648 Defa Okundu

Kaybolan Tarihin Peşinde olan bir tarih gönüllüsüolarakOsmanlı Dönemindeyazılıp okunan tarih kitaplarını tanıtıp paylaşmazsakelbette cimri davranmış ve tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmemiş olurduk.

Osmanlı’daki en eski kronikler hem yazılmış hemde okunmuşlardır. Bunları sırasıyla sizlere sunuyorum ki; tarih meraklıları ve kaybolan tarihin peşinde okuyucuları olarak imkân bulanlar bu eserleri okuyup kütüphanelerinde bulundurdukları taktirde oldukça istifade edeceklerdir.

OSMANLI KRONİKLERİ

1. Gazâvât-ı Sultan Murad bin Mehemmed Han, İzladi ve Varna Savaşları:

Yazarı belli olmayan bu eser, II. Murad dönemine ait önemli bir tarihi vesikadır. Eserde II. Murad zamanında meydana gelen İzladi ve Varna savaşları ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Bu eserde özellikle Tâceddin II. İbrahim Bey’in Sırplar, Macarlar ve Bizans ile Osmanlı’ya karşı gizli ittifakını ifşa eden müttefik güçlerinin birbirlerine göndermiş oldukları mektuplar hakkında bilgi verilmektedir. Bu eserdeki bazı bilgiler önemli olup, devrin diğer çağdaş kaynaklarında mevcut değildir. Eser 1978 tarihinde Halil İnalcık ve Mevlûd Oğuz tarafından neşredilerek ilim dünyasına sunulmuştur.

2. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman

İlk olarak II. Murad (1421-1451) döneminde rastladığımız, müellifleri belli olmayan ve Anonim Tevârih-i Âl-i Osmânolarak adlandırılan bu kaynaklar, Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şah’ın Anadolu’ya gelişinden başlayan,Osmanlı Devleti’ne kadar gelen ve muhtelif tarihlerde sona eren anonim eserlerdir. Anonim Tevârih-i Âl-i Osmân, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemleri hakkında en teferruatlı bilgileri veren eserlerden biridir. Bu eserlerin önemli bir kısmı II. Bayezid Dönemi ortalarına-1494 tarihine- bir kısmı da Kanuni Devri ortalarına kadar gelir. Bu eserlerin şu ana kadar birçok neşri yapılmıştır.

3. Târîh-i Ebü’l-Feth (Tursun Bey)

Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış ve devlet kademelerinde önemli mevkilere gelmiş olan Tursun Bey (öl. 1499), Sultanın pek çok seferine tanıklık etmiştir. Tursun Bey’in yazmış olduğu, Târîh-i Ebü’l-Feth,adından da anlaşıldığı üzere Fatih’in 1444 yılındaki ilk cülûsuyla başlar. Fatih Devri olaylarını konu edinen eser, 1488 yılında Hadım Ali Paşa’nın Kilikya seferi ve Memlûk yenilgisiyle son bulur. Özellikle Fatih Sultan Mehmet’in Karaman Seferleri ve Karaman’daki saltanat kavgasına müdahil oluşu hakkında önemli bilgiler içermektedir.

4. Behcetü’üt-Tevârih (Şükrullah)

Şükrüllâh(öl.1464) bu kitabı, Fatih Sultan Mehmet’in hizmetindeyken Bursa’da yazmaya başlamıştır. Takriben 1456 tarihinde başlayıp 1459’da bitirdiği bu eserini, Fatih’in sadrazamlarından olan Mahmud Paşa’ya ithaf etmiştir. Bir “dünya tarihi”olma niteliği taşıyan Behcetü’üt-Tevârih’inyazarı Şükrullah, Karamanoğlu II. İbrahim Bey’e elçi olarak gitmiştir. Kitapta yalnızca II. Murad tarafından elçi olarak gönderildiği verilir;Karamanlılar hakkında malumat içermez.

5. Oruç Bey Tarihi

Klasik dönem Osmanlı tarih yazıcılarından olan Oruç Bey’in Tevârîh-i Âl-i Osman veya Oruç Bey Tarihi adlı eseri, devletin kuruluşundan 1503 yılına kadar gelen bir Osmanlı tarihi eseridir. Kitap, esasenÂşıkpaşazade Tarihi’nin bir kopyası niteliğindedir zira birçok alıntı bu eserden yapılmıştır. Kitap, Karamanoğlu Beyliği hakkındaönemli bilgiler içermektedir.

6. Kitâb-ı Cihan-Nümâ

MehmedNeşrî’nin kaleme almış olduğu Neşrî Tarihi olarak da bilinen bu eser, sekiz bölümden oluşur ve XIV-XV. asırlar arası Osmanlı tarihini diğer çağdaşlarına göre tafsilatlı bir şekilde nakleder. Genel bir dünya tarihi niteliği taşıyan bu eserin ancak Osmanlılarla ilgili olan son iki kısmı günümüze ulaşabilmiştir. Bu kısım, Osmanlı sultanı II. Bayezid dönemine kadar getirilir. Eser bu sultanın ölümünden (1512) sonra yazılmış olsa da hadiseler 1485’e kadar getirilmektedir. Neşrî esrini hazırlarken, büyük oranda diğer Osmanlı tarihçilerinden istifade etmiştir. Çoğunlukla muhtelif eserlerin değerlendirmesinden oluşan bu kaynakta, esas olarak Aşıkpaşazade Tarihi veAnonim Tevârih-i Âl-i Osman’dan yararlanmıştır. Eser, Osmanlılar dışında Karamanoğulları ve Akkoyunlu Devletleri için temel kaynaklar niteliği taşır.

7. Vakıat-ı Sultan Cem (Haydar Bey)

Eser, Karamanoğulları’nın son dönemi için önemli bir kaynak niteliği taşır. Özellikle Kasım Bey’in Şehzade Cem ile ittifakı ve onun Rodos’a gönderilmesi hususundaki ada şövalyelerine gönderdiği elçiler hakkında bilgi içerir. Eserin müellifi belli değildir. Fakat kitabın yazılışve olayların anlatılış tarzından,şehzâde ile gezmiş ve onun yanında bulunmuş birisi tarafından yazıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan araştırmalarda eserin, Cem Sultan’ın defterdar ve nedimi Haydar Bey tarafından (1514) yazılmış olabileceği sonucuna varılmıştır.

8. İbn Kemal, Tevârîh-i Âl-i Osman

İbn Kemal’in (öl.1523) bu eseri, II. Bayezid’in arzusuyla kaleme alınmıştır. II. Bayezid, İdrîs-i Bitlisî’ye Farsça bir Osmanlı tarihi yazma görevini verirken Kemalpaşazâde’den de herkesin anlayabileceği Türkçe bir tarih yazmasını istemiştir. Her padişah dönemi için ayrı bir cilt (defter) yazan Kemalpaşazâde, 916 (1510) yılı olaylarına kadar getirdiği sekiz ciltlik tarihini II. Bayezid’e sunmuştur. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın isteğiyle eserini kaldığı yerden devam ettirerek Mohaç seferi sonuna, yani 933 (1527) yılına kadar getirmiştir.

Tevârîh-i Âl-i OsmanböyleceOsmanlı Devleti’nin kuruluşundan 1527 yılına kadar gelen 10 ciltlik büyük bir eser niteliği kazanmıştır. Bizi ilgilendiren bölümü ise VII. defterdir. Bu defterde,önceki Osmanlı kroniklerine nispetle az da olsa Karamanoğulları hakkında bilgi bulmak mümkündür. Fatih dönemine ait VII. defterin “İstanbul’un fethi” bölümünün istinsahları, onun TârîhiFeth-i Kostantiniyye adlı ayrı bir eseri olduğu zannını uyandırmıştır.

9. Tacü’t-Tevârih (Hoca Sadettin Efendi)

Tacü’t-Tevârih, 1536-1599 tarihleri arasında yaşamış olan Hoca Sadettin Efendi’nin yazdığı bir eserdir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan I. Selim’in ölümüne kadar geçen süreci aktarmaktadır. Tacü’t-Tevârih’in el yazmasının bir nüshası, İskilip Halk Kütüphanesi’ndeki“El Yazması Eserler” bölümündedir. Tacü’t-Tevârih; ilk olarak 1862 yılında matbaa imkanları kullanılarak Maarif Nazırı Paşa tarafından iki cilt olarak basılmış, ayrıca 1974-1979 yılları arasında İsmet Parmaksızoğlu tarafından sadeleştirilerek günümüz Türkçesine 5 cilt olarak aktarılmıştır.

Tacü’t-Tevârih, padişah III. Murad’a sunulmuştur. Hoca Sadeddin, Yavuz Selim Dönemi müverrihlerinden olup kendinden önceki hadiseleri İshak, İdrisi, Kemal Paşa, Şükrullah ve Hadîdî gibi güvenilir isimlerden ya da olayların bir kısmını yazarın babası Hasan Can tarafından bizzat, görmüş ve yaşanmış anlatımlarından yararlanarak yazmıştır. Eserin son bölümü o dönemde yaşamış olan alim ve şairler ile din ve tasavvuf ehlinin de hayat öykülerini içerir.

10. Âşıkpaşazade Tarihi

 XV. asır Osmanlı Devleti’nin önemli müverrihlerden biri olan ve kendisini Derviş AhmedÂşikîolarak tanıtan Âşıkpaşazade, özellikle Osmanlı’nın kuruluş evresiyle ilgili bilgileri Yahşi Fakih’ten aldığını bildirmektedir. Karamanoğulları’nın Osmanlı karşıtlığı üzerinden Hristiyan dünyasıyla giriştiği müttefiklik anlaşmalarının birçoğunu bizler bu eserden öğrenmekteyiz.

Eser, Karamanoğulları ile Osmanlı’nın mücadelesi, kurulan akrabalık bağları ve Fatih Sultan Mehmet’in Karaman seferleri neticesinde İstanbul’a göç ettirilen nüfusu hakkında önemli bilgiler içermektedir. Eser ilk olarak Nihal Atsız tarafından neşredilmiş olmasına rağmen sonradan birçok araştırmacı tarafından yeni neşirleri yapılmıştır.

11. Hadîdî, Tevârih-i Âl-i Osman

16. asır Osmanlı müverrihlerinden olan Hadîdî, II. Beyazıt, Yavuz, I. Selim ve Kanuni Süleyman’ın ilk yıllarında yaşamıştır. Yazmış olduğu Tevârih-i Âl-i Osman isimli eser, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 1523 yılında Makbul İbrahim Paşa’nın veziriazamlığa gelişine kadar olan dönemin hadiselerini manzum bir şekilde nakletmektedir. 6646 beyitten oluşan eser, Osmanlı-Karaman mücadelesi hakkında önemli bilgiler içermektedir. Eser üzerine 1986’da Necdet Öztürk tarafında İstanbul’da bir doktora tezi hazırlanmış, daha sonra bu tez 1992yılında Marmara Üniversitesi Yayınları tarafından basılmıştır.

12. Rûhî Tarihi

II. Bayezid (1481-1512) Dönemi kaynaklarından biri olan bu eserde, özellikle Osmanlıların Karamanoğulları ile kurmuş oldukları evlilik ilişkileri ve Osmanlı’nın Karaman seferleri hakkında tafsilatlı bilgi bulmak mümkündür.

13. Nusret- nâme

Silâhtar Mehmed Ağa, Kâtip Çelebi’nin Fezleke-i Tarih-i Ali Osman’ına (Osmanlı Soyunun Tarihinin özeti) yazdığı Zeyl-i Fezleki’ye (özetin Eki), II. Mustafa’nın isteği üzerine Nusretname adıyla devam etmiştir.

Bu eseri yazarken sarayda tülbent ağalığı göreviyle padişahın yakınları arasında bulunduğu için eserinde 1695-1703 yıllarının olaylarını kendi gözlemlerine dayanarak anlatır.

II. Mustafa tahttan indirilince (1703) Mehmed Ağa saraydan uzaklaştırılır ve böylece dönemin olayları kitaba özet şeklinde girer. Ayrıntıları vermeve olaylarda yer alan kişileri canlandırmada oldukça başarılı olan eser, çağının hareketli konuşma diliyle yazılmıştır.

14. Naima Tarihi

Naima, 1700’de Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa tarafından vakanüvisliğe (tarih yazarlığı) atanır. Şarih-i MenarzadeAhmed Efendi’nin 1574-1655 arasındaki olayları kapsayan çalışmasını temel alan Naima, belge derleme, kaynak inceleme, doğrudan gözlemlerde bulunma ve olayları görgü tanıklarından saptama gibi yöntemleri kullanarak titiz bir çalışma yürütür. Sonuçta Naima Tarihi (1734, 2 cilt; 1863, 6 cilt; yeni harflerle 1967-69, 6 cilt) olarak bilinen Ravzatü’l-Hüseyn fi HülasatıAhbari’l-Hafikeyn adlı yapıtını tamamlar ve Amcazade Hüseyin Paşa’ya sunar.

15.PeçeviTarihi

Peçevîİbrâhim Efendi, meşhur tarih kitabını yazmaya 1640 tarihinde başlar. Yazdığı iki ciltlik Tarih-i Peçevi, 17. yüzyıl ve öncesi Osmanlı tarihinin en önemli kaynaklarından biridir.

16.Mütercim Asım Efendi

Tebrîzî’ninBurhân-ı Kâtı’ adlı Farsça lügatini ve Fîrûzâbâdî’ninKâmusu’l-Muhît adlı Arapça lügatini Türkçeye çeviren ve defalarca basılan bu iki eserle “mütercim” unvanını alan Âsım Efendi (ö. 1819), vak’anüvisliğe tayin edildikten sonra bu görevi vefatına kadar -13 yıl boyunca- sürdürmüştür. Âsım Efendi bir yandan kendi zamanındaki vekâyi’i kaydederken bir yandan da seleflerinin notlarını da kullanarak, Vasıf Efendi’nin bıraktığı yerden itibaren olayları derleyip yazmaya başlar ve II. Mahmud’un cülûsuna kadar (1223/1808) olan olayları bitirip saraya takdim eder. II. Mahmud’un cülûsundan itibaren olan olayları eserinin II. cildinde yazmayıplanlayan yazar, bu kısımları tertip edemeden vefat eder.Vak’anüvislik döneminde tuttuğu 12 yıllık (1808-1819) notlar halefi Şanizade’ye intikal eder ve böylece onun bu yılları kapsayan tarihine kaynaklık eder.

Sunduğumuz bu kaynakların, geçmişten günümüze kadarki tarih serüvenimize bir vizyon katması dileğiyle…

Baki selam ve muhabbetlerimle

 

 

 

 

 

 

Yorumlar