VİCDAN MUHASEBESİ

Yasama-yürütme-yargı uyumsuz, nimet-külfet paylaşımı adil olmadığında kim müdahale eder? Millî vicdan değil mi? Neyle? Demokrasi gücü oyla elbette. Millî vicdan rahatsızlandığında uygar dünyada yer alınamamıştır, alınamaz! İktidarlar da bu vicdanı gözetmezlerse düşerler. Birtakım hamasî veya hedef saptırıcı, kandırmacalı sözler de belki bir noktaya kadar avutabilir millî vicdanı. Ancak çekirgenin bir sıçrama sayısı vardır. Hele dur bakalım diyen çıkmıştır, çıkar(!) Bakalım bazı olaylara ve değerlendirelim:

22 Şubat 2017’de evimin girişinde bir grup köpek, hayvansever bir kadınca besleniyordu. Birden bire Saldırılarına uğradım, biri beni kolumdan kapıverdi, kadın gayretiyle uzaklaştırdı. Çözüm bulunsun diye savcılığa başvurdum. Sorguladı Çankaya Belediyesini. Sonuç takipsizlik! Niye? Güya bu köpekler belediyenin kontrolü altındaymış. Dün de ekranlara yansıdı: Kayseri Hacılar’da okuldan dönen çocuğu sokak köpekleri öldürmüş. Halk, yöneticilere istifa diye haykırıyordu. Benim yargıdan yürütmeye, oradan da yasamaya gitmesi gereken şikâyetim, uygarlığa yakışır bir yasaya dönüşseydi bu sonuç olur muydu acaba? Şimdi ülke geneli sokaklarda rahat gezememe tedirginliği içinde ve vicdanlar rahatsız!

Asgari ücret 2020 TL. Zam oranı % 26. Üst düzey yöneticiler de aynı oranı almış. Memur emeklilerine zam oranı ise % 10 küsur. Niye? Memur sendikaları suskun da ondan mı yoksa iktidar memur ve emekliden oy alamadığını mı düşünüyor? Şimdi herkes düğün bayram bunu konuşuyor. Millî vicdan, muhasebe içinde. EYT yasası çift dikiş tabiriyle veto ediliyor. Bakan ve seviyesindekilere ise çift dikiş hak görülmüş, kimse kusura bakmasın, doğruysa aklı olana izahı güç! STK’larda konuşulup duruyor bu konu. Biz milletvekillerine o yiğit sesiyle bu lojmanlarda oturmayacaksınız diyen fakir fukara-garip gureba dostu bir lideri sevmiştik diyormuş vatandaşlar! Sessiz gözler, adalet diye parlamaz mı şimdi gelip de oy isteyenlere? 24 Kasım günü müjdemiz var, 3600 gösterge gelecek diyen Bakana, öğretmen vicdanı ne diyor, soran eden var mı? İktidar oyu, 24 Haziranda bu listelerle düşer dedik, düşmedi mi? Boş verin şak şakçıları. Millet çoğunluğu sessiz ve amansız bir takipçidir, bu haksızlıklar tez düzeltile! Düzeltilmezse yine düşecektir oy! 17.yüzyıl Divan Şairi Nabî’nin iktidar sahiplerine şöyle bir düşündürücü seslenişi var: Mücevher tâc-ı devlet kimseye sûd etmez Ey Nabî,

Nice şâh-cihânın çeşmi ol efserde kalmıştır.

Kendince saygın olduğunu sanan kimi aydınlar da yaşam tarzı özgürlüğü edebiyatıyla ekranlarda bile kadeh kaldırıyor. Onlara Dünya Sağlık Örgütünün şu araştırmasına bakmayı öneriyorum: Cinayetlerin % 85, tecavüzlerin % 50, şiddetin % 50, trafik kazalarının % 60, kadına şiddetin de % 70’i alkollü eylemi. Yine Nabî, işret nefsinin haltı olduysa gizle, sakın hanene getirme diyor. Göz önünde olan aydınların işrete özendirici tutum ve davranış göstermemesi gerektiği, millî vicdanın muhasebe tarihinde yazılı. Günümüz Divan Şairi ve Beyin Cerrahı Prof.Dr. Ismail Hakkı Aydın’ın Gerekir Rubaisi de şöyle: “Söz etmeye irfan ile ruhsat gerekir, Gerçek diyebilmek için ıspat gerekir; Batıl ile hak farkını keşfetmek için, Aklın bütün ilhâmına fırsat gerekir.” Düşünmeye değmez mi?

Ey muhalefet, millet aşkına dikkat! 2002 öncesinde hoşgörü, özgürlük, halkçılık adına da düşman tuzaklarına düşmüyor muyduk hep? Demirel, Ecevit, Erbakan iktidarları sızıntılarla nasıl sarsılıyordu da acze düşüyordu bu liderler? 2002’den beri iktidar lideri sarsıntı yaratma yollarını tıkıyor dirayet ve sert çıkışlarıyla. Haklı da değil mi? Umulmayan kişilerin türlü hainlikleri görülmedi mi açık açık? Hizmet ve özgürlük sömürüleriyle başımıza getirilenleri bilen vicdanlar, 15 Temmuz sürecine rağmen ona çatışmacı bir dille sert çıkmayı yadırgıyor. Örneğin Muharrem İnce’nin, sınır ötesinde millî mücadele veren generale, iktidar liderini alkışladı diye demokrasi adına “Apoletlerini sökeceğim(!)” demesini haklı bulana, çok sordum ama rastlamadım. Kabullenmedi bunu millî vicdan! İyi tanımalı milleti. İktidar seçtiği lideri kendi temisilcisi görüyor, sert çıkış hakkını da yalnız ona tanıyor. Muhalefet temsilcileri onunla aynı dili kullandıkça ayıplanıyor. Devlet Bey’in oy kaybetme ve oy kazanma gerçeği bunun kanıtı değil mi? Sadece haksız uygulamaları, bu yazıda benim dile getirdiğim gibi, akla mantığa ve millet ruhuna uygun bir dille anlatmalı muhalefet, iktidar lideriyle boy ölçüşüp sert çıkışmamalı. Kültürümüzün millî vicdan muhasebesinin kesin sonucu bu!

İstanbul Büyük Şehir adayı Ekrem İmamoğlu, konuşmalarıyla dikkatimi çekti. Hizmet diyor, herkese eşit mesafe diyor ve kısır tartışmalara girmiyor. Meclis Başkanının istifa konusuna bile partisine rağmen beni ilgilendirmiyor dedi. Kazanma ihtimali yok gibi ama yakın oyla kaybetmesi durumunda yeni bir muhalefet liderinin doğuşu söz konusu olabilir. İyi de olur. Sordum soruşturdum, millet vicdanı da böyle diyor. Millî birlikle vicdan muhasebesi!