932 Defa Okundu

Kardeşler arasında rekabet ve kıskançlık insanın yaratılışında var olan, peygamber çocuklarının bile kardeşini/kardeşlerini kıskandığı, sanıldığı kadar kötü olmayan doğal bir duygudur. Kabul edildiği, baskılanmadığı ve empati ile yaklaşıldığı zaman; kıskanan çocuk duygularını tanımayı, kontrol etmeyi, paylaşmayı, uzlaşmayı ve işbirliği yapmayı öğrenir.

Kıskançlık genellikle büyük çocuktan küçüğe doğru yöneltilmiş, baş etmezi zor bir duygudur. Eve yeni bir kardeş geldiğinde her çocuk anne ve babanın sevgisini sorgular. Eskisi kadar sevildiğinden emin olmak ister. Yeni gelenin onu tahtından indireceğinden korkar. Anne babanın ve aile büyüklerinin sözleri ve tutumları ondaki bu korkuyu körükler veya en aza indirir. Çocuğunuz eve yeni gelen hakkında çelişkili duygular içindeyken; ona yapacağınız “Benim oğlum/kızım kardeşini seviyor. Benim oğlum/kızım kardeşini kıskanmaz. Bir kardeşin olduğu için çok şanslısın. Sen artık büyüdün, abi/abla oldun” türünden telkinler duygularıyla örtüşmediği için kuşkularını ve kıskançlığını artırmaktan başka bir işe yaramaz.

Çok çocuklu ailelerde yetişen çocuklar daha çabuk sosyalleşir; kurallara uymada, arkadaş edinmede ve oyun kurmada zorluk çekmezler. Ailenin tek çocuğu kardeş kıskançlığı yaşamadığı, aile büyükleri tarafından şımartıldığı ve her isteği yerine getirildiği için zihinsel ve duygusal olarak olgunlaşamaz. Arkadaş edinmede, oyun kurmada, oyunun kurallarına uymada sıkıntı yaşar; paylaşmayı, uzlaşmayı zor öğrenir.

Aslında kötü duygu yoktur. Kardeş kıskançlığında ve rekabetinde olduğu gibi; kötü duygu olarak isimlendirdiğimiz duyguların da insanı olgunlaştıran, tecrübe kazandıran ve güçlendiren bir işlevi vardır. İnancımıza göre kötü duyguların temsilcisi ve savunucusu şeytandır. Eğer şeytanın bize telkin ettiği ve işlememiz için sevimli gösterdiği, bunları işlemekte haklı olduğumuzu telkin ettiği, kendimize ve başkasına zarar verecek olumsuz duyguları aklımızla ve vicdanımızla baskı altında tutar, doğruya yönlendirirsek; ruhsal ve zihinsel olarak güçlenir, zor işleri başarma yeteneği kazanırız. Kıskançlık, az veya çok her insanda vardır. Komşu komşuyu, arkadaş arkadaşı, kaynana gelini kıskanır. Kötü olan kıskançlık değil, kıskançlık duygusunu yönetememektir. Kıskançlığı iyi ve doğru işler yapan başarılı insanlara özenme ve onlara benzemeye çalışma şeklinde yönlendirdiğimizde;  kendimize ve kıskandığımız insana zarar vermemiş, kazançlı çıkmış oluruz.

Çocuktan eve yeni gelen bebeği sevmesini, kabul etmesini ve kıskanmamasını istemek demek, çocuk gelişiminden ve psikolojisinden habersiz olmak demektir. Çocuk beş yaşına kadar benmerkezci bir kişiliğe sahiptir. Kendisini dünyanın merkezinde görür. Herkes ve her şey ona hizmet etmek için vardır. Her şeye “benim!” diye tutturur; oyuncaklarını başka bir çocukla paylaşmak istemez. Kendi oyuncağını vermediği gibi; onun elindeki oyuncağı da almak, sahiplenmek ister. Üç yaşındaki bir çocuk, beş tane kardeşi de olsa, “bizim annemiz, bizim babamız” demez; “benim annem, benim babam” der. Kendisi varken anne babanın ikinci bir çocuğu neden istediğini anlayamaz. Çocuk sevgiyi de sahiplenmek olarak anlar. Yeni geleni kabullenmek demek, sahip olduğu anne ve baba sevgisini onunla paylaşmak demektir. Bu ise o yaştaki çocuk için acı vericidir.

Eve yeni bir kardeş geleceği zaman, çocuğun buna önceden alıştırılması gerekir. Anne periyodik kontrollere giderken ve doğuma hazırlık yaparken çocuğu da yanında götürmeli; ona kontroller hakkında bilgi vermeli; doğum için alışveriş yaparken fikrini sormalı, yardımını istemelidir. Bu yaklaşım çocuğa “biz bir aileyiz” mesajı verecektir.

Asıl kıskançlık belirtileri bebek eve geldikten sonra başlar. Anne ve baba bebeğin beslenmesi, temizliği ve bakımı ile ilgilendikçe, doğal olarak, büyük çocuğa eskisine göre daha az zaman ayıracaktır. Bu değişiklik çocuğu huzursuz edecek ve kızdıracaktır. Bebeğe yönelik gibi görünen kızgınlık aslında anne babaya karşı duyduğu kızgınlıktır. Çünkü anne baba eskiden tamamı kendisine ait olan zamanın büyük bir kısmını yeni gelene ayırmaktadır. Çocuk sadece zamanın değil sevginin de büyük bir kısmının yeni gelene ayrıldığını düşünür. Bu düşüncenin etkisi altında tahtından indirilmiş kral gibi kendini değersiz ve güvensiz hisseder.

Kardeş Kıskançlığının Belirtileri

Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme ve değersizlik korkusu, can sıkıntısı, iştahsızlık, uyku bozukluğu, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların farklı dozlarda bileşiminden ibarettir. Bunların en etkilileri öfke, kin, kendine acıma ve üzüntüdür.

Geceleri kâbus gördüklerini, korktuklarını, tuvalet ihtiyaçlarının geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışır; anneyi başlarında bekletirler. Anne baba ile birlikte yatmak isteyebilir ve bunda ısrar edebilirler.     

“Mutlu çağa geri dönüş” adını verdiğimiz altını ıslatma, parmak emme, biberonla beslenme gibi bebeği taklit etme ve bebekliğe dönüş davranışları görülebilir.

Anaokulu ve ilköğretim çocuklarında okula gitmede isteksizlik, gitmemek için baş ağrısı ve mide bulantısı gibi hastalık bahaneleri ortaya çıkabilir.

Kıskanan çocukta bebeğin oyuncağını-emziğini-biberonunu kırma veya saklama, “ondan nefret ediyorum, hastaneye götürüp geri bırakalım” gibi açık kıskançlık belirtileri görülebilir. Sözle ifade edilen açık belirtiler, gizli olanlarına kıyasla giderilmeleri daha kolaydır.

Anne Babalara ve Aile Büyüklerine Tavsiyeler

Kardeşi doğmadan önce çocuğa, kıskançlık duygularını tahrik etmeden, anlayabileceği bir dille aileye yeni bir üyenin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha hareketli ve farklı olacağı anlatılmalı

Eve sık misafir gelip gideceği, küçük bebeğin ihtiyaçları olduğu için annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, ancak zamanla her şeyin tekrar yoluna gireceği ifade edilmelidir.

Bebekle ile ilgili işlerde çocuğu da olayın içine katmak iyi sonuçlar vermektedir. Bebeğe isim seçmede, odasını düzenlemede, uyutmada, oyuncak ve elbise seçiminde çocuktan yardım istenmeli; yardım ve işbirliği duygusu güçlendirilmelidir. 

Anne bebekle meşgul olurken, babanın ve aile büyüklerinin iş birliği yaparak diğer çocuklarla ilgilenmesi hem annenin yükünü hafifletir hem de çocuklar kendilerini ihmal edilmiş hissetmezler.

“Kardeşinden uzak dur, canını acıtıyorsun!” ya da “Gürültü yapma kardeşin uyuyor!” gibi sözler sarf etmek, zarar verecek endişesi ile çocuğu bebekten uzak tutmaya çalışmak kıskançlığı körükleyeceği gibi; bebeğe kinlenmesine yol açacak; canını acıtmak ve zarar vermek için fırsat kollayacaktır.

Anne baba çocuğun bebeğe zarar vereceğini hissettiği zaman, uzaklaştırmak yerine, hissettirmeden uzaktan izleme yapmalı; zarar verici bir girişimde bulunduğu zaman müdahale etmeli; kardeşine vereceği zararın sonuçlarını açıklamalı, zarar vermesine göz yumulmayacağını kesin bir dille anlatmalıdır.

Kardeş Kavgaları

İki ve daha fazla çocuğun olduğu ailelerde kardeş kavgaları ve çatışmaları kaçınılmaz hale gelir. Çocuklar aynı anneyi, aynı babayı, aynı evi, aynı eşyayı ve aynı odayı paylaştıkları ve birlikte oldukları sürece tartışmak, bağrışmak ve kavga etmek için bir bahane bulacaklardır. Aslında kardeş kavgaları sosyalleşmenin bir göstergesidir. Oyun sırasında tartışan ve işi kavgaya götürmek üzere olan iki çocuğa “iyi geçinin, uslu durun, gürültü yapmadan oynayın, kavga etmeyin...” demeniz fazla işe yaramaz. Kardeşler arası çatışma ve kavgalarda şiddete başvurulmadığı sürece anne baba müdahale etmemelidir.

Küçük yaştan itibaren arkadaş edinen, sokağa çıkan, grup oyunlarına katılan çocukların; gününü dört duvar arasında aile büyükleriyle geçiren, sokağa çıkmalarına izin verilmeyen çocuklara kıyasla paylaşmayı, kurallara uymayı, işbirliği yapmayı ve oyun kurmayı daha çabuk öğrenmektedir. Erken yaşta sosyal uyum ve beceri kazanan bu çocuklar kardeşleriyle daha iyi geçinmektedir.

Kardeş Kavgalarında Hakem Rolü Almayın

Hakemlik yapmaya kalktığınızda, ne yaparsanız yapın, ne kadar adil davranmaya ve tarafsız olmaya çalışırsanız çalışın; bir taraf diğerini tuttuğunuzu, kendisine haksızlık yaptığınızı düşünecektir. Kardeş kavgalarına karıştığınız zaman çocuklar bunu alışkanlık haline getirecek birbirlerini şikâyet ederek sizi kavganın içine çekeceklerdir. “Kim başlattı” diyerek kavgaya karışmayın. Çünkü bu sorunun doğru cevabını bulamazsınız. Her çocuk diğerinin başlattığını söyleyecek; birbirini suçlamalar, tartışmalar sürüp gidecektir.

Büyük Tarafından Ezildiğini Düşünerek Küçüğü Korumaya Kalkmayın

Küçük çocuk anne ve babanın desteğini arkasında hissettiği zaman büyükle uzlaşma yoluna gitmez. En küçük anlaşmazlıkta çığırtkanlık yaparak veya gelip anne babaya şikâyet ederek büyüğü zor durumda bırakır. Büyük kardeş ana babanın koruyucu desteğini gören küçük kardeşten nefret eder. Ana baba, fiziksel şiddet ve yaralama olmadığı sürece çocuk kavgalarına karışmamalı. Küçük anne baba desteğini alamadığı zaman büyükle anlaşma yoluna gidecek; kavgalar azalacaktır.

Şiddet İçermediği Sürece Kardeş Kavgalarına Karışmayın

Çocuklar kavga ettikleri sürece tecrübe kazanır; bunu alışkanlık haline getirirler. Anne baba kavgada yumruk ve tekme atma, saç çekme, ısırma, sopayla vurma gibi fiziksel şiddet içeren davranışların yasak olduğunu, buna izin verilmeyeceğini, birbirine kızdıkları zaman bunu sözle ifade etmeleri gerektiğini kural haline getirmeli; bu konuda tutarlı ve kararlı olmalıdır. Bununla beraber küçük itişmeleri ve ağız dalaşlarını görmezden gelmeli; kendi kendilerine anlaşmaları beklenmelidir. 

Kardeş Kıskançlığı ve Kardeş Kavgaları ile başa çıkmak ve daha geniş bilgi edinmek için Uğurböceği Yayınları arasında çıkan “Eve Kardeş Geldi” isimli kitabımdan yararlanabilirsiniz.

Kardeş Kıskançlığı ve Kardeş Kavgaları - Resim : 1

 

Yorumlar