İnsana Yer Açmak

İnsana Yer Açmak

Herkes hayatını başarılı, güçlü ve kaliteli insanlarla süslemek ister. Bu kişileri eş, dost ve arkadaş olarak hayatına entegre etmenin ve hayatında tutmanın yollarını arar. Çevresindeki insanlarla uyumlu şekilde yaşamak ve hayatına yeni insanlar katmak herkesin hayalidir.

Hayatımızda daha fazla insan istemek sorun değil. Ama bunu altyapı sorunlarımızı çözmeden yapınca kalite düşüyor. İnsanları çağırdığımız yer insana yaraşır şekilde düzenlenmiş olmuyor. Bedel ödemeden mutluluk istiyoruz. İnandırıcılığımızı yitiriyoruz.   

Birini hayatımızda eş olarak, arkadaş veya dost olarak görmek istiyorsak öncelikle ona uygun bir yer açmalıyız. Evinde misafir odası olmayan misafir ağırlayamaz. Bu işin altyapısını çözmek şart. Hayatımız insanları gerekli şekilde ağırlamaya müsait olmalı.

Bu altyapıdır. Altyapı uyumu getirir. Uyumsuz ilişkiler zorlama ile yürür. Sizi de karşınızdaki insanı da kırar ve yorar. Hayatınıza katacağınız kişiye uygun gördüğünüz alan ne kadar genişse ve ona yüklediğiniz anlam ne kadar derinse uyum o kadar kolay gerçekleşir

Zaten ağzına kadar dolu olan bir hayata dahil olmayı kimse istemez. Ivır zıvırla hayatını dolduran insan ne eş ne dost ne de arkadaş bulabilir. Diyelim ki hazır bir insan çevresi var. Bu çevre ile uzun yol alamaz. Sorgulamalar başlar. Teker bir yerde patlar.   

Hayatımızdaki insanlara nefes aldırmanın yollarına bakmalıyız. Diyelim ki hayatımız fazlasıyla yoğun. O zaman da ara sıra pencereyi açıp hava almalarına müsaade etmeliyiz. Yoğunluğun sonsuza kadar sürmeyeceği mesajını herkese açıkça vermeliyiz ki kimse kaçmasın.  

Çevremizdeki insanları iki şey sıkıştırır. Birincisi, çevremizdeki insan yoğunluğu. İkincisi ise bizim iş ve sorumluluk yoğunluğumuz. Her gün 10 saat hastanede çalışan, sonrasında da 6 saatini TV programı hazırlamak için harcayan bir cerrahın dostu olmaz.

Telefon rehberinde 5.000’den fazla kişi bulunan birinin dostu ya da ailesi yoktur. Çünkü dostlar ve aile zaman ister. Dostlar ve aile randevu ile gelmez. Dostun ve ailenin planlaması olmaz. Bazen tek dost bile tüm hayatımızı doldurabilir. Ya da hayatımız çocuğumuz olur.    

Evinize ağırlayabildiğiniz kadar misafir alın. Hepsi ile de özel olarak ilgilenin. Yoksa ilişkiniz “misafir misafiri sevmez, ev sahibi hiçbirini sevmez” modunda kalır. Hayatınızdaki insanlardan bıkarsınız. Huzursuz bir misafirlik bu dünyada arzulanan son şeydir.

Kendiniz hakkında sözün tamamını söylemeyin. Kendinizi övmeyin. Övgü sözleri için başkalarına alan bırakın. Kendinizi anlatmayın. Başkaları sizi doğru anlama ve anlatma telaşında olsun. Siz o alanda olmayın. Siz yapacağınızı yapın.

Başkalarının size yapabileceği iyilikleri kendi kendinize yapmayın. Bırakın başkaları sizin hayatınızdaki yerlerini sağlamlaştırsınlar. Size dair hedefler koysunlar kendilerine. Sizin ne diyeceğinizi merak etsinler. Hayat böyle güzel!

Yorumlar