Ben de olsam istifa ederdim...

İngiliz yazar George Orwell’in hikmetli klasik kitaplarından «1984» romanında bolca geçen üç söz var: War is Peace, Freedom is Slavery, Ignorance is Strength (Savaş barıştır, Hürriyet köleliktir, Bilmemek, meraksızlık güçtür...)

İngiliz yazar George Orwell’in hikmetli klasik kitaplarından «1984» romanında bolca geçen üç söz var:

War is Peace, Freedom is Slavery, Ignorance is Strength (Savaş barıştır, Hürriyet köleliktir, Bilmemek, meraksızlık güçtür...)

Bu ilginç sloganlar, George Orwell’in hikmetli sözleridir... Ve bu çelişkili sözlerin amacı açıktır. Toplumu savaşa ikna etmek, partizanlara gönüllü hizmet ettirmek ve komünist nizam sahtekârlıklarının faş olmaması için halkın câhil kalması gerekmektedir.

Bütün işleri ülkenin sorumluluğu olan Komünist Partisinin ilkeleri (!) olarak HAKİKAT BAKANLIĞI tarafından yaptırılmış bir beyaz piramidin üzerine iri puntolarla yazdırılmıştı bu sözler...

Yazar bu sözlerin bir hükûmet binasına yazılmış olmasını anlatmakla, bu zihniyetle inşa edilmiş bir toplum için (böyle çelişkili sözlerin) uygun düştüğünü (müstehak olduklarını) da anlatmış olur...

Ve bunlar kitap boyunca okura anlatılan çelişkilerden yalnızca üç tanesidir... Toplum fıtratını ve zıtlıkların nasıl bir işleyişiyle halkı bir arada tuttuğunu göstermiş oluyor Orwell...

Savaşlar olmasa, barıştan bahsedilebilir mi? Ya da sürekli savaşılırsa amaç ne olacak, ne zaman huzurlu ve rahat yaşanacaktı?

Kölelik hürriyetten mahrumiyet... Hürriyet köleliğin sonu ya da bundan kurtuluş. Ve köleliğin sona ermesi için de savaşılması gerekir... Mücadele etmemek gönüllü köleliğe rızadır...

Cehalet bilgisizliktir, görgüsüzlüktür. Câhil cüretkar olur. Ve insan bilmediğinden korkar, korkunca bilinçsiz tepkiler verir...

Demek ki G. Orwell, bu üç sözün; düzenin bekası için komünist yönetim tarafından uydurulduğunu ima ediyor...

Kur’ân düsturlarının Batı ağzıyla tefsiridir Orwell’in bütün bu anlattıkları.

Zümer 9’uncu âyette, “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ve Ra’d Sûresi 11’inci âyette: “Bir kavm, özlerindeki (güzel hal ve ahlâk)ı değişdirip bozuncaya kadar Allah şübhesiz ki onun (halini) değişdirib bozmaz..” buyurulmaktadır...

* * *

ERDOĞAN’IN SİGARA ISRARI...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta sonu (AK Parti Kızılcahamam kampında), milletvekilleriyle yaptığı (istişâre değil) “ben buyurdum” toplantısında sigara bir kez daha gündeme gelmiş...

Fakat bu kez artık milletvekilleri de Erdoğan’a tepki vermişler... Vekilerden biri “Poşetlere ücret uygulaması yanlış anlaşıldı ve vatandaş tepki gösterdi. Sigara yasaklarında da benzer sonucu yaşayabiliriz. Yasakların doğru anlatılması gerek, yoksa poşette olduğu gibi aleyhimize döner” demesi üzerine şapkayı önüne koyup düşünmek yerine Erdoğan, hiç düşünmeden “sigara ile ilgili hiçbir yasaktan geri dönülmeyeceğini” söyleyip “Gerekirse vergileri üç kat artırın” diye ferman buyurmuş...

Erdoğan’ın yaptığı Ak Parti’ye ihanettir. Geçen gün AK Parti'de üç dönem milletvekilliği, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı görevlerini yürüten Nihat Ergün de istifa etti.

Ben olsam ben de ederdim... kim olsa istifa eder... Zira gelinen noktada ortada ne Ak Parti var, hattâ ne bir parti... Artık yalnızca Erdoğan ve “dedidiğim dedik, çaldığım düdük” var...

Orwell, çok haklısın çoook... “Savaş barış, hürriyet kölelik, cehalet güçtür..” Tepki vermedikçe de böyle kalacak bunlar...

 

Yorumlar