424 Defa Okundu

Yeni İpek Yolu’nun resmi adı olan Kuşak ve Yol Girişimi (BRI), bugün Çin dış ticaret politikasının en önemli ticari markası olarak kabul edilmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti, neoliberal küreselleşmenin bir sonucu olarak, bir başarı hikayesine, geçmişe bakılabilir. Küresel Güney’deki diğer birçok ülke gibi, ülke de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, büyük yapısal sorunlar ve yüksek yoksulluk oranlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Bugün Çin, büyüklüğü nedeniyle, dünyanın en önemli ekonomilerinden biridir. Ancak 1970’lerin sonlarında, Deng Xiaoping’in başlattığı dönüşüm süreci, 1990’ların sonunda ekonomik sınırlarına ulaşmıştı. Milyonlarca insan, yoksulluktan kurtuldu, refah ülkenin büyük bir bölümüne ulaştı. Ancak ticaret fazlaları, artan döviz rezervleri, özellikle çelik ve inşaat sektörlerindeki endüstriyel kapasite fazlası ve aynı zamanda Çin sanayileşmesinin olumsuz ekolojik etkileri, Halk Cumhuriyeti’ndeki siyasi seçkinler için derin endişelere neden oldu. Yeni liderliğin altında, Merkez Komitesi, dış şoklarla başa çıkmak ve Çin’in yurtdışındaki yatırımını teşvik etmek için, Dışarı Çıkma Politikasını (Global Going Stratejisi olarak da bilinir) başlattı. 2008/09 mali ve ekonomik krizi, Çin küreselleşme modelinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. O zamana kadar, özellikle Hindistan ve Çin, küreselleşmenin kazananları olarak görülüyordu, ancak şimdi özellikle ihracattaki düşüşten zarar gördüler. Çin’de 20 milyondan fazla göçmen işçi, işini kaybetti. Hindistan’da ise üç ay içinde 500.000 iş kaybı yaşandı. Bununla birlikte, Batı’nın önde gelen sanayi ülkelerinden farklı olarak Çin, krizden daha güçlü çıktı ve ardından kendisini dünya ihracat şampiyonu olarak pekiştirebildi. Küresel ekonomik krizden, beş yıl sonra Xi Jinping, “Çin rüyası”nın bir işareti olarak, büyük bir özgüvenle Yeni İpek Yolu’nu duyurdu. Çin’in Küresel Güney’deki diğer ülkelerle ilişkileri, Yeni İpek Yolu’nun bir sonucu olarak ekonomik, sosyal ve ekolojik etkilerle birlikte derin değişimler yaşıyor. Ülke, Küresel Güney’in önemli bir sözcüsü olarak, uluslararası forumlarda lider bir rol oynadı. Bunun bir örneği, Küresel Güney’de, 130’dan fazla ülkeden oluşan, gevşek bir birlik olan, 77 Grubu’dur. Grup, Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO), Doha Turu müzakerelerinde aktif rol oynadı. Yeni İpek Yolu’nun arkasındaki itici güçler, Çin sanayi ve finans sermayesidir. Batılı sanayileşmiş ülkeler, artık Çin’i, sadece ekonomik düzeyde değil, bir tehdit olarak görüyor. Çin ile ABD arasında, Küresel Güney’deki ülkeler için de ekonomik ve siyasi sonuçları olan yeni bir Soğuk Savaş yaklaşıyor. Bu ülkelerde muazzam bir altyapı açığı ve kronik sermaye eksikliği var. Çin, şu anda Küresel Güney’deki çoğu ülke için bir borç veren ve yatırımcı olarak çok önemli bir rol oynuyor. BRI, her iki sorunun da üstesinden gelmek için hem fırsatlar hem de riskler sunar. BRI sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunabilir mi? Özellikle Afrika ülkeleri için riskler nerede? Aşırı borçlu ülkeler için ne gibi çözümler var? BRI boyunca işçi ve insan haklarına uyum sağlamak için, hangi yollar ve stratejiler mümkündür? “Yeşil İpek Yolu” ne gibi fırsatlar sunuyor? Bu yazımda, bu sorulardan bazılarına yanıt bulma girişimidir. Bunu yaparken, durumu değerlendirerek BRI ile ilgili özel zorluklara sivil toplum perspektifinden dikkat çekmek istiyorum. 

Çin'in Yeni İpek Yolu

2013 yılında, Kazakistan ve Endonezya’ya yaptığı ziyaretler sırasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, daha iyi bir gelecek için bölgesel bağlar kurmak için, bir Kuşak ve Yol Girişiminin (BRI) ortaya çıktığını duyurdu. Efsanevi İpek Yolu’ndan esinlenerek, BRI’ye, Yeni İpek Yolu adını verdi. BRI, başından beri, uluslararası ticaret ve yatırım akışlarını artırmaya yönelik iddialı bir proje olarak müjdelendi. Ancak bu arada, Çin ile Orta Asya, Doğu Avrupa ve Afrika ülkeleri arasındaki siyasi, kültürel ve askeri alışverişin de yardımıyla Yeni İpek Yolu’nun, terimin ötesine geçen küresel bir stratejiyi temsil ettiğine şüphe yoktur. Yeni İpek Yolu ile “Çin rüyası”, yani Çin ulusunun, küresel bir güç olarak yeniden doğuşu gerçekleşecektir. 

Küresel bir Strateji

2013 yılı, girişimin doğduğu yıl olarak kabul ediliyor. Ancak o yıl, Xi Jinping'in yaptığı iki konuşma dışında hiçbir ilerleme kaydedilmedi. En üst düzeydeki resmi tasarım, yalnızca Dışişleri Bakanlığı’nın, Ticaret Bakanlığı ile birlikte, komünist liderliğin talimatları üzerine, 890 milyar ABD dolarından fazla yatırımla, “Tek Kuşak, Tek Yol” (2015 yılında geliştirildi) girişimini duyurduğu. Ondan önce, 2014’te hükümet ve parti içinde dikkatli siyasi müzakereler yapıldı. İlk çığır açan BRI projelerinin başlatıldığı 2016 yılına kadar değildi. Bu ilk aşamada, BRI’nin üç ana uzun vadeli hedefi tanımlanabilir: 1) bölgesel altyapının geliştirilmesi, 1) artı üretimin ihracı ve 2) Çin’in uluslararası ticaret ilişkilerinin iyileştirilmesi.

BRI, Çin’in uluslararası iş birliği stratejisindeki en önemli yaklaşım olarak kendini kanıtlamıştır. Bu, sadece bölgesel değil, küresel bir stratejidir. Çin, BRI ile küresel bir güç olarak yükselişini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bir iş birliği stratejisi olarak BRI, sadece doğrudan dahil olan ülkeler için değil, aynı zamanda ABD, AB ve Japonya gibi diğer aktörler için de jeopolitik etkilere sahiptir. Önceki ekonomik, siyasi ve askeri boyutların ötesine geçen, yeni bir uluslararası düzenin oluşumunda muazzam bir etkiye sahiptir. BRI’nin önemli bir anahtar kelimesi “bağlanabilirlik” veya “bağlanabilirliktir”. BRI, geniş bir karayolları, demiryolları, limanlar, boru hatları ve deniz yolları ağının yanı sıra dijital altyapı aracılığıyla Çin’i Avrupa, Asya ve Afrika’ya bağlamayı vaat ediyor. İki ana yol, BRI’nin omurgasını oluşturur: 1) İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 2) Deniz İpek Yolu.

Bu iki rota, sadece birbirini tamamlamakla kalmaz, aynı zamanda birbirleriyle rekabet edebilir. İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, çeşitli ana koridorlar boyunca kollara ayrılan kara yollarından oluşur. Güney Çin Denizi, Hint Okyanusu ve Süveyş Kanalı boyunca, Akdeniz’e uzanan bir dizi endüstriyel liman kenti planlanıyor. Çin bugüne kadar dünyanın geri kalanıyla dış ticaretinin çoğunu deniz yoluyla konteyner gemileri kullanarak gerçekleştirdi. BRI, Çin hükümetinin tüm ülkelere ve ilgili tüm yatırımcılara açık bir dış ticaret “platformu”na dönüşmüştür. Çin’in yeni ticaret yolları, aynı zamanda mevcut değer zincirlerinin konsolidasyonuna ve derinleşmesine yol açması gereken yeni yatırım platformlarıdır.

Mombasa-Nairobi demiryolu hattı, Jakarta-Bandung hızlı tren hattı, Çin-Pakistan ekonomik koridoru boyunca yol yapım projesi ve Çin ile Rusya’yı birbirine bağlayan Heihe otoyol köprüsü gibi ortak altyapı projeleri, yeni ticaretin inşası için ele alındı. Ayrıca Çin, son beş yılda, BRI kapsamındaki ülkelere yüzlerce yeni hava, kara ve deniz yolu açmıştır. Şu an için bu projeler ve rotalar, sadece Çin ile ev sahibi ülkeler arasındaki finansal, teknolojik iş birliğini teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda uzun vadede ticari ve ekonomik ortaklıklarını da önemli ölçüde genişletecek. Çin’in BRI kapsamındaki ülkelerle ticaret hacmi, 2017 yılında 1,44 trilyon ABD dolarına ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre %13,4’lük bir artış oldu. BRI boyunca ticaretteki artış, Çin’in toplam dış ticaretinin büyüme oranından neredeyse %6 puan daha yüksekti.

Ulusal para birimi renminbi’yi (RMB), uluslararası bir para birimi olarak kurmayı amaçlayan Çin stratejisinin parasal yönü hafife alınmamalıdır. Haziran 2018’e kadar Çin, yedi BRI ülkesiyle, RMB takas veya netleştirme sistemlerinin düzenlenmesi konusunda bir anlaşmaya vardı. Bu da RMB’nin, sabit para birimi olarak uluslararasılaşmasını daha da teşvik ediyor.

 

Yorumlar