TÜRKİYE’DE SEÇİM DÖNEMİNDE MEDYA

TÜRKİYE’DE SEÇİM DÖNEMİNDE MEDYA

Günümüzde seçim kampanyalarının başarıya ulaşmasında en önemli araçlardan bir tanesi kuşkusuz medya aracılığıyla yapılan propaganda faaliyetleridir. Siyaset-iş dünyası ilişkisinin en vurucu ve Türkiye için en karmaşık ve sorunlu alanı medyadır.

Dolayısıyla, seçim kampanyalarının finansmanı ile partilere ve adaylara medyada ne oranda ve hangi içerikte yer verildiği arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir.

Ağustos 2014’de gerçekleşen Cumhurbaşkanı Seçimi propaganda döneminde AGİT Seçim Gözlem Heyeti Raporunda yer alan medya değerlendirmesi, bu alanda adil rekabeti bozabilecek uygulamalar bulunduğunu ortaya koymuştur.

Adayların seçim kampanyalarına yer verme oranları, haber bültenleri, tartışma programları ve güncel olaylara dair yayınlar göz önünde bulundurularak yapılan bir çalışmada, içlerinde devlet kanalı TRT 1’in de yer aldığı 5 televizyon kanalından 3’ünün açık bir biçimde, o dönemde Başbakanlık görevini yürüten ve Cumhurbaşkanı Seçiminde aday olan Recep Tayyip Erdoğan “lehine” yayın yaptığı görülmektedir.

Daha önce de belirtildiği gibi, RTÜK seçimlerde yayın organlarınca yapılan ihlalleri tespit ve haftalık olarak YSK’ya bildirmekle yükümlüdür. RTÜK üyelerinin TBMM tarafından partilerin oy oranına göre tespit edilen kontenjanlar çerçevesinde seçilmesi, son derece önemli görevleri bulunan bu kurumun bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürmektedir.

Çoğunlukla karar alan bu Kurul’un son yapılan seçimlere ilişkin ihlal tespitleri ve buna dayanarak YSK’nın verdiği cezalar tartışma yaratmıştır.

AGİT tarafından hazırlanan 7 Haziran -17 Haziran milletvekili Genel Seçimleri İzleme Raporunda muhalefet partileri tarafından atanan RTÜK üyelerinin, açık bir şekilde AKP ve Cumhurbaşkanı lehine yayın yapan kuruluşlara karşı kayıtsız bir tutum sergilendiği yönündeki eleştirilerine yer verilmiştir.

Ayrıca, RTÜK’ün medya takibi sonrası hazırlaması gereken kapsamlı raporları YSK’ya iletmediği, sadece tespit edilen ihlalleri bildirdiği de iddia edilmiştir.

TRT yönetimini kamu yayıncılığı yapmalıdır.

TRT, her seçim döneminde seçim meydanlarında tartışılan kurumlar listesinin birinci sırasında yer alıyor.

TRT yönetimi, halktan aldığı paranın tartışılmasını istemiyorsa, önce AKP’ye değil halka hizmet etmeyi gündemine almalıdır. TRT’nin sorunlu yayıncılık anlayışından kurtulmanın yolu TRT’yi kapatmak veya satmak değildir. Hizmet kalitesini, anlayışını eleştirdiğimiz her kurumu kapatacak mıyız?

Bu ülkeyi yönetmeye aday olanlar kamu kurumlarını, kapatmayı, satmayı değil onların hizmet kalitesini yükseltmeyi hedeflemelidir. Kamu hizmeti yayıncılığı vazgeçilmezdir. Aslolan TRT’nin evrensel ilkeler çerçevesinde kamu hizmeti yayıncılığı yapmasıdır.

AKP’nin siyasi tercihine uygun yayıncılık yapıyor. Bu tablo, evrensel gazetecilik kurallarını, tarafsızlık ilkesini ve aslında hiçbir kuralı tanımadığını gösteriyor. TRT Kanunu’ndaki açık hüküm var.

Şimdi TRT, tarafsızlığını ihlal etmemiş diyebilir miyiz?

TRT bütün siyasi partileri yayınlamak ve halka en iyi yayıncılığı sunmak zorundadır.

Türkiye’de muhalefet cephesine ayrımcılık yapılmaktadır.

Türkiye’de genel milletvekili, mahalli idareler seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecinde TRT  “eşitlik, adalet, kamu yayıncılığı” ilkelerine aykırı davrandıkları görülmektedir.

Örnek verilecek olursa CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan, kamuoyuna TRT ekranlarında ücreti karşılığında reklam kuşağında yayınlanması için gönderdikleri “adalet ve ekonomi” temalı seçim klipine engelleme yapıldığı açıklamasında bulundu.

Konuya ilişkin ‘Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan gazeteci kökenli milletvekili Özkan, CHP olarak 24 Haziran Genel Seçimleri için 5 reklam filmi hazırladıklarını ancak bunlardan Türkiye’nin yargı alanındaki sıkıntılarına dikkat çeken filme TRT Denetleme Kurulu’nun onay vermediğini söyledi.

Özkan’ın “CHP olarak adalet alanında yaşananlara karşı vaatlerimizi özetlediğimiz klipimiz TRT yönetimini rahatsız etmiş görünüyor. TRT’nin yayınlanmasına karşı çıktığı filmde, ’24 Haziran sonrasında OHAL kalkacak, keyfi uygulamalar son bulacak, KHK düzeni bitecek’ mesajları veriliyor. CHP olarak Türkiye’nin yeniden hukuk devleti olacağını söylüyoruz.  Bu mesajlar ise TRT yönetimince uygun görülmemiş. Şimdi TRT’ye karşı hukuki yollara başvuracağız” dediği gazete manşetlerinde yer aldı.

Yorumlar