BARIŞ PINARI HAREKATI

Beklenen oldu, teröre karşı Suriye'de harekat 09/10/2019 tarihi itibariyle Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde başladı ve dünyanın en adaletli, en medeni ve en cesur Ordusu Türk Ordusu Fırat'ın doğusundan Suriye'ye girdi.

Beklenen oldu, teröre karşı Suriye'de harekat 09/10/2019 tarihi itibariyle Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde başladı ve dünyanın en adaletli, en medeni ve en cesur Ordusu Türk Ordusu Fırat'ın doğusundan Suriye'ye girdi. Gecikmiş ve doğru bir adımdır. Türkiye Fırat'ın doğusuna yönelik bir yıldan daha fazla süredir hazırlıklarını sürdürüyordu. 2018 yılı sonbaharında harekatın icrası düşünüldü, ancak konjonktürün uygun olmaması, diplomasi yoluyla terör hedeflerinin yok edilmesi, PKK/SDG'nin eline verilen silahların toplanması ve güney sınırların güvenlik altına alınması hedeflendiğinden ertelendi. Yaz aylarında güneye askeri yığınak yaparak siyasi, askeri ve diplomatik atak yaparak harekat kararlılığını ortaya koyması üzerine Türkiye'nin, Amerika yıllardır Ülkemizin tezi olan güvenli bölge tezini ileri sürerek Suriye'den çekileceğini açıkladı. Amerika'nın güvenli bölge ve çekileceği hamlesinin amacı Türkiye'nin yapacağı harekatı engellemek, geciktirmek, oyalamak ve zaman kazanmaktı. Amerika'nın buradaki planı güvenli bölge ile PKK'yı korumak olduğunu herkes biliyor. Türkiye Amerika ile diplomasi yoluyla güvenli bölge oluşturma ve PKK/SDG'yi bölgeden çıkarmayı denedi, ancak ortağının daha önce olduğu gibi oyalama taktikleri uyguladığını, ikiyüzlü ve samimiyetsiz olduğunu gördü. En nihayetinde diplomatik girişimler sonucunda uygun zamanda harekatı başlattı.

 

Küresel soykırımcıların, vahşi emperyalistlerin, küresel finans baronlarının hedefi her zaman, politikalarına, küresel sömürge ve soykırım düzenine karşı duracak ulus devletlerdir. 1999 yılında Dünya Ticaret Örgütü Başkanı "dünyayı biz yönetiriz, kararları biz alırız, ulus devlet hükümetleri de uygularlar. Çıkarlarımıza uymayan ulus devletler de parçalanacaktır" demiştir. 2003 yılında eski Amerikan dışişleri bakanı ve Beyaz Saray ulusal güvenlik danışmanı Condoleezza Rice, bir gazete için yazdığı makalede Ortadoğu'da  İsrail ve Filistin'in geleceği ve refahı için ve bölgenin özgürleştirilmesi amacıyla 22 devletin bulunduğu Ortadoğu'da ciddi dönüşümlerin başlatılması gerektiğini belirtmiştir. 

 

Kısaca BOP (Büyük Ortadoğu Projesi), gerçekte BİP (Büyük İsrail Projesi) bu harekatla imha edilecek ve paçavraya çevrilerek tarihin çöplüğüne atılacaktır. İslam ve Türkiye düşmanları, siyonist ve evangelistler pes edecekler mi? Hayır, emellerine ulaşmak için şartları sonuna kadar zorlayacaklardır, türlü planlarla yeniden gelmeyi deneyecekler, ancak nihayetinde kaybedeceklerdir.

 

Daha 2014 yılından itibaren bendeniz, Türkiye'nin terörle mücadelesi, içerde ve dışarda terör örgütlerinin imhası, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'de yuvalanmakta olan ve İsrail'e kardeş PKK/SDG devletleşme sürecindeki, Amerika, Batı ve İsrail tarafından hunharca desteklenen soykırımcı tüm terör örgütlerinin yok edilmesi, bu toprakların ve halkların özgürleştirilerek PKK/DEAŞ/DHKP-C/MLKP/ELKAİDE/ELNUSRA/HTŞ…. soykırım ve zulmünden kurtarması gerektiğini, terör koridorunun yok edilmesi, bölgeye barış-demokrasi-medeniyet-adalet getirerek Türk-Kürt-Arap-Fars barış, işbirliği ve kalkınma sürecinin başlatılması ve kurulması gerektiğini hep ifade edegelmişimdir.

Yazılarımda hep Türkiye'nin Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'ye girerek terörü kaynağında yok edeceğini, bölgeye barış ve özgürlük getireceğini, bunun mutlak bir kaçınılmaz son olduğunu, bunun beka ile ilgili varoluşsal realite olduğunu ve o günlerin elbet bir gün geleceğini belirtmiştim. Konu ile ilgili bu 8.yazım. Yazılarımın gerçekliği ve haklılığı ortaya çıktı. Beklenen gün geldi ve Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, İdlip bölgesinden sonra bu sürecin bir devamı olarak Fırat'ın doğusuna Barış Pınarı Harekatı başlatıldı. Bu daha başlangıç. Önümüzdeki zaman diliminde bu süreç yoğunluklu bir şekilde devam edecektir.

 

Bu harekatın sebepleri soykırımcı, çocuk ve kadın tacizcisi, silah ve uyuşturucu kaçakçısı, insan kaçakçısı, İslam ve Türkiye düşmanlarının uşağı, cami ve Kur'an yakıcısı, Leninist ve ateist, yaklaşık 55 bin insanın canına mal olan, 1.1 trilyon dolar ekonomik kayba neden olan PKK-SDG'nin sınırımızın dibinde ve Kuzey Suriye'de terör devleti kurma çabası, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik çok büyük bir tehdit ve tehlike oluşturması, Ülke ve bölgeyi ateşe vermesi, bölge halkına zulüm yapması, 700 bin insanı yerlerinden sürmesi, bölgede  demografik yapıyı değiştirmesi, BİP (Büyük İsrail Projesi)'in gerçekleştirilmesi çabalarına hizmet etmesi, terör koridoru kurmak istemesi...dir. Ayrıca Türkiye'de memleketine dönmeyi bekleyen 5 milyon Suriyeli mültecinin bulunuyor olması da bu harekatın gerekçelerinden biridir.

 

Fırat'ın doğusuna yönelik Kuzey Suriye'de icra edilen Barış Pınarı harekatının amaçları;

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünü, üniter yapısını, vatandaşlarının can ve mal güvenliğini korumak; sınır güvenliğini sağlamak, bağımsızlığına ve egemenliğine yönelen terör tehdidini kaynağında kurutmak, PKK/SDG terör örgütünü Fırat'ın doğusunda imha etmek, bölge halklarının tamamını terör soykırımından ve etnik temizliğinden kurtarmak, terör egemenliği altında inim inim inleyen bölgeyi özgürleştirmek, Suriye toprak bütünlüğü ve egemenliğini koruyarak parçalanmasını engellemek ve terör örgütleri ile arkasındaki emperyalistlerin istilasından muhafaza etmek, BİP (Büyük İsrail Projesini)'i tarihin pislik çöplüğüne atmak, Türkiye'de yaşayan 5 milyon Suriyeli mültecilerin ¾'ünü terörden kurtarılan bölgelere ( güvenli bölge) yerleştirmek, Kuzey Suriye'de ve Kuzey Irak'ta,tüm terör örgütlerini ve de emperyalist kan emici ve soykırımcıları imha ederek/temizleyerek/galebe çalarak/galip ederek, barış, güvenlik ve istikrarı sağlamak; demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü tesis etmek; medeni, zengin ve müreffeh bir toplum/ toplumlar oluşturmak; adalet, özgürlük ve eşitlik ilkelerini gerçekleştirmektir. Tabiki Türkiye, bu bölgede barış, işbirliği ve kalkınmayı tesis etmesi halinde eş zamanlı olarak kendi içinde de güçlü bir şekilde birlik, barış, kalkınma, her alanda ilerleme ve ihtiyacı olan enerji ve dinamizmi kazanarak şahlanma sürecine girecektir.

 

Düşman kapıya dayanmışsa, Ya İstiklal Ya Ölüm!

Allah Müslüman'ı ve Türk'ü muhafaza etsin!

Allah İslam ve Türkiye düşmanlarını kahretsin!

Allah Peygamber Ocağı Türk Ordusunu muhafaza etsin, muzaffer eylesin!

 

Not: İsteyen Fetih suresi ile Mehmetçiğe dua etsin, isteyen de İsrail ile birlikte PKK/SDG'ye dua etsin…

 

 

 

Yorumlar