Yazar Şükrü Baban’dır. Kardeşi Babanzade Ahmet Naim, Osmanlı’nın son ve Cumhuriyetin ilk dönem ünlü İslam alimlerinden biridir. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden üniversitelerde felsefe, kelam, ilmü’n nefs (psikoloji) ve hadis üzerine dersler veren Ahmet Naim’in bu konular üzerine yazdığı birçok kitabı bulunmakta. Babanzade Ahmet Naim, Türkiye Cumhuriyeti İlk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün önerisi üzerine ünlü Hadis kitabı Buhari’yi şerhi ile birlikte Türkçe’ye tercüme etti. 8 cilt halinde basılan Buhari tercümesi ve şerhi halen Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılmaya devam ediyor.

 

Babanzade İsmail Hakkı, 1908 seçimlerinde İttihad ve Terakki’nin Bağdat milletvekili olarak Meclis-i Mebusan’da yerini aldı. 1910’da kısa bir dönem Maarif Nazırı oldu. Hukuk ve Mülkiye mekteplerinden anayasa hukuku dersleri verdi. Siyasette ılımlı görüşlere sahip olmuş, eğitim ve ordunun siyasetten arındırılmasını savundu. 26 Aralık 1913’te sınıfta ders anlatırken geçirdiği beyin kanaması sonucundan vefat etti. Bir Irak seyahati sırasında yazdığı, Osmanlı idari teşkilatının ıslahına dair makaleler dış basında dikkati çekti. Sonra bu makalelerini “Beyrut’tan Kuveyt’e Irak Mektupları” adıyla bir kitapta neşretti. Yazdığı “Hukuk-ı Esasiye” adlı kitabı ise uzun zaman okullarda okutuldu. Ünlü Alman Devlet adamı “Bismark’ın Hayat-ı Siyasiyyesi” ve Siyonist lider Theodor Herzl’in büyük ilgi gösterdiği ve Fransa’daki Yahudi bir askerin mahkemesini konu edinen “Dreyfüs Meselesi” üzerine yazdığı kitaplar da mühim kitaplarındandır.

 

Hasılıkelam, kadim bilgi ile iştigal etmek bize tarihin tekerrürden ibaret olduğunu gösteriyor. Bundan dolayıdır ki, geçen yüzyılın yazar ve düşünürlerinin kitapları es geçilmemeli. Kendi dönemleri ile ilgili yaptıkları analiz ve yorumların ihtiva ettiği bilgiler, bugün de her aydın ve yazar için geçerliliğini muhafaza etmektedir. Babanzade İsmail Hakkı’nın 110 yıl önce kaleme aldığı bu kabil kitap ve makaleler de bu türden eserlerdir. Bu tür eserler okunduğu zaman bu eserlerde derin vukufiyetin örneklerini göreceksiniz.   

Yorumlar