Kendisine 2014’de “yüzyılın İslam kültür hizmeti onur ödülü” verildi. Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı (1976-78). Muhtelif İlahiyat fakültelerinde tefsir “hocalığı”  yaptı.

Kendisine 2014'de 'yüzyılın İslam kültür hizmeti onur ödülü' verildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı (1976-78).

Muhtelif İlahiyat fakültelerinde tefsir 'hocalığı' yaptı.

Tasavvuf sahasında 'uzman' olarak görüldü/görülmekte.

İsmi Prof. Dr. Süleyman Ateş.

Ateş 2009'da demiş ki '25 yıldan beri namazın Türkçe kılınabileceğini yazıyorum'.

25 yıldan beri…

Ateş '25 yıldan beri söylüyorum' dediğine ve bu 'fetvayı' 2009'da verdiğine göre 25 sene geriye gidelim.

1984'e varırız.

Demek ki 1984 yılından beri Prof. Süleyman Ateş namazın 'Türkçe kılınabileceği 'fetvasını' vermiş.

2014'de Türkiye Diyanet Vakfı Ateş'e 'yüzyılın İslam kültür hizmet onur' ödülü vermiş.

Diyanet'in bünyesinde olan İslam ansiklopedisine Prof. Dr. Süleyman Ateş dokuz adet madde kaleme almış.

O halde Diyanet Ansiklopedisine kullanırken dikkatli olmak lazım.

Bir akademik çalışma olarak istifa edilebilir fakat dikkatli olmakta fayda var.

'Hangi mealle ibadet yapalım?' sorusuna şöyle cevap veriyor Prof. Ateş:

' En doğru Türkçe Kur'an meal, kanaatime göre tarafımdan yapılmış olan 'Kur'an-ı Kerîm ve Yüce Meali'dir'.

Bu ifadeler aynen Ateş'e aittir.

4 Kasım 2004 tarihli Vatan gazetesine bakılabilir.

'En doğru Türkçe mealin' kendine ait olduğu 'kanaatinde' olduğunu söylüyor Prof. Ateş.

'Kendisi', kendisinin mealinin 'en doğru' olduğunu söylüyor ve bununla 'ibadet yapabilirsiniz' diyor.

Dostlar!

Bu nasıl zihin?

Şimdi 'Türkçe ibadet' meselesinde böyle kerameti kendinden menkul olanlara nasıl güvenelim?

Endişemiz odur ki Türkçe ibadet meselesinde bu ve benzeri ifadeleri dikkate alarak itikadı sarsılan nice insanlar olmuştur kim bilir..

Üzülürüz ama ne yapalım herkes aklını kullanmalı, değil mi?

'Yüzyılın İslam kültür hizmeti onur ödülü' verilmiş, 2021'de Prof. Ateş'e!

2022'deyiz acaba aynı kanaati devam ediyor mu, bilemiyoruz.

Ne diyelim?

Memleketimiz böyle.

Temennimiz odur ki, insanlar akıllarını kullansınlar.

Şuurlarını ve basiretlerini devreye alsınlar.

Dünya imtihan dünyasıdır.

Acaba sadece 'benim mealim en doğrudur' diyen sadece Süleyman Ateş midir, zannetmiyorum. Böyle daha niceleri var.

Ve bir kısım insanlar bu tür 'fetvalara' uyarak ibadetlerini yapıyorlarsa ne olacak memleketin hali?

Biraz tefekkür!

Biraz teemmül!

Biraz basiret!