2632 Defa Okundu

Ömer Zeki DEFNE’nin “Ziller Çalacak” isimli şiirini bilirsinizdir, sanırım.

Şiir bir öğretmenin duygularını duygulu bir şekilde dile getirdiği için her okuduğumda beni duygulandırmıştır. Şiirin ilk bölümüyle yazıma başlamak istiyorum.

            Zil çalacak…Sizler derse gireceksiniz bir bir,

            Zil çalacak, ziller çalacak benim için,

            Duyacağım evlerden, kırlardan, denizlerden,

            Ta içimden birisi gidecek uça ese…

            Ama ben, ben artık gidemeyeceğim.

            2021-2022 eğitim-öğretim yılı yaklaşık iki yıldır yaşadığımız Covid-19 salgınına rağmen bugün tam gün ve tam kapasite olarak başlıyor.

            Yeni öğretim yılı tüm milletimiz özellikle de öğretmen ve öğrencilerimiz için kazasız, belasız geçer, inşallah.

            Eğitim, hem çocuklar hem de ana babalar için zor bir süreç. Çocuk kendisini tanımadan bu sürecin içerisinde kendini buluyor; bütün çocukluğu, gençliği dersler ve sınavlarla geçiyor. Kısaca, kısacık ömür sınavlar ve bir hengameyle geçip gidiyor.

            -Evet, ne için?

            -Bu kısa, kısacık ömürde iyi bir iş iyi bir kariyer sahibi olmak için değil mi?

            -Sonuç? Malum.

            -Malum sonuç için neler yapıyor; dünyevi karneler için harcadığımız çabanın ne kadarını ebedi olan dünya için harcıyoruz?

            -Canımızdan çok sevdiğimiz, en küçük zarar gelmesin diye üzerine titrediğimiz çocuklarımızın adım adım “imansızlık” felaketine sürüklendiğinin farkında mıyız?

            -Şu geçici dünyada iyi bir üniversite kazansın iyi bir meslek sahibi olsun diye her türlü fedakarlığı yaptığımız çocuklarımızın öbür dünyası için hangi fedakarlığı yapıyoruz?

            -Çocuğumuzun matematik öğrenmesi için harcadığımız emek ve paranın kaçta kaçını dinini öğrenmesi için harcıyoruz?

            Maalesef, cevap vermekte zorlanıyor, biraz da mahcubiyet içinde yutkunuyoruz!

            Analar, babalar çocuklarınızın sizin üzerindeki en büyük hakkı dinimizin öğretilmesidir!
            Yüce Rabb’imiz:“Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz.” Buyuruyor. (Tahrim,6)            Peygamberimiz (s.a.v.);“Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evlerinizde ve emriniz altındakileri cehennemden korumalısınız. Onlara Müslümanlığı öğretmelisiniz; öğretmezseniz mesul olacaksınız.” Buyurmaktadır.

            Çocuklarımızı cehennemden korumanın tek yolu; çocuklarımıza dinimiz İslam’ı öğretmek, İslam üzere yaşamaları için her türlü fedakarlığı göstermektir.

            Bana kızsanız hatta hakaret etseniz de görünen gerçeği gözler önüne sermek zorundayım.

Çocuklarımız ve gençlerimize sahip çıkamıyor; onlara yönelen tehlikelere karşı duramıyor, duramadığımız gibi duyarlı da olamıyoruz.

            “Ziller çalıyor”, evet ziller çalıyor; bu çalan zil, okulların zilleri değil; tehlikenin zilleridir. 

            Aslında, yazacak o kadar çok şey var ki, fazla uzatmak istemiyorum. Mesajım açık ve nettir. Yüce Allah gerçeği görmemize ve gerekenleri yapmamıza yardımcı olsun.

            Şiirin devamıyla sizi baş başa bırakarak ülkemiz ve insanımız için 2021-2022 eğitim-öğretim yılının hayırlı uğurlu olmasını temenni ederim.

            Zil çalacak... Siz geminize, treninize gireceksiniz bir bir.
            Zil çalacak, ziller çalacak benimçin,
            Duyacağım, iskelelerden, istasyonlardan bütün;
            Tâ içimden birisi koşacak ardınızdan...
            Ama ben, ben artık gelemeyeceğim.

            Sonra bir gün zil çalacak yine,
            Hiç kimseler, kimsecikler duymayacak...
            Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz...
            Tâ içimden birisi kalacak oralarda...
            Ben gideceğim.

            Sadece Ömer Zeki Defne değil, herkes dönüşü olmayan yere gidecek ve her gün binlercesi gitmektedir.

Bu gidenlerin mesajını alamıyorsak söylenecek başka bir söz yok denektir.

Yorumlar