12724 Defa Okundu

Televizyon yorumcularının hiç gündemden düşürmediği sürekli dillerine pelesenk ettikleri tarikat ve cemaatlerin denetlenmesi hususu üzerinde duracağım.

Söz konusu denetleme olunca bazıları Meclis-i Meşâyihi de gündeme getirdiler.

Meclis-i Meşâyih; Osmanlı İmparatorluğunda tekkeleri denetlemek ve idari işlerine bakmak üzere 1866 yılında Şeyhülislamlığa bağlı olarak kurulan bir müessese.

Böyle bir müessesenin kurulma amacı; İstanbul’daki bazı tekke şeyhlerinin İstanbul kadılığına yaptığı şikayet üzerine sapkın inanışlara sahip olan tarikat mensuplarının durumlarının teftiş edilerek devlete bildirilmesi ve bu tür inanışlara sahip kimselere tekke açtırılmaması veya faaliyetlerinin engellenmesi içindir.

Meclis-i Meşâyih’in tarihi süreci, teşkilatlanması ve çalışmaları üzerinde günümüzü çok ilgilendirmediği için durmayacağım. Ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenler küçük bir araştırmayla bilgi sahibi olabilirler.

Esas üzerinde duracağım konu; bugün tarikat ve cemaatlerin denetlenmesi konusudur.

Bu konuyu seçmemin nedeni; televizyonlarda sürekli tarikat ve cemaatlerin denetlenmesi ile ilgili bir sürü bilir bilmez kişi ahkam keserek cehaletlerini ortaya koymalarıdır.

Şeyhülislamlık müessesi lağvedilmiş olup yerine ikame edilen Diyanet İşleri Başkanlığı Şeyhülislamlık Makamının yetkisine hiçbir zaman sahip olamamış bundan sonrada olacağını düşünmüyorum.

Ayrıca, tekke, zaviye ve türbeler 30 Kasım 1925 yılında alınan bir kararla kapatılmıştır. Yani, resmi izinli tekkelerin faaliyette bulunması yasaktır.

Bugün ülkemizde faaliyetini sürdüren tarikat ve cemaatlerin faaliyetleri tekke yapılanması biçiminde değil; devletimizin izin verdiği meşru kurumlar vasıtasıyla yürütülmektedir.

Ülkemizin gerçeği olan hakiki tarikat ve cemaatler ülkemizin zararına olacak hiçbir faaliyetin içerisinde bulunmayıp vatanını, milletini seven dinimiz İslam’a bağlı insanların yetişmesinin gayreti içindedirler.

Asla, ülkesi ve milletine ihanet içinde olmamışlar ve bundan sonrada olmazlar; çünkü, bunların düsturu “vatan sevgisi imandandır” üzerinedir.

Ülkemize yönelik komünist, kapitalist ve her türlü İslam düşmanı faaliyetlere karşı milletini, devletini seven imanlı gençler yetiştirmişlerdir.

Zaten, ülkemizdeki İslam düşmanlarının tarikat ve cemaatlere düşmanlığının altında yatan gerçek sebepte budur!

Televizyonlara çıkıp bilip bilmeden cehaletini ortaya koyan zevata ve bunların söylediklerinin bir mantığının olduğunu düşünen vatandaşlarımıza sesleniyorum!

Ülkemizde faaliyeti sürdüren tarikat ve cemaat eksenli dernek, vakıf her ne ad altında olursa olsun faaliyetleri devletimizin ilgili kurumları tarafından periyodik olarak denetlenmektedir.

Bunu bilmiyorsanız, bilin! Tabi, derdiniz bilmekse eğer!

Ben sizin derdinizin bilmek olmadığını, tarikat ve cemaatleri kötülemek olduğunu gayet iyi biliyorum da yine söylüyorum!

-Ya arkadaş sizde hiç akıl yok mu?

-Diyanet İşleri Başkanlığı tarikat ve cemaatleri hangi sıfat ve yetkiyle denetleyecek?

Diyanet İşleri Başkanlığı kendisine bağlı Kur’an Kurslarını, camileri ve diğer kurumları denetleyebilir.

-Diyanet İşleri Başkanlığının denetleme yetkisi olmasa da tarikat ve cemaatler ile ilgili yapabilecekleri elbette ki var.

Mesela, halkımızı “ehli sünnet vel cemaat”  iman ve itakadı içerisinde her türlü sapkınlığa karşı uyardığı gibi bilgilendirebilir, bilgilendirmelidir de?

Kesin ve net kuraldır; “Tarikat, Şeriatın hilafına hiçbir söz ve davranış içerisinde bulunamaz; Şeriatın haram kıldığını tarikat helal kılamaz”!

Diyanet İşleri Başkanlığı bir tarikat içerisinde Şeriatın hilafına davranışlar olduğu bilgisini alırsa kamuoyunu bu konuda bilgilendirir; bu bilgilendirmeyi gizli rapor şeklinde Perinçek’e yapmaz!

Mesela, bir tarikatta mahremiyete dikkat edilmiyor, kadın erkek bir arada bulunuyorsa bunun Şeriata uygun olmadığı açıklamasını yapmalıdır.

Bunun dışında Diyanet İşleri Başkanlığının tarikat ve cemaatleri denetleme yetkisi yok; kaldı ki, Başkanlık ne ölçüde kendine bağlı cami ve Kur’an Kurslarını denetleyebiliyor, bilemem.

Bilmeyenlere duyurulur! Hiç endişeniz olmasın devletimiz her türlü dernek, vakıf ve kişilerin okul, yurt, kreş, kurs, şirket gibi faaliyetlerini denetlemektedir.

Size, dernek veya vakfa ait “özel öğrenci yurt” örneği vereyim.

Özel Öğrenci Yurdu; Özel Öğrenci Barınma Yönetmeliği ve Özel Öğrenci Barınma Hizmeti Kurumlarının Standartları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönergeye uygun olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılış ruhsatı verilir.

Bu yurtlar periyodik olarak ilgili; Milli Eğitim Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığınca denetlenir.

Ayrıca, Valiliklerimizce tüm dernekler de periyodik olarak denetlenmektedir.

Bir de dernek ve vakfın kendi faaliyetleri ile ilgili iç denetimi var ki, bu da işin cabası!

Yani, bu kurumlar istemedikleri kadar denetlenmekte olup bu zevatın bundan herhalde haberleri yok!

Mutlaka vardır; yoksa öğrensinler ki milyonlarca insanı yanıltmasınlar; ancak, bunların maksatlarının farklı olduğunu unutmayalım!

Ya arkadaş, yurt veya başka bir kurumun yetkilileri açma ruhsatını veren kurumun izni olmadan kurum içerisindeki bir bölümün bile yerini değiştiremez, kafalarına göre kurum ile ilgili bir tasarrufta bulunamazlar.

Yani, bu kadar sıkı denetime tabidirler.

Sadece yurtlar değil, tüm kurumlar okul, kreş, aşevi vs. hepsi bağlı bulunduğu kurumlarca denetlenmektedir.

Televizyonlara çıkıp tarikat ve cemaatler denetlensin diye ahkam kesen cahil cühela, tarikat ve cemaatlerin faaliyet alanında olan tüm kurumların denetimi devletimiz tarafından yapılmaktadır.

Size şu kadarını söyleyeyim:

Çatlasanız, patlasanız da; Allah(cc)’ın dinine hizmet eden her türlü kurum ve kuruluş istikametini kaybetmedikleri müddetçe yoluna devam edecekler; Allah(cc)’ın yardımı her zaman onların yanında olacaktır.

Ama, kaybeden siz olacak ve  çatladığınız, patladığınız size zarar kalacak; ayrıca, öbür dünyadaki hesaba bir şey diyemem!

Yorumlar