1276 Defa Okundu

Bugün itbari ile internet, lgbt'ye destek verdiği için boykot edilecek firmaların görselleriyle doldu. Tıpkı yıllar önce Gazze'de katliam yapılan zamanlarda olduğu gibi.

Namaz kılan takkeli adam görseline benzeyen kola şişeleri, güdümlü füze şeklinde portakallı gazoz, firmanın adını tersten yazınca (kulağını uzatıp birini eğip ötekini bükünce ortaya çıkan) esrarengiz yazı gibi illimonata görselleriyle coşup, çikilop ve bonibon yemeyerek kendimizi kahraman gibi hissedeceğimiz; evde yayılarak kutsal davanın bir neferi olabileceğimiz harika bir fırsat.

O yıllarda malum kola markası yoğun bir boykota maruz kalmış gibiyken, Türkiye fabrikası her yıl hedefini yüzde on artırıyordu. Diğer dünya ülkelerinde durum benzerdi ve bu marka Filistin dahil birçok ülkede binlerce müslümanı da istihdam ediyordu.

Bu markaların her ülkede bir fabrikası olur. Koladan örnek verecek olursak, ambalajı plastiği suyu şekeri tüm bileşenleri o ülkenin kaynaklarıyla elde edilir. Sadece özütü ithaldir ve standartları, marka değeri yabancıdır. Şehir ve ilçe merkezlerinde bayiler ürünleri toptan alır, marketlere ve yerinde tüketim denen kafe ve restoranlara satar. Bu son işi satış temsilcisi yapar. Fabrikanın yukardan koyduğu hedefi tutturmak satış temsilcisinin görevidir ve eğer hedef tutmazsa, bu arkadaş o ay prim alamaz. Hedef tutsun diye ürünlere bardaklar oyuncaklar bantlanır, görseller hazırlanır, ödemede fiyatta kıyaklar yapılır.

Tüm bu firmaların çalışma prensibi böyledir. Cipsten şampuana, içecekten kozmetiğe, deterjandan bisküviye; pazara hakim markalar asla zarar etmez.

Boykotun en büyük motivasyon kaynağı, Hz İbrahim'i atmak için yakılan ateşe su taşıyan "Tarafım belli olsun" sloganıyla gönüllere taht kurmuş karıncadır.

İbrahim'in ateşi suyla sönmeyecektir. İlahi emir, ateşi bir gül bahçesi gibi serin eyleyecektir. Hikayenin sonunu bilenler, suyun bir etkisi olmayacağını bile bile karınca olmak ister. Çünkü karıncanın işi kolay olandır. Kimse İbrahim olmaya cesaret edemez.

Ömrümüz boyunca kola içmeyerek Filistin'de yanan ateşi söndüreceğimizi sanarak ya da "en azından" tarafımızı belli ederek avunduk. "En azına" talip olmak karakteristik bir özelliğimiz haline geldi sonunda.

İktidarı ve gücü doğru kontrol edecek liderler yetiştirmek gerek. Biz habire inşaatçı ihaleci yetiştiriyoruz. Sistem bize bireysel düşünen, bireysel hareket eden, maddi çıkarları için davasını satan, lüks araba meraklısı bir nesil hediye etti. Bunlar olanı biteni Twitter'da şiddetle kınıyor, İnstagram'da başörtüsünü takıp, yatta fenomenler buluşmasında yabancı danslar yapıyor.

Üniversiteler; iş bulma kurumu, teşkilatlar; mangal partisi, cemaatler evlendirme kurumu olmuş. Ayvayı yedikten sonra üstüne hangi kolayı içerseniz için.

Gökkuşağının altında limbo oynayanlar tarih boyu zaten vardı. Tarihteki diriliş nesline oranla, ilmimiz kültürümüz, ahlaki ve psikolojik üstünlüğümüzle; biz ne kadar varız?

 

Yorumlar