41688 Defa Okundu

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Arslan Tekin, 2 Ekim 2020 tarihli köşe yazısının son kısmında, Dr. Ahmet Gelişgen hoca’ya akıl almaz bir iftirada bulundu. Arslan Tekin, Gelişgen hoca’yı tanımaz. Demek ki Arslan Tekin, birilerinin söylediği şekilde kaleminin dilini kaydırıverdi. Yılların gazetecisine bu yakışmadı doğrusu. Gazeteci, önüne gelen konuyu bir araştırır, doğru mu yanlış mı ortaya kor, ondan sonra yazar.

Arslan Tekin yazısında;

1- Gelişgen Hoca'nın, "Hasan Onat’ın fikirlerinin küfrü gerektirecek derecede oryantalist düşünceli olduğunu, fikirlerinin küfrü gerektirdiğini ileri sürdüğünü" vs. söylüyor.

Arslan Tekin, Gelişgen hoca, bunları nerde ne zaman söylemiş, ispatlasın! Arslan Tekin, parantez içinde, elimde internet görüntüsü var diye yazmış. Bu ifadesi, kendisinin iyi şekilde trene bindirildiğini gösteriyor… Bu konuda yasal takip de başlatacağız. O zaman, Sayın Tekin elindeki sahte görüntüleri mahkemeye arz eder…

Ahmet Gelişgen’in kendi web sitesi vardır. Zaman zaman fikirlerini dinen sakıncalı bulduğu isimleri bu sitesinde açıkça, tırnak içinde ve kaynaklarıyla yazar ama, kimseyi tekfir etmez. Belki Hasan Onat’ın fikirlerini de açıktan yazacaktır.

2-Arslan Tekin, Gelişgen hoca hakkında, “A. Gelişgen'in Maturidîliğe karşı tavrı öteden beri nettir. İster istemez Hasan Onat ve Maturidîliği anlamak isteyenlere karşı tavır koyacaktır. Ama küfre varacak bir tavır İslâmla ne derece bağdaşır?!” ifadelerini serdetmiş. (Meramını yanlış anlatan ifadesini de aşağıda 3. maddede biz düzeltiverelim...).

Bu ifadelerde Arslan Tekin, öncelikle, “A. Gelişgen'in Maturidîliğe karşı tavrı öteden beri nettir” diyor.

Evet, burası doğru cümle, Gelişgen hocanın Maturidilik hakkında tavrı, inancı düşüncesi ve duruşu nettir. Ama hangi konuda nettir?

Maturidiliğin, İslam’ın iki doğru itikadi hak mezhebinden biri olduğu konusunda nettir. Yani Maturudillik, İslam’ın itikadi hak mezhebidir. Gelişgen hoca kendisi de zaten koyu bir Maturidi-Hanefi’dir. Yazılarında bu açıkça görülür.

Nitekim Gelişgen hoca’nın web sitesinin başında, 2017’de İstanbul’da Avrasya Vakfı’nın (İslam Düşünce Enstitüsü) talebi üzerine, Maturidiliğin önem ve içeriğini anlattığı uzunca konferansının videosu yayındadır. (https://www.ahmetgelisgen.com/Video-Detay.aspx?ID=15#20300252 ). Videonun aslı da “Youtube”dadır. (https://www.youtube.com/watch?v=Q59Fn0aYzI8 ).

Pek çok web sitesi bu videoyu kendi sitelerinde yayınlamıştır. Bugüne kadar binlerce kişi de bu videoyu dinlemiştir.

Keza, Gelişgen hoca’nın Maturdiliğin anlam ve önemi hakkında da binlerce kişinin beğeni ile okuduğu, MATURİDİLİKTE AKIL MI ESASTIR?” başlıklı makalesi mevcuttur. Bu makale de Gelişgen hoca’nın kendi web sitesinde yayındadır. (https://www.ahmetgelisgen.com/Makale-Detay.aspx?ID=336#20300285 ). Pekçok site tarafından da bu makalenin yayınlanmış olduğu görülmektedir.

Gelişgen hocanın bir de Maturidilik ve Hanefiliğin saptırılması suretiyle dinimizi dejenere etmek isteyenlere karşı yazdığı “EHL-İ SÜNNET’İ SULANDIRMA GAYRETLERİ” başlıklı yazısı vardır. Hoca’nın bu yazısı da web sitesinde yayındadır. Onlarca web sitesinin de buradan alıntı yaptığı görülmektedir.  https://www.ahmetgelisgen.com/Makale-Detay.aspx?ID=457#203002100 .

Gelişgen Hoca bu yazısında da ilmi üslupla, müdellel şekilde, bazı çevreler tarafından “Maturidiliğin ve Hanefiliğin akıl dini olduğunu ileri sürerek, dinde akla uymayan unsurların dinden olmayacağını” ileri sürdüklerini, bu yaklaşımın yanlış olduğunu, Maturidilik ve Hanefiliğin salt akıl dini olmadığını ispatlayarak yanlış iddiaları çürütmektedir.

Gelişgen hoca bu yazılarında ayrıca, Eşariliğin de Maturidilik kadar hakk bir Ehli Sünnet mezhebi olduğunun da altını çizer. Zira Ehl-i Sünnet’in bu iki hak mezhebi, aşağı yukarı aynı dönemde, biri, Türk bölgesi olan Semerkand merkezli MAVERÂÜNNEHİR’de, diğeri de hilafet merkezine yakın bölgeler olan BAĞDAT ve KÛFE civarlarında, farklı coğrafi bölgelerde hizmet etmişlerdir.

Bugünkü fitnecilerin iddia ettikleri gibi, bu iki mezhep, tarih boyunca aralarında kavga-gürültü olmuş” ya da “biri doğru biri eğri” değildir. Birkaç küçük nüans dışında iki mezhep arasında fikri farklılık da yoktur. Zira, her iki mezhebin kaynağı Kur’an ve Sünnet’tir, itikadî esaslarda aynıdırlar. Nitekim, itikatta ayrılık olmaz.   

3-Arslan Tekin’in, yukarıda ikinci maddede tırnak içinde verdiğimiz ifadelerine devam edelim. Arslan Tekin’in tam ifade edemediği, hatta, yaşlılıktan olsa gerek, yanlış ifade ettiği meramını biz düzeltelim:

Evet, Arslan Tekin, söz konusu ifadesinde devamla, “… İster istemez Hasan Onat ve Maturidîliği anlamak isteyenlere karşı tavır koyacaktır. Ama küfre varacak bir tavır İslâmla ne derece bağdaşır?!” demektedir.

Arslan Tekin’in bu ifadesini yanlış yazmış mama biz anlıyoruz. İfadenin, Maturidîliği anlamak isteyenlere” şeklinde değil, “Maturidîliği anlamak iste-me-yenlere” şeklinde olması gerekir.

Yani Gelişgen hoca, bunca, çaba, gayret, konferans ve makalelerlinin yanında, “Maturidiliği anlamak istemeyecek(!)..”. Bu ifadeyi biraz daha açalım; Gelişgen hoca, Maturidiliği kabul etmiyor, Maturudiliğin karşısında (!)… Öyle mi?..

Be insan! Maturidilik, İslam’ın itikadıdır, akaididir, yani, Kur’an ve Sünnet’ten aktardıkları inanç esasları itibariyle “din”dir. İslam itikadının Kur’an ve Sünnet’ten süzülmüş, özümsenmiş şeklidir. Mezhebler anlamayı kolaylaştırır, dinin özünü sunar, yeni bir din ortaya koymaz. Bu ameli mezhep de değil ki, farklı görüşleri olabilsin. Aksine, itikadi mezhebdir, itikatta farklılık olmaz.

Yani Maturidilik, Eşarilik’le aynı konuları işler, aynı inanç esaslarını ortaya kor. Bazı konuların izah yönteminden kaynaklanan küçük nüanslar dışında, aralarında itikadi bir ayrılık yoktur. İslam Dini’nin, bu iki itikadi mezhebinden başka doğru bir itikad mezhebi de yoktur zaten.

Sahabe ve Tabiun devrindeki “SELEFİLİK” mezhebi ise, sadece o devirde kalmış, onun yerini, Hicri 3. asırdan itibaren bu iki Ehli Sünnet Mezhebi almış ve halen bunlar devam etmektedir. O nedenle yukarıda, bu iki mezheb de Kur’an ve Sünnet’ten aktardıkları inanç esasları itibariyle “din”dir dedik.

Dolayısıyla, Maturidiliği veya Eşariliğin ortaya koyduğu inanç esaslarını reddeden kişi dini reddetmiş olur. Zira her iki mezhepte, Kur’an ve Sünnet’ten süzülmüş inanç esasları vardır.

Arslan Tekin! Bu düşünceyi nereden çıkardın?

Gelişgen hocanın Maturidilik mücadelesi ve inancı yukarıda, linklerde ortada, dünyaya yayınlanmış vaziyette! Bu yazı ve videoların herhangi bir noktasında, Maturidilik karşıtı bir kelime bulursan, lütfen ilan et! Bulamazsan da biz sana burada hakaret edecek değiliz. Yaşına başına saygı duyarız. Çünkü trene bindirildiğin anlaşılıyor. Ama bir daha kendi şahsiyetin için, böyle çala kalem yazma, dostuna düşmanına dikkat et, deriz. 

Şimdi, bir kimse, hayatı fikri ve resmi görevi ortada olan ve Maturidilik yoluna adeta kelle koyan birini, “Maturdilik karşıtı” ilan ederse iftiracı mıdır değil midir, takdiri size bırakalım…

İkinci olarak, Maturidilik karşıtı olan bir kimse, Maturudilik gibi sahih bir İtikad mezhebinin, Kur’an ve Sünnet’ten süzerek ortaya koyduğu İslam Dini inanç esaslarına karşı demek değil midir?

Arslan Tekin, “Ahmet Gelişgen’i, Maturidiliği anlamamakla” suçladığına göre, yukarıda belirttiğimiz üzere bu iddia, Maturidiliğe karşı gelmek anlamına gelir. Maturidiliğe karşı gelmek de Maturdiliğin, İslam inanç esaslarını ortaya koyan itikadi hakk bir mezhep olması dolayısıyla İslam inanç esaslarını reddetmek anlamına gelir…

O zaman Arslan Tekin! kim kimi tekfir etmiş olur acaba?

Arslan Tekin’e göre, -güya- Hasan Onat Maturidiliğe karşı duranlara tavır koyduğu için” Gelişgen hoca’nın O’nu hedef haline getirdiğini ima etmesi, akıllara durgunluk verecek cinsten…

Maturidiliğe asıl karşı olanların, ezip büzdükleri Maturidilik üzerinden kasıtlı olarak dini yanlış telkinlerde bulundukların da kimler olduğunu, kişilerin fikirlerini okuduğunuz zaman çok rahat anlayabilirsiniz… Umarız, Gelişgen hoca, çok yakında böyle bir yazı kaleme alır!

Öte yandan, Sayın Arslan Tekin,

“Ahmet Gelişgen bu konuda bir yazı ulaştırırsa bu köşemde yayınlayacağım” diyorsun. O halde şimdi bu yazıyı yayınlayıp özür dilemek, şahsiyetli bir gazeteciye düşen görev olmalı… Vekili olarak biz göndermiş olalım bu yazıyı… Gelişgen hoca elbette bu yazıdan haberdardır.

Ahmet Gelişgen, dinini, devletini, vatanını ve milliyetini seven, onların hâdimi, bu uğurda her türlü fedakârlığa hazır, bu değerlerinin hizmetinde kıymetli bir ilim adamıdır. Alanında her türlü ihtisasını yapmış, sizin de bahsettiğiniz gibi, yıllarca yürüttüğü müftülük ve vaizlik görevlerinden sonra, 20 yıldır da (arada 6 yıl Bakanlık Müşavirliği) Diyanet İşleri Başkanlığında Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı olarak şerefle görevini sürdürmektedir.

Eğitim hayatı da görev hayatı da başarılarla örülmüştür. İmam Hatip, İlahiyat ve Master ve doktorası dahil, mesleğin tüm mektep ve kurslarını başarıyla bitirmiş, ayrıca, iki yıllık mühendislik tahsili de mevcuttur. Bitirdiği her mektebi birincilikle ya da ikincilikle bitirmiştir.

Din İşleri Yüksek Kurulu sınavını da Türkiye birincisi olarak kazanmıştır. Halen de resmi göreviyle yetinmeyip, gece gündüz devletine ve milletine hizmet etmektedir. Halen de devletin dini raportörüdür. Böyle bir şahsiyetin, kişileri tekfir etmesi, dini alanda yerli yersiz ifadelerde bulunması düşünülemez. Devlet ve millete ya da dini zararlı gördüğü çalışma ve görüşler varsa, onları delilleriyle yazıp, cesaretle görüş ve tenkidini ortaya kor. Gizliliğe de ihtiyacı yoktur. Zira hakikatin gizliliği olmaz… Bu özelliği Gelişgen hoca’nın web sitesinde rahatlıkla görebilirsiniz.  (www.ahmetgelisgen.com ).

[1] Av. Mehmet BALLI (Ahmet Gelişgen Vekili)

Yorumlar