1924 Defa Okundu

“Taşıma suyla değirmen dönmez” demiş atalarımız. Demek ki kendi değirmenimizi kendi öz kaynaklarımız ile döndürebilmek önemli. Zira, başkalarının desteği ile dönen çark en çok ihtiyacımız olduğu anda durabiliyor.

Atalarımızla bizim aramızdaki fark nedir? Onların bir değirmenleri vardı, bizimse yok. O yüzden planımız üç aşamalı olmak zorundadır. Öncelikle başkasının değirmenine su taşımayı bırakmalıyız. Sonra kendi değirmenimizi kurmalıyız ve en sonunda da onu kendi öz kaynaklarımızla işletmeliyiz.

Küçük, mütevazi bir sürü değirmen kurmalıyız belki de. Aileden, okuldan, camiden, pazardan başlayarak yapmalıyız bunu. Bu değirmenler ilk başta zayıf ve işlevsiz görünebilir. Ama onları doğru yere kurdukça dönme hızları bizi şaşırtacaktır.      

Gürül gürül akan bir kaynağın en başındayız ama kovalarla binlerce kilometre öteye ve başkasının değirmenine su taşıyoruz. Artık kendi değirmenimizi kurmalıyız. Bu değirmen elbette eksiksiz olmayacak. Ama kendi yemeğini yapabilen komşudan olsa olsa tuz alır.  

Dünya yeni bir yaşam tarzı istiyor bizden. Müslümanlar olarak neredeyiz? Kültür, sanayi, spor, sanat, eğitim ve benzeri alanlarda kendi tarzımızı kurmalıyız. Bu tarz ancak bütün bu disiplinleri vahiy ırmağının üstüne kurunca geliştirilebilir.  

Kendi değirmenimizi ve değirmenin can suyu olan vahyi muhafaza etmek de önemlidir. Bunun için bilim ve hikmet ırmaklarımız da gürül gürül akmalıdır. Evrensel bilimi yorumlamak bu ırmağa akıtmak başka, bu ırmağı kirletmek başkadır.

Bilim, hikmet ve sanat evrenseldir. Ama teknoloji, sanat eserleri ve eğitim sistemleri bölgesel ihtiyaçları gözetir. Amaç evrensel bilgi ile yerelde yaşanabilir bir sistem kurmaktır. Bunun için de güçlü ve hızlı sorgulama mekanizmaları geliştirmek zorundayız.

Değirmenimiz bizim amaçlarımıza hizmet eden sistemimizdir. Onu, sınırsız bir kaynak olan vahiy suyunun üstüne konumlandırdığımız vakit gerçek anlamda çalışmaya başlayacak; kim olduğumuzu, ne istediğimizi ve nasıl yaşamamız gerektiğini bize açıkça söyleyecektir.   

Yorumlar