1716 Defa Okundu

Beni sevindiren bir haberle başlayayım. Sağlık bakanımız sayın Fahrettin Koca geçtiğimiz günlerde 88 farklı ülkenin Türkiye’den ekipman talebinde bulunduğunu ve bu ülkelerden 30 kadarına cevap verebildiğimizi söyledi. Buna neden mi sevindim? Kim olduğumuzu bu zor şartlarda bile unutmadık. İçimizdeki iyiliği en zor şartlarda bile yaşatıyoruz.

Anlaşılan o ki korona virüs tüm süper güçleri çaresiz bıraktı. Bizden malzeme isteyen ülkelerin arasında Almanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri de var. Bu bizim için yeni bir tecrübe. Şimdiye kadar dünyada Suriye’de yürüttüğü operasyonlar ve mültecilere yaptığı yardımlar ile gündeme gelen Türkiye artık sağlık yardımı ile gündeme geliyor.

Gönül isterdi ki daha çok destek olalım. Ülkemizdeki durumu kontrol altına alalım da 88 ülkenin de talebine yetişelim. Virüs Türkiye’ye geç geldi. Gönül ister ki erkenden de gitsin. Okullarımız ve işyerlerimiz tekrar açılsın. Sadece kendimiz için de değil. Bütün insanlık için. Yardım bekleyen çok ülke var. Şimdi tüm insanlık için duyarlı olma zamanı.   

Türkiye’de durum ne? Test sayımız günlük 30 binlere dayandı. Bir haftadır sokakta maskesiz insan görmüyoruz. Ücretsiz maske uygulaması sorunsuz işlerse ciddi bir gerileme de yaşanabilir. Avrupa ve Amerika’dan iyiyiz fakat Avrupa ve Amerika olmaya da adayız. Çin, Kore ve Japonya gibi olayı kontrol altına almanın uzağındayız.

Bu iş kaç ayda çözülür? Çok iyi yönetilirse 1 ayımız daha var. İyi ve orta yönetim ile 2-4 ay. Zayıf yönetim ile de kendi kendine en geç 12 ayda çözülür. Açıkçası bu süreci çok iyi yönetmenin iki yolu var. Ya ilacı bulacağız ya da kimseyi sokağa çıkarmayacağız. İlaç bulmak uzun hikâye. O yüzden şu anda, dünyanın her yerinde tek kesin çözüm sokağa çıkma yasağı.  

Daha sıkı önlem almak için virüsün yayılmasını bekledik. Virüs hamlesini yapıyor sonra da bilim kurulu hamlesini yapıyor. Virüs bilim kurulunun maalesef birkaç adım ilerisinde. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı için ilk günden sokağa çıkma yasağı getirilmeliydi. Maske herkes için ilk günden itibaren zorunlu olmalıydı. 

İtiraf etmeliyiz ki sokağa çıkma yasağına kadar ülkemizde ciddi panik havası yaşanmadı. Ama halkı panik edebilecek bir önlem de alınmadı. Sanırım günlük ölüm oranı için 100 sayısı psikolojik bir sınır oldu. Yüzlü sayılara yaklaşınca sokağa çıkma yasağı geldi. Bu oran yüzlü sayıların üstünde olduğu sürece de devam eder ve etmelidir de.  

Cuma gecesi yaşanan panik kısa süreliydi. Asıl panik ekmek bulunamadığında değil, faturalar, krediler, ev kiraları ödenemediğinde, maaşlar alınamadığında ortaya çıkacak. Bu yüzden mücadele agresifleştirilmeli. Alınabilecek tüm önlemler alınıp bu iş mümkün olan en kısa sürede çözülmelidir. Her gün 100 vatandaşımız ölürken sokaklarda öylece gezemeyiz.

Market, eczane ve hastane dışında her yer kapatılmalı. Her haneden sadece bir kişinin hafta boyunca sadece bir kere çıkmasına izin verilmeli. Sokağa çıkma yasağı tüm şehirlerde ilan edilmeli. Hep deniyor 1-2 hafta dayanırsak bu iş çözülür diye. Doğru. Ama tam bir kontrolle. Biri yaparken biri yıkarsa bu iş olmaz.  

Yorumlar