828 Defa Okundu

Merhaba Değerli Dostlar,

Öncelikle Yeni yılınızı içtenlikle kutlar, sağlıklı, mutlu, huzurlu, bereketli, verimli, güzellikler dolu ve her şeyin gönlünüzce olduğu bir yıl yaşamanızı dilerim.

Bugünkü yazımı yine toplumun kanayan yaralarından biri olan ''Aldatma (Sadakatsizlik)'' konusuna ayırma gereği duydum.

Aldatma (Sadakatsizlik), eşin rızası olmadan başka kişilerle yaşanan duygusal ya da cinsel ilişkilerdir.

Başlarken konuyla ilgili olarak, sağlıklı evlilikler için olmazsa olmazlardan biri dediğimiz empati sözcüğünü aldatma eylemiyle bağdaştırmaya yönelik şu şekilde açıklamayı uygun görüyoruz; ''hiç kimse, eşinin kendisine yapmasını istemediği bir şeyi eşine yapmamalıdır''.  İşte aldatma olayı da bunlardan bir tanesidir.

Çoğu kişinin bildiğinin aksine “Aldatma sorunu”, eş, dost, akraba ve arkadaşların yardımı ve yönlendirilmesi ile çözülecek bir konu değildir. Çünkü böyle durumlarda herkes kendisine yakın hissettiği tarafı tutma ve destekleme yoluna gider ki, çoğunlukla yönlendirmeler Kuran’a el basma, yeminler etmeler, kesinlikle bir daha olmayacak, aslında sadece çay içtik, aramızda bir şey yok, hiçbirr şey yaşamadık, dertleştik sadece gibi sözler vermeler ile sorunun üstünü kapatmaya dönük olur. O yüzden bu tür hayati sorunlar, eşler arasında çözüme kavuşturulamıyorsa, yakın çevrenin yardımıyla değil, kesinlikle uzmanların profesyonel desteğine başvurarak çözme yoluna gitmek en doğru adım olacaktır.

Aldatma, aldatan kişi tarafından eşe karşı yapılan en büyük saygısızlık, güven ve dürüstlük konularında ağır yıkım yaşatan psikolojik bir şiddettir. Ayrıca, aile yaşantısının ve dinamiklerinin temeline konmuş bir dinamittir. Bu durumda eşini aldatan ya da aldatmayı düşünen kişi kendisine önce şunu sormalıdır; ''Eşim beni aldatsa ne yaparım?''

Aldatma, kişinin karakteri, yetişme ortamı, temel değer yargıları, toplumsal dinamiklerin ve yaşam tarzının bütünüyle ilgili bir davranış biçimidir.

Aldatılmak, aldatılan taraf için (ayrıcalıklı durumlar dışında – zihinsel engel vb.) kolay kabullenil(e)meyen bir felaket olmanın yanında güven ve sevgi konusunda yaşadığı duygusal bir sarsıntıdır. Affetmek ise, aldatılan için çok zor ve üzerinde çalışılması gereken oldukça sıkıntılı bir süreçtir.

Aynı zamanda aldatma, eşin ve aile bireylerinin psikolojisine zarar veren, evliliğin sorunlu olduğunu gösteren, fiziksel ya da duygusal olarak gerçekleştirilen ve yasak ilişki adını verdiğimiz kabul görmeyen bir yaşam tarzıdır. Üstelik, çok önemli bir ilişki sorunudur. Aldatmanın en büyük zararını ise aldatılan taraf ve varsa çocuklar çeker. Daha önceki ''Aile İçi Şiddeti Önleme ve Öfke Kontrolü'' başlıklı yazımda bahsettiğim gibi, çocuk her şeyi ailede öğrenir ve yetişkinlik döneminde de ayrıcalıklı durumlar dışında büyük olasılıkla aynı yaşam tarzını devam ettirir. Çocuklar söylediklerinizden çok yaptıklarınızı yapar, rol model alır ve devam ettirler.

Aldatma, çiftler arasında saygıya, dürüstlük adına güven duygusuna ve sevgiye çok ağır darbe vurur ve ilişkinin devamını da tehlikeye sokar. Akıl ve ruh sağlığı yerinde ve psikolojik sorunları olmayan birinin aldatmaya geçerli bir neden bulması oldukça zordur, çünkü evliliğin kangrenidir ve asla geçerli bir bahanesi asla ol(a)maz. Hangi neden(ler)den dolayı olursa olsun, eğer kişi eşini aldatma noktasına geldiğini ve bunu yapma hakkına sahip olduğunu düşünüyorsa, evliyken bu davranışı gerçekleştirmek yerine, eşinden ayrılarak toplumsal değer yargılarını da göz ardı etmeden ''kendi özgürlük alanında'' istediği ve benimsediği yaşam tarzını sürdürebilir.

Aldatma, evliliklerde yaşanan hiçbir sorunu çözmez ve tam tersine, çözümü daha da zorlaştırır. Bu anlamda, aldatmaya neden olarak birçok madde sıralanabilir, ama bu konuda sadece bireysel değil, toplumun kültürel ve yaşamsal döngüsüne de bakmak gerekmektedir. Dünyanın neresinde olursa olsun, inanç sistemi, yaşam tarzı ve kültürel yapı değişik de olsa, aldat(ıl)ma konusunda duygular ve sonuç hemen hemen aynıdır. Aldatma sonucunda ilişki bitirilecekse de, devam ettirilecekse de mutlaka bir ilişki terapistinden profesyonel yardım alınmalıdır.

Aldatma konusunda etkili olan nedenlerin başında; aldatan kişinin karakter yapısı, çocukluk evresi, ergenlik geçmişi (ki bu, geç ergenlik dediğimiz ''Kırkından sonra azanı teneşir paklar'' sözünde yatan gerçektir), internetin sosyal medyanın amaç dışı ve gereksiz kullanılması, arkadaş çevresinin karakteristik yapısı ve yaşam tarzı (kişinin bundan ne kadar etkilenip etkilenmediği oldukça önemlidir (çünkü güçlü kişilik sahibi olan insanlar çevresindekilerden etkilenmez, mesafesini iyi korur – örneğin iş ortamı vb.), toplumsal duyguların sömürülmesi ve duyarsızlaşması, aile yapısının bozulması ve toplumsal birlik ve saygının yok olması adına son yıllarda televizyon kanallarında ardı arkası kesilmeyen ve ne yazık ki tüm uyarılarımıza rağmen izlenme rekorları kıran çarpık ilişkilerin yaşandığı diziler, özentiler, karşılan(a)mayan beklentiler, bağımlılıklar (alkol, uyuşturucu, kumar, oyun, bilgisayar, …), vb. gibi bir çok değişik nedenler sıralanabilir.

Eşlerin birbirlerine karşı hissettikleri sevginin ve ilginin yeterince gösterilmemesi (ihmal etme) ya da gösteren tarafın ciddiyetsizlikle karşılaşması duyguların değersizlik görmesi, saygısızlık, sürekli eleştirme, fiziksel ve psikolojik şiddet, yargılama, cinsel isteksizlik ya da yetersizlik ve belki de önemsememe (ya da bir tarafın sadece ben istediğim zaman cinsel ilişki olur şeklinde yaklaşımı), sürekli ''Sen'' diliyle suçlama ve ''Ben'' diliyle bencillik ve ben merkezcilik yapma, aşağılama, eşi başkalarıyla kıyaslama, değiştirmeye çalışma, küçümseme ve önemsememe sonucu aralarında bir soğukluk ve uzaklık oluşturur. Bu dönemde taraflardan biri karakteri ve istek ya da beklentileri nedeniyle aldatma yolunu seçebilir. Ama şunu unutmamak gerekir; bu ihtiyaçlara karşılık vermek sadece tek tarafın yerine getirmesinin zorunlu olduğu bir yaklaşım değildir. Bir yandan yaşamın zorluklarına birlikte göğüs germeye çalışırken, diğer yandan da duygusal ve fiziksel yaklaşım ve ifadeleri değersizleştirmek asla sergilenmemesi gereken bir davranıştır.

Özünde, ''kadın ve erkeğin karşılıklı istek ve beklentileri, karakterleri ve sosyal çevresi birbiriyle olumlu yönde örtüşmelidir'' diyebiliriz. Bunu da aslında evlilik öncesinde ya da evlilik döneminde düzenli olarak bir uzman aile-evlilik-çift terapisti tarafından yapılacak olan eş uyumu analizi ile belirlemek mümkündür. Evlilik öncesinde ve evliyken bu analiz yapılırsa ileride yaşanacak sorunların ve travmaların önüne geçilmiş olur. Birbirine karşı eşlerin anlayış ölçütlerinin ortak noktalarda buluşması açısından da evlilik sağlığı için yararlıdır. Çünkü, çoğunlukla insanlar farklı amaç, hedef ve duygularla evlilik sürdürmekte, eşini tam anlamıyla tanımamakta ya da sorunların çoğunu örtbas etmektedirler. Bu da aldatmaya yol açan nedenlerden biridir.

Eğer ilişkide sorun/lar varsa ve çiftler bu sorun(lar)a birlikte çözüm bulmak amacıyla sağlıklı iletişim kurarak doğru adım atmak yerine birbirlerine karşı suskunlaşıyorsa, yani iletişimsizlik varsa, ya da karşılıklı savaşıyorlarsa, bunun sonucunda sevgi bağları zayıflar ve ardından kopmaya doğru gider. Böyle olunca da bu birliktelik ayrılık sürecine girer ve ayrılığa kadar sadece birbirine katlanma ilişkisine dönüşür. Bu katlanmanın süresi ise eğer çocuk varsa biraz da onlara bağlıdır ve ne yazık ki çocuklar bu dönemde en çok mağdur olan taraftır. Kısaca; aldat(ıl)manın yaşandığı ilişkinin sağlıklı olduğu söylenemez.

Türkiye' de yapılmış bir araştırmanın sonucu şudur; erkeklerin % 58' i ve kadınların ise % 40'ı eşini en az bir kez aldatmıştır. Bu oranlara bakınca, demek ki birçok ailede saygısızlık, değersizlik, güvensizlik, mutsuzluk, huzursuzluk, çaresiz kabullenmişlik, sessizlik ve sorun var diyebiliriz.

Aldatan eş, samimi olarak eşinden özür dilemeli, affetmesini istemeli, bir daha yapmayacağı konusunda söz vermeli ve bir daha asla aynı yanlışı yapmamalıdır. Ayrıca, kaybettiği güveni tekrar kazanmak için gereken daha ne varsa onu yerine getirmelidir. Çiftler profesyonel yardım alarak yeni bir yaşama başlamaları gerekiyor.

Aldatılan taraf eğer affetme yolunu seçmişse, eşinin bir daha böyle bir yanlışı yapmayacağı konusunda ona güvenip güvenemeyeceğini görmek için eşini gözlemlemeli, konuyu sürekli gündeme getirmemeli, her şeyi zamana bırakmalıdır. Eğer şüphelerinden kurtulamıyorsa, sorunu aşamadığı için çıkmazda kalmışsa, en kısa zamanda bir uzman psikoloğa başvurmalıdır. Çünkü, zaman geçtikçe beyni kemiren düşünceler ve aldatma tekrarlanacak kaygısıyla psikolojik sorun yaşama tehlikesi vardır. Üstelik duygusal yaşam kalitesi düşer ve zaman geçtikçe bu sorun, içinden çıkılmaz hale gelir.

Saygıyla, sevgiyle, güvenle, sağlıcakla ve mutlu kalın, hoşça ve dostça kalın değerli dostlar.

Yorumlar