452 Defa Okundu

Herkesin aforizma üfürdüğü, akıl verdiği, fil dişi kulelerinden ahaliyi selamladığı günümüz toplumunun en büyük sorun/larından biri duruş bozukluğu!
Beden dilini kullanamayan, özgüvensiz veya vücudu boy kilo orantısı olmayanlarda rahatlıkla görülebilir bu durum. Neye/kime zararı vardır peki?
Kanaatimce fotoğrafta kötü ve komik çıkmak dışında hiçbir sorun veya zarar yoktur. Kendimden biliyorum.
Ancak gel gelelim herhangi bir hadiseyle, tavırla, gelişmeyle karşı karşıya kaldığımızda...
Güç, makam, servet ve şehvet ile muhatap olduğumuzda - şehvetten kastımız evvela dünyanın cazip herhangi bir teklifidir - eğer hala doğru bir duruşa sahip isek ne mutlu bize! Ne yazık ki değişim ve dönüşümün yakalanamaz kontrol edilemez hale geldiği, müspet bir gelişimin ise sadece temenni olduğu bu ç/ağ bize duruş sendromu yaşatıyor.
Herhangi bir mesele ile muhatap olduğumuzda/kaldığımızda omurga görevini yapacakken bir gizli el(!) bize bu duruşun sadece bize ait olduğu takdirde bir anlamı olmayacağını ihtar ediyor. İkna oluyoruz anlamsızca!
Çözüm zannımca evvela o aslında bizim uydurduğumuz gizli elin kırılmasından ibaret. İşte tam burada o eli kırmışken yeni bir elin bize yanlış ve kabul edilemez teklifine de karşı çıkacak reflekse sahip olmak!
Ekonomi, dış politika, aile içi herhangi bir mesele, eğitim, adalet... Konu ne olursa olsun, neyle karşılaşırsak karşılaşalım nasıl durmamız gerektiği sorununu ortadan kaldırırsak dünyanın bütün lobi ve gizli elleri bize hiçbirşey yapamaz!
Tepkilerini siyasi demeç ve gazete manşetlerine emanet eden, sevdiği itibar ettiği kişi/leri sorgusuz kontrolsüzce takip edenler elbette bunu gerçekleştirmekte epey zorlanacak! Boyun bükülmüş, omurga eğilmiş, zihin iğdiş edilmiş. Artık korse yeterli bir çözüm olmaz, olamaz.
O sebeple sırtımızı koruduğumuz veya korumamız gerektiği gibi zihnimizi, hayallerimizi yarınlarımızı da korumalıyız.
Duruş bozukluğu, fotoğrafta kötü çıkmaktan daha ağır fatura çıkarır önümüze çünkü!

 

Yorumlar