ALDATMA KÜLTÜRÜ ÇİLE 

İnsanî  iyilik değerlerini bütünleştiren bir yönetim mücadelesini anlatır Manas Destanı. Bugüne de çok önemli bir ders! Merhum Abdülkadir İnan Hocanın çevirisinden oyunlaştırıp oğlu Mustafa Yaşar İnan’ın yazılı izniyle Devlet Tiyatrolarına sundum.

İnsanî  iyilik değerlerini bütünleştiren bir yönetim mücadelesini anlatır Manas Destanı. Bugüne de çok önemli bir ders! Merhum Abdülkadir İnan Hocanın çevirisinden oyunlaştırıp oğlu Mustafa Yaşar İnan’ın yazılı izniyle Devlet Tiyatrolarına sundum. Bir usta yönetmenimizin kuyumcu titizliğiyle sahnelenir inşallah! Manas, ilk islamî destanımız. İnsan bencilliğinin ve hırsının ürünü aldatma kültürünün çilesini çok iyi anlatıyor. Anlatıyor da insanlık ders aldı mı hiç? Sürekli tekerrür etmedi mi tarih? Hatta çileler, gelişen bilim-teknoloji-iletişim gücüyle şiddetini artırmıyor mu git gide?

Güç kimdeyse o,  benim hükmümle yaşayacaksınız diyor diğer milletlere. Petrolü seviyoruz diyor açıkça. Sonra aldatma kültürünün en tehlikeli versiyonu şark kurnazlığı diye tarihe geçmiş ortadoğu kökenli değer yargılarını kullana kullana aldatıyor, bölüyor, birbirine düşürüp çatıştırıyor. Trump, sonunda itiraf etti: Önce çatıştırıp sonra aralarına girmek lazım. Koskoca Türk milletini çapulcu sürüsüyle aynı görebilecek kadar ağa-patron görüyor kendini. Akıllarla alay değil mi bu? İdrakten yoksunların çeşitli duygu ve inançlarını sömürerek bataklık oluşturdu Ortadoğu’da ve esas hedef ülkemizde. Terör belası icat etti,  yarım asır geçti de bir türlü uyanmıyor akıl fukaraları. Sözde siyasetçi veya önder diye ortaya çıkmışların söylemlerine tutsak vicdanları. Bakalım hele olan bitenlere de vicdanlarımıza şu soruları sora sora düşünelim iyice:

Tam bağımsız Türkiye, yanki go home diye diye emperyalist 6. Filo askerlerini denize atanlar, daha sonra millet kavramını hiçe sayıp halklara özgürlük, tek yol devrim…gibi sloganlarla niye yol değiştirdi? Banka soygunları, diplomat kaçırmalar,  sol eller havada isyan, şiddet…gösterileri kimin aldatıcı aklıydı? Kendilerine tepki gösteren ülkücülerle çatışmaları sonunda, darbe hazırlığına oyuncu yapıldıklarını görmedik mi? Darbe sonrasında ne oldu?

 İdamlar, mağduriyetler, işkenceler gelmedi mi? Güneydoğuda da ayrılıkçı terör örgütüne taban oluşturulmadı mı böylece? Bu tabanı aldatarak sömürü ve ezilen halk söylemli marksist terör örgütü kurdurulmadı mı? Örgütün bugün kapitalist ve emperyalist ABD güdümüne girmesi, bu gerçeğin açık kanıtı değil mi? Buna paralel olarak 15 Temmuz darbe hainliğine götüren sinsi sürecin de yine aldatma kültürüyle üretildiğini yaşayarak öğrenmedik mi? İdrak lütfen idrak!

Binasının önünde evlat acısıyla feryat figan HDP’nin 6 milyon oy aldığını, bu kadar insanın terör yanlısı olamayacağını söyleyenlere de sözüm şu: Biz bu filmi 1980 öncesinde izledik. Benim şiirlerim halkın acısı diyen son devrin büyük halk şairi Fatsalı Dursun Ali Akinet’in Musa Eroğlu bestesi, filmlere fon Halil İbrahim türküsünün acı hikâyesi de var bu filmin içinde: Geçmişte yediği dayağın travmasıyla psikolojik asker korkusu olan Halil İbrahim, Fatsa operasyonu sırasında ormanda yaşamaya başlar. Gecenin birinde sel olur. Sırılsıklam, köyde bir samanlığa saklanır. Arama taramada bulur askerler onu. Alıp götürürlerken komşuları Allah’ın garibidir deseler de bırakmazlar. Yolda askerlerin boş bir anını fark edip kaçar. Asker ateş eder ardından.Tam kayanın arkasına atlayacakken vurulur. Şiirdeki “El yerine vurulur.” dizesi bu acı olaya vurgu. At izi iti izine karışmış Halil İbrahim gibi birçok günahsız da çileye düşmüştür. Ancak çoğu olay faili kaçıp kaybolmuştur.

Fatsa’da devrimci militanlar halk mahkemeleri bile kurdu. Burada halkın hoşuna gidebilecek yargılamalar da yaptılar. Devletin buradaki görevlileri de örgütün hep etkisindeydi. Muhalefet de. CHP vekili Ertuğrul Günay bir konuşmasında hükümetin olayları bastırmaya gönderdiği vali için “Defolup gitmelidir.” bile diyebilmişti. (Bugünkü demeçlere de dikkat!) Tüm ülkeye yayılmış dedikoduya göre devrimciler, tehdit ve korkuyu haklı icraat harcıyla sıvıyordu. Birçok sivri muhalifin devrimci şiddet faili meçhul kurbanı olması, bu sıvacılığı iyice kolaylaştırmıştı. Fatsa kurtarılmış, yoldaşları çoğalmıştı. Tüm partilerin toplamından fazla oy toplayarak belediyeyi aldılar. 7 Haziran seçimi öncesi HDP liderinin elinde saz ekran ekran dolaştırılması gibi sol cenah ünlülerinin demokrasi kahramanıydı seçilen başkan adeta. İşte 6 milyon oya örnek belgesel!

Gelelim son günlerdeki olan bitenlere: Sanki tarihçiymiş gibi M.Kemal kitabı yazıp Atatürk’ü belli bir taraf etmeye çalışan  Yılmaz Özdil, 17 yıl önceki nasırlaşmış biz adam olamayız millî aşağılık duygumuzu hortlatmak için yazdı yine: Başımıza Örülen Çorap…” başlığı. ABD’li Ermeni Kirk Kerkorian’ın yükselişini ve aleyhimize Soykırım filmi çektirme başarı sürecini anlatıyor. Sonunda da “Sayın İktidarımız vız gelir tırıs gider filan diyor ama ABD soykırım kararı bundan önce alınan kararlara benzemez, haberimiz olsun.” tehdidiyle bitiriyor yazısını. Akılcı tek bir öneri yok. İktidar muhalifliği uğruna Millî güven duygusunu korku uyandırarak yok edip teslimiyetçi ruhla Ağan ABD şartlandırması yapıyor.

Trabzonlu Ekrem de bir halt etti. Batının huzurunda iktidarı yerip demokratlığımı göstereceğim diye milleti küçük düşürdü. Hani millî kucaklayıcıydın demeden alamadım kendimi. Bülent Arınç, eleştiri hakkını kullandı yine. Ona vicdanıyla siyaset yapıyor diyen bazı dostlarım var, 15 Temmuz sonrası ”Bana ahmak diyebilirsiniz.” demişti. Hain savunucusu diyemem ama hep aldatma kültürüne aktör olduğunu düşünüyorum.  “KHK mağdurları genellemesi, şehit yakınlarının şok infialine yol açtı. Kahraman Halisdemir Ömer’in kardeşi Soner, Niğde vekil listesine alınmayıp yüreği yangın yeri babaya bir oğlum şehitse diğeri vekil dedirtilememişken YİK’ten böyle bir ses gelmemeliydi. Yiğit vekil Cemal Enginyurt, tepki gösterince de duydu bütün dünya. Bölünme mesajı çıktı ortaya yine. Belki denk geldi bilemem ama bu infialle eş zamanlı olarak kapatılan Taraf gazetesi yönetmeni tahliye edilip de ekranlarda içeride kitap yazdım diye konuşunca ben bile şoka girdim. Aldatma çilesi bir de başka kanaldan baş gösterdi yani. Bu son olan bitenler karşısında “Daha ne kadar kanayacak bu milletin vicdanı?” diyen STK mensupları duyar oldum. Halk üzgün, ya yeni senaryo için çatışmamıza süzgün düşman?  

Din ve hizmetle aldatıp bugün Batıya kaçan, orada himaye görenleri unutma da bastığın şüheda yüklü toprağını tanıdığın gibi tanı benzerlerini ey milletim! Şark kurnazlığı harcına bulanmış aldatma kültürü çile ey milletim çile!

Yorumlar