İslam Üniversitesi

1700 yıllarında İngiltere; koloniler bakanlığı yoluyla,

İslam düşüncesini nasıl dağıtırım,

Müslümanları nasıl sömürürüm,

Dolayısıyla Osmanlıyı nasıl yıkarım diye bir plan yapıyor.

O yıllarda yazılmış,” Bir İngiliz casusunun itirafları”ndan anlıyoruz.

Bu kitap ihlas yayınlarından basıldı.

***

O halde İslam’ı yıkmak için “Ehli sünneti yıkmak” gerektiğini,

Bunun için de Türkiye’nin halledilmesi gerektiğini,

İslamsız dünya adlı kitabından CİA casusu Graham Fullar yazıyor.

Vehhabilerle çalışıyoruz, Şia’yı da kullanıyoruz” diyor.

Bu gün bu bilgilerlerle meseleleri daha iyi anlıyoruz.

***

İngilizler Hindistan’ı İşgal edince, İlk işleri orada Ehli sünneti baskı altına almak oldu.

Kadıyaniliği destekledi.

Fazlül Rahmanı eğitti.

Ehli sünnete karşı bir fitne ekip oluşturmaya çalıştı.

***

Mısırı da İşgal edince de ilk işleri El Ezher üniversitesini,

Masonlardan oluşturmaya başladı.

Bilhassa İngiliz casusu Cemalettin Afgani, Muhammed Abduh,

Reşit Rıza gibi sapkınları bu üniversitenin başına getirdi.

Bugün El Ezher, faize cevaz veren,

Kadınların açılmasını mubah gören,

Batılı değerleri, demokrasi, feminizmi ön plana çıkaran,

Bir İslam dışı kuruluştur.

***

Türkiye ilahiyat fakülteleri de 1949 yılında İnönü tarafından,

Kurularak, felsefeyi, mantığı, tarih usulünü,

Fıkıh usulünü, ve yine demokrasi,

Feminizm ve Batı düşüncesini İslam’a zorla uydurmaya çalışmaktadır.

İlahiyat fakültelerinde, İslam’ın özü Ehli Sünnet esas temel alınmamıştır.

İslam’ın özü olan İman, ibadet, muamelat, ahlak ve tasavvuf bilgileri yetersizdir.

Hatta gizli bir mezhepsizlik,

Batı hukuku karşısında, İslam ve Müslümanlar aşağılanmaktadır.

Ali Bardakoğlu’nun son beyanları da bu merkezdedir.

İlahiyat akademisyenleri arasında Peygamber efendimize,

Saygı ifadesi ve salavat kullanılmaz.

Güya tarafsız görünmek zorunluluğu varmış gibi…

Hatta bu tarz ifadeler akademik konuşma ve yazışmalarda yasaktır.

O halde İnönü idaresinin ki, o zaman ki CHP, İslam düşüncesi ve hukukunun düşmanı idi.

Bu işte bir bit yeniği vardır diye düşündüğümüzde;

Bu günkü ilahiyat fakültelerinin temeli, İslam ve onun özü Ehli Sünnete muhalefettir.

Bu günkü bazı ilahiyatçıların, bilhassa Tefsircilerin Kuranı Kerimi bahane edip,

Hadislerin, uydurma olduğunu ileri sürmeleri,

600 bin hadis içinde birkaç tanesini ki onlar da ‘Kütübü sitte(Altı Kitap)’de yoktur.

Israrla tekrar etmeleri, Müslümanların kusurlarını ileri sürerek,

Müslümanların iman ve itikatlarını bozmaları,

İlahiyat fakültelerinin yetersizliğindendir.

Şüphesiz k,i İlahiyat fakültelerinin gerek kuruluş ve gerekse de müfredatı,

Masonların denetimi ile olmuştur.

Masonlar doğrudan İngiliz Krallığı’na bağlı bir casusluk teşkilatıdır.

***

Dünyada İslam’ı yani Ehli sünneti eğitim olarak veren bir üniversite yoktur.

Pakistan’da bazı medreseler olabilir.

Bu konuda benim bilgim yoktur.

***

Türkiye’de yeni kurulacak İslam üniversitesinin, umarız temeli;

Gerçek İslam ve Ehli sünneti üzere öğretmek üzere olur.

Ama onun başına mezhepsiz kişileri,

Veya Diyaneti bu güne kadar yönetmiş olan hatalı kimseleri getirmek daha da yanlıştır.