Her Gün Camiye Giden Ateist

N. Anadolu’dan İstanbul’a felsefe okumaya gelmişti. Dini eğitim almamıştı. Üzerine felsefeyi inşa edecek bir başka zemini de yoktu. Kafası karışıktı. Ailesi dindardı. Ama din adına kendisine pek bir şey verememişti.

Bahsi geçince Ateist olduğunu söylüyordu. Din düşmanı, İslam düşmanı bir söylemi yoktu. Tepkisel tavırlar içinde değildi. İnanmamakla beraber inananları yaralayıcı tavırlar içinde değildi. İç dünyasında sorgulamalarına devam ediyordu. İnanmak veya inanmamak kendisinin karar vermesi gereken bir durumdu. Kimseyle değil sadece kendisi ile mücadele ediyordu.

En samimi olduğu arkadaş yine birkaç yıl önce Doğu Anadolu’nun bir başka vilayetinden gelmiş T. idi. T. ile tanışmaları ve pek çok konuda sohbetler etmeleri çok kısa zaman aldı. T. ona bildiği her şeyi anlatıyordu. Eksik noktaları açıklamaya çalışıyordu. Yeri geldiğinde okuduğu kitaplardan ve İslam tarihinden örnekler veriyor, yeri geldiğinde kendi hayatında İslam dinini nasıl yaşadığını anlatıyordu.

Kısa zamanda arkadaş olmuşlardı. Arkadaşlıklarının kimseye bir zararı yoktu. Birbirlerinden de inanç anlamında etkilenmemeyi başarmışlardı. Orta yol bulmaya çalışmadılar. Arkadaşlıklarını da bitirmediler. İnsani boyut hep öne çıkıyordu. T. namazını bırakmıyordu. Her vakit camiye gidiyordu. Sınıflarında namaz kılan sadece 1-2 kişi vardı. Onun camiye yalnız gittiği fark eden N. de arkadaşı yalnız kalmasın diye ona eşlik ediyordu. Onunla her gün camiye kadar gidiyor, o namaz kılarken avluda bekliyordu.

Bir ara memleketteki annesi N’yi aradı. Ne yaptığını, nasıl olduğunu ve nerede olduğunu sordu. N. camide olduğunu söyledi. Annesi çok etkilenmişti, duygulanmıştı. Oğlunun camide ne işi vardı?N. arkadaşı T. ile beraber neredeyse her gün camiye geldiğini anlattı. Bunu duyan annesi heyecanlandı, umutla doldu, çok mutlu oldu. Oğlu için de oğlunun arkadaşı için de dualar etti. Oğluna hidayet istedi Allah’tan, oğlunun arkadaşına ise huzur, mutluluk ve sağlık…

Hikâyenin N’nin hidayet bulması ile sonuçlanıp sonuçlanmadığını henüz bilmiyoruz. Asıl mevzu insan kalabilmek ve kimseyi anlamsız bir şekilde dışlamamak. Bu hikâyeden çıkarabileceğimiz diğer bir gerçek ise bütün ateistlerin İslam düşmanı olmadıklarıdır.

Özellikle Türkiye şartlarında gayrimüslimleri ve ateistleri İslam’dan iyice soğutmanın ve İslam düşmanı haline getirmeninen geçerli yolunun onları bireysel veya toplumsal anlamda dışlamaktan geçtiğini de unutmamalıyız.

İslam’ın yeryüzünde yeteri kadar düşmanı var. Bir de Anadolu insanını İslam’dan soğutmaya ve İslam düşmanı yapmaya hiç gerek yoktur. Bu anlamda bu hikâyede en büyük kazanç oğlu ateizmi seçen bu dindar Anadolu annesinin duasıdır. Bu dua bize gereklidir. Belki de bizi ayakta tutan bu duadır.