568 Defa Okundu

Sayıları yazılı olarak göstermeye yarayan sembollerden her birine rakam denir. Günümüz dünyasını şekillendiren, uygarlığın kapısını insanoğluna açan harfler ne kadar önemli ise rakamlar da o kadar önemlidir. Rakamsız düşünmek, mantık yürütmek geleceği projelendirmek mümkün değildir.

Zaman rakamlarla ölçülür, hayatımızı rakamlara göre düzenleriz. Yılın 4 mevsim, 12 ay, 52 hafta, 365 gün, 8 766 saat olduğunu rakamlar söyler bize. Dünyaya gelişimizi, yaşımızı rakamlarla ifade deriz. Hayatımızın kilometre taşlarında rakamlar yazılıdır. Ülkemizde seçim 5 yılda bir yapılır. Bizler, bizleri temsil etmek üzere 600 milletvekili seçer, 5 yıllığına TBMM’sine göndeririz. Parlamentoya seçip de gönderdiğimiz temsilcilerimiz bizim için kanun yaparken kanunu yayım tarihinin yanına bir de kanunun numarasını rakamla yazarlar.

Kişi geleceğini planlarken rakamlardan yararlandığı gibi devlet de planlamayı rakamlara dayalı olarak yapar.  Devlet her türlü istatistiği veriyi yine kendi kurumu olan Türkiye İstatistik Kurumu’ndan, (TUİK)’ten, alır. 26 Şubat 1926 tarihinde “Merkez İstatistik Daire” olarak yeniden faaliyete başlayan bu kurumun kuruluşu 1891 tarihindedir. 1926 yılından bu yana “İstatistik Umum Müdürlüğü”, “Devlet İstatistik Enstitüsü” adı altında görev yapan bu devlet kurumunun adı, 18 Kasım 2005 tarihinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olarak değiştirilmiştir. TUİK, Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmaktadır.  

Yaptığı çalışmalar ve elde ettiği verilerle günü ve geleceği şekillendiren (TÜİK)’in görev ve sorumluluğu oldukça fazladır. Ülkenin nüfus ve demografisi, sosyal, ekonomi, kültür, çevre, bilim ve teknoloji gibi çok geniş bir yelpazede gerekli görülen her türlü istatistiği yapar, derler, değerlendirir, analiz eder, yayımlar ve böylece mevcut yönetime ve yönetimin yapacağı planlama ve programlamalara esas teşkil eden verilerle devlet erkini elinde bulunduranlara yol gösterir, ışık tutar. TÜİK’in öncelikli ve özellikli olarak tarafsız, objektif, güvenilir olması şarttır.

TUİK, bir bilim kuruluşudur. Ancak son zamanlarda objektif ve güvenirliği tartışılmaktadır. Vatandaş, TUİK verilerinin gerçeği yansıtmadığı inancındadır. Vatandaş haklı mıdır? Elbette… Peki, bu güvensizlik ve vatandaş haklılığı neden kaynaklanmaktadır? Ha işte tam da bu noktada biz duralım rakamlar konuşsun!

Türkiye İstatistik Kurumu, Kasım 2020 işgücü istatistiklerini yayımladı. Yayımlanan verilere göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 303 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişi olmuş. İşsizlik oranı 0,4 puanlık azalış ile yüzde 12,9 seviyesinde gerçekleşmiş. Mucize değil mi? Dünya ile birlikte ülkemiz de bir büyük salgın döneminden geçiyor. Ekonomi durma noktasına gelmiş. İş yerleri kapanmış. Turizm durmuş, tarım girdileri azalmış, nüfus artmış; ancak ne hikmetse işsiz sayısı azalmış.

 TÜİK'in açıkladığı yıllık enflasyon ise yüzde 15,61 artmış. Yani geçen yıldan bu yıla ekmeğin, zeytinin, peynirin, yağın fiyatı %15,6 oranında artmış öyle mi?   Şimdi ey millet! Ey Türkiye Cumhuriyeti’nin inanan inatsız vatandaşları, söyleyin bakalım geçen yıl 1 lira olan bir birimin değeri bugün 115 kuruş mu?

Hâlâ bana “arkadaş devlet yalan söylemez” diyenleriniz olacak. Doğru devlet vatandaşına yalan söylemez. Ancak ortada inkâr edilmeyecek bir büyük gerçek var. Hem de vatandaşın duyduğu, gördüğü değil damarlarında hissettiği, acısına katlandığı bir büyük gerçek… Bu gerçeği devleti yönetenler de görmüş olacaklar ki(!) çareyi TUİK başkanlarını değiştirmede bulmuşlar. Son iki yılda beş başkan değiştirilmiş. Kurumun sondan üçüncü Başkanı Yinal YAĞAN’ın yerine 22 Mayıs 2020 tarihinde Muhammed Cahit Şirin atanmış ancak yaptığı çalışmalar diğerleri gibi yeterli görülmemiş olacak ki bir yılı dahi doldurmadan 2 Mart 2021 tarih ve 31411 sayılı resmi gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer bu göreve getirilmiş. Ne diyelim, hayırlı olsun!

Bana kalsa TUİK başkanlarını değil, devekuşu misali kuma sokulan kafalarınızı değiştirin diyeceğim amma…

Yorumlar