3396 Defa Okundu

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş Temmuz ayında yaptığı bir konuşmada S-400'lerin eğitimlerinin devam ettiğini, programın planlandığı gibi ilerlediğini, eğitim için de sistemlerin zaten aktif hale getirilmesinin zorunlu olduğunu belirtmişti. Eğitimlerin devam ettiğine göre tüm sistemlerin aktif halde olduğunu ifade etmişti.

Bundan iki gün önce de Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut, sosyal medya hesabından "Ege bir Türk denizidir, Akdeniz bir Türk denizidir. Peki s-400'ler aktif mi? Cevap çok basit: Deneyip karşımıza çıkın ve görün. Bekliyoruz. Biz burdayız." şeklinde bir paylaşımda bulundu. Ancak, Türkiye uluslararası ilişkiler, dış politika, dış dengeler, siyaset, diplomatik ve Milli çıkarlarını maksimum seviyede korumaya yönelik pozisyon alma vb. gerekçelerle s-400'leri aktive ettiğini resmi olarak dünyaya henüz ilan etmedi. 

Yine bundan bir hafta  önce ise Reis, Akdeniz ve Ege'deki Rum ve Yunan tahriklerine ve destekçilerine karşı "Türkiye Milli menfaatlerini korumak için her türlü bedel ödemeyi göze aldı, Türkiye gibi bedel ödemeyi göze alabilecek olanlar kendilerine güveniyorlarsa çıksınlar meydana" şeklinde bir açıklama yaparak, açıkça ve erkekçe, kanırta kanırta tüm dünyaya meydan okudu.

Tüm bunlar irrasyonel, öylesine, hamaset dolu duygularla, blöf amaçlı olarak söylenmiş sözler değildir. Tüm raporlarlar ve değerlendirmelerin önüne geldiği, etraflı senaryoların yapıldığı, beş bin yıllık köklü bir devlet geleneğinin ve derin bir tarih, kültür ve teamül birikiminin bulunduğu bir devletin başının ve sorumluluk mevkiindeki kişilerin; elinde güç, olanak, koz olmadan böyle açıklamalar yapması için ZIR DELİ olması lazım. Zır deli bile olsa etrafındaki kişilerin altı boş, doldurulamayacak açıklamalar yapmasına izin vermeleri dünyada asla mümkün değildir.

Tüm bu gerçeklerin ışığında Türkiye'nin eli güçlüdür, omuzu doludur, kozları düşman tarafından kestirilememekte ve hamleleri öngörülememektedir. Bu da düşmanı çıldırtmaktadır. Şu anda Türkiye'nin 700, gizli savunma sanayi projeleri devam etmektedir. Bunu ben söylemiyorum, Devletin yetkilileri söylemektedir.

Türkiye'nin savunma sanayiindeki geldiği aşama, Milli güç kapasitesi, Akdeniz, Ege, Ortadoğu ve Afrika'da yapabilecekleri konusunda İsrail, Amerikan ve Fransız basınına bakıldığında ne demek istediğimi çok daha kolay anlayabileceksiniz. Ancak bu ayrı bir yazı konusu.

Bu bağlamda Türkiye'nin çok uzun olmayan bir zaman zarfında Ermenistan-Azerbaycanda, İran'da, Irak'ta, Suriye'de, Akdeniz'de, Ege'de, Ortadoğu'da, Afrika'da… kesin kes kazanacağını, net bir zafer kazanacağını ve Batı-Emperyalizm-Küresel soykırımcılar için Afrika ile Ortadoğu'nun tatlı tarihsel bir anı olacağını, nihayetinde de çağın gereklerine uygun olarak Avrupa içlerine gireceğini, onlara medeniyet götüreceğini söylememiz son derece olanaklıdır.

Saygı ve selamlarımla…

 

 

 

 

Yorumlar