12336 Defa Okundu

Şöyle diyordu Furkan: “Çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinledim. Kitap okudum. Araştırma yaptım. Kendimi geliştirmek için spora gittim. Yabancı dil öğrenmeye çalıştım”.

Geçtiğimiz hafta bir vilayetimizde 18 yaşında Furkan isimli bir gencimiz bu notları bırakarak intihar etti.

Ne kadar acı.

Allah ailesine ve yakınlarına sabırlar versin.

Dayanılması çok güç bir acı.

“Çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinledim” diyor Furkan.

“Her kafa yapısına uygun şarkı” ne demektir?

Şarkı dinleyerek “çok yönlü” olunur mu?

Bazen şahit oluyoruz; Falanca veya filanca kişinin ölüm yıldönümünde saz çalarak “ananlar” var.

Şayet o ölen kişi Müslümansa ve o merhumu ananlar da Müslümansa saz çalarak “anmak” ne zamandan beri uygulanır oldu?

İslam’da var mı böyle bir tatbikat?

Diyelim ki, “merhum” hayatta iken bazen saz çalmış veya  türkü söylemiş olabilir.

Bu durum o “merhumun” ölüm yıldönümünde saz çalarak “anılmayı mı” gerektirir?

Saz çalmak veya türkü söylemek “merhum” için Fatiha yerine mi geçiyor, haşa?

Bu çok tuhaf ve acayip uygulamayı anlamak mümkün değil.

Tekrar Furkan’a dönelim.

Furkan bıraktığı notta “Kitap okudum ve çok araştırdım” demiş.

Keşke “çok kitap okumak” yerine doğru kitap okusaydı.

Keşke ilmihal öğrenseydi, her şeyden önce.

Mesela ilmihal öğrenseydi, herhalde intiharın inancımızda kesinlikle yasak olduğunu bilirdi.

İlmihal öğrenseydi sevgili Furkan;  ihtimam göstermek mecburiyetinde olduğumuz canlarımızın Cenab-ı Hak tarafından bize hayatımız boyunca emanet olduğunu bilirdi.

Ama Furkan “her kafa yapısına uygun” şarkı dinlemiş.

Anlaşılan o ki, mutmain olamamış.

Sevgili Furkan’ın “her kafa yapısına uygun şarkı” dinlemesi sebebiyle tatmin olamamasında bir kusur arayacaksak, o kusur Furkan’a ait değildir.

O kusur hepimizindir.

Ehl-i sünnet anlayışını Furkan’a anlatamamışız, demek ki.

Şarkı ve türküyle ruhun tatmin olamayacağını Furkan’a anlatabilmeliydik.

Bütün varlıkların; canlı-cansız değerli olduğunu Furkan’a anlatabilmeliydik.

Canlı-cansız her varlığın değerli olduğunu fakat canlıların daha kıymetli olduğunu ve bunların içinde  en şerefli varlığın insan olduğunu Furkan’a anlatmalıydık.

Keşke sevgili Furkan hayatta olsaydı.

Keşke ailesini gözü yaşlı bırakmasaydı.

Sevgili Furkan “bir araba uğruna yıllarını harcamak istemediğini” yazmış bıraktığı metinde.

Ah sevgili kardeşim!

Her şeyin parayla ölçüldüğü günümüzde senin gencecik yıllarını israf eden zihniyete lanetler yağdırıyorum ama kapitalist sistem bu, maalesef.

Bu zalim ve insafsız sistemle mücadele etmek için gönlümüzü ve kalbimizi tatmin etmenin yegane çarenin “hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmak  ve yarın ölecekmiş gibi ibadet yapmak” olduğunu keşke sana anlatabilseydik.

Keşke anlatabilseydik.

Evet geç kaldık, bizi affet.

Ama sana ulaşmak isteyip de engel çıkaranlara hakkını helal etme!

Milletimizin genç nesillerine besmeleyi öğretmek için cansiperane faaliyet gösterenlere engel olanları affetme!

Affet  bizi Furkan kardeşim, affet!

Senin intihar etmende toplum olarak hepimizin sorumluluğu var.

Yol ve köprü yaparak seni ve senin gibi gençliği ihmal edenlerden davacı olmalısın, öbür âlemde.

Sevgili kardeşim Furkan!

Senin gibi çiçeği burnunda nice gençlerin besmele çekmesine engel olanlardan davacı olmalısın.

Sevgili kardeşim Furkan!

İsmin ne güzelmiş; “Furkan” yani doğru ile yanlışı ayıran demek.

Ailen ne güzel isim vermiş sana.

Diyorsun ki, “uyuşturucu veya bir madde etkisinde olmadım”.

Ne güzel…

Diyorsun ki, “kendimi geliştirmek için spora gittim, yabancı dil öğrenmeye çalıştım”.

Doğru bir tercihte bulunmuşsun sevgili kardeşim Furkan ama sadece vücudu geliştirmek yetmiyor ki.

Bedenen gelişmek sıhhat için iyidir fakat ruhen tatmin olunmazsa bunalım oluyor, maalesef.

Keşke sevgili kardeşim Furkan, ruhunu tatmin edecek membalara ulaşabilseydin, keşke.

Keşke, kalpleri ancak Allah’ın zikrinin tatmin edeceğini sana anlatabilseydik, keşke.

İnsan ruhunu gerçek anlamda tatmin eden Allah’ın zikridir.

Bir de şöyle demişsin sevgili kardeşim Furkan:

“Ailevi duygulardan yoksun büyüdüm. Hiçbir zaman babamla veya abimle doğru dürüst dertleşemedim, onlardan değer görmedim”.

“Dertleşemedim” diyor sevgili Furkan.

“Dertleşmek” için önce dertlenmek gerekiyor.

Görüntülü ve yazılı medyamızda ve dahi sosyal medyada hazlarımızı yarıştırmaktan başka ne  yapıyoruz?

7-8 yaşındaki çocuklara “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “topçu ve popçu”  cevabını aldığımız bir toplumda, nasıl dertleşelim?

Eline sazı alan siyasetçi vatandaştan hatırı sayılır oy alabiliyor.

Buna heveslenen bürokratların bazıları da elinde saz, ölen bir sanatçıyı yıldönümünde “anıyor”!

Ah sevgili kardeşim Furkan ah!

Aile meselesi ülkemizin en büyük meselesi.

Aile denilince akla hemen anne gelir.

Ülkemizde “annelik” maalesef yerlerde sürünüyor.

Çalışma hayatında kadın istihdamını artırmak için partilerimiz birbirileriyle yarışıyor.

Böyle söyleyince bazı dostlarımız “sen kadınların çalışmasına karşı mısın?” diye efeleniyorlar bana.

Hayır dostlar, hayır.

Ben, niye kadının çalışmasına karşı olayım?

Kadın, çalışması “gerekiyorsa”  ve ortam müsaitse elbette çalışabilir.

Çalışmak ibadet gibidir.

Helal kazanç ve alın teri, inancımızın temel şiarıdır.

Ama lütfen dikkat, kadının çalışması “gerekiyorsa ve ortam müsaitse” diyorum.

 “Gerekiyorsa” şartını iyi anlamak lazım.

“Ortam müsaitse” ifademden herkes bagajındaki ilmihal bilgisiyle değerlendirir.

Neyse mevzumuz bu değil.

Dönelim sevgili kardeşimiz Furkan’a tekrar.

Ne diyordu Furkan: “Ailevi duygulardan yoksun büyüdüm”.

Dostlar!

Bir ailede, ihtiyaç olmadığı halde anne çalışıyorsa;

Çocuk/çocuklar kime emanet?

Ya tv’deki şehvet pazarlayan dizilere veya inançlarımızı çalan çizgi filmlere değil mi?

Üçüncü bir alternatif var: O da kreşler.

Eve yorgun argın gelen anne ve baba çocuğa/çocuklara hangi şefkati ve sevgiyi versin?

Nasıl “dertleşsin”?

Çalışan bir “anne” olarak akşama kadar pestili çıkmış, evdeki çocuğun derdiyle nasıl “dertleşsin”?

Önemine binaen tekrar hatırlatıyorum: Kadının çalışmasında bir mahzur yok. Fakat ihtiyaç ise…

Ümit etmek isterim ki, başka Furkanlar ölmesin.

Furkanlara şefkat elimizi uzatmalıyız.

Furkanlar bizim istikbalimizdir.

Furkanların kalbine Allah sevgisini vermek hepimizin sorumluluğundadır.

Allah sevgisinin olduğu  kalplerde vatan sevgisi güçlü ve devamlı olur.

Allah sevgisinin olduğu bir kalp, emanete hassasiyet gösterir.

Affet bizi sevgili Furkan, affet!

Yorumlar