EKONOMİ
11 Oca 2021 09:30 Son Güncelleme: 11 Oca 2021 09:33

Sigortada yeni model! Milyonları ilgilendiriyor

Nüfusun yaşlanması sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde yük yaratıyor. Gelişmiş ülkeler de buna çözüm olarak bakım sigortası sistemini uyguluyor. Türkiye de yakında nüfusun yaşlanması problemi ile karşı karşıya kalacak. Bu nedenle bakım sigortası önemli. Bu sigorta nasıl işliyor? İşte tüm bilinmeyenler...

Haberi Dinle

Yaşam standartlarının iyileşmesiyle geçmişe kıyasla bugün insanlar çok daha uzun süre yaşıyor ve çalışıyor. Nüfusun yaşlanması, bir yandan özellikle sağlık ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde yük yaratırken, diğer yandan gerek iş dünyası açısından gerekse toplumsal açıdan yeni fırsatlar sunuyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, iş dünyasında Kovid-19 salgını ile birlikte daha da hız kazanan değişikliklere uyum sağlamak için çok kuşaklı işgücünü teşvik etmek büyük önem taşıyor.

Bunun için de hükümetlerin ve işverenlerin birlikte çalışması şart. OECD tahminlerine göre, işgücü piyasasında çok kuşaklı bir yapı var olabilirse ve bu anlamda yaşlı işgücüne fırsat sağlanırsa, önümüzdeki 30 yılda kişi başına gayri safi hasıla yüzde 19 artabilir.

OECD raporu, 2050 yılına kadar dünyanın en gelişmiş ekonomilerindeki her 10 kişiden dördünün 50 yaşın üzerinde olacağını ortaya koyuyor. OECD ülkelerinde 20-64 yaş grubunda halihazırda her 3 kişiden biri 65 yaş ve üzerinde. OECD tahminleri, 2050 yılı itibarıyla söz konusu yaş grubundaki her iki kişiden birinin 65 yaş ve üzerinde olacağını ortaya koyuyor.

Yaş ayrımcılığı...

Raporda birçok kurumsal uygulamanın, fiili çalışma kapasitesi ve bireysel ihtiyaçlardan ziyade, çalışanların yaşına sıkıca bağlı olduğunun altı çiziliyor. Rapora göre, bu durum yaşlı yetişkinlerin her zamankinden daha sağlıklı ve daha eğitimli olmalarına rağmen, yeteneklerinin genellikle yeterince kullanılmamış olmasına yol açıyor.

Rapora göre, OECD genelinde yaşlı işçilerin istihdama katılımının artırılması yoluyla yaşam standartlarının önemli ölçüde iyileştirilmesi mümkün. Bu bakımdan, İzlanda ve Yeni Zelanda gibi ülkelerdeki yaşlı istihdam oranlarının her yerde yakalanması durumunda, 2050 yılı itibarıyla OECD ülkelerinde kişi başına gayri safi yurt içi hasılanın ortalama olarak yüzde 19 düzeyinde artabileceği tahmin ediliyor.

Ancak yaş ayrımcılığı, tüm dünyada yaygın bir sorun. Yaş ayrımcılığı, daha yaşlı ve hatta bazen daha genç işçiler için bile istihdam seçeneklerini kısıtlıyor.

OECD’ye göre, daha genç, daha yüksek vasıflı çalışanların daha yaşlı, daha düşük vasıflı çalışanlara göre eğitim alma olasılığı daha yüksek. Raporda, yaşa odaklanmak yerine, işgücü piyasası politikalarının farklı bireysel koşullara göre uyarlanması gerektiği vurgulanıyor. Bu da yaşa bağlı işe alım uygulamalarını ortadan kaldırmayı teşvik etmeyi gerektiriyor.

Primli ve primsiz modeller uygulamada

Yaşlı kişiler, yaşam standartlarını korumak için emeklilik sonrasında da çalışmaya devam etmek zorunda kalabiliyor. Diğer taraftan, işgücü piyasasından tamamen çekildikten sonra yaşlı bakım faaliyetlerinin kurumsallaşması nüfusun yaşlanması şeklinde ifade ettiğimiz demografik değişimin toplumsal yüklerinin karşılanması açısından son derece önemli.

Gelişmiş ülkelerde yaşlılar vücut bakımı, beslenme, ev işleri ve diğer bazı günlük işler için bakım sigortası sistemi ile yardım alıyorlar.

Bu anlamda, bakım sigortası yaşlanan nüfusun sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi ve yaşlılar için daha iyi bakım koşullarının sağlanması açısından önemli bir uygulama. Nüfusun yaşlanması ile daha önce karşı karşıya kalan Almanya ve Kuzey Avrupa ülkelerinde bakım sigortası bakımından örnek uygulamalar söz konusu.

65 yaş sınırı

Bakım sigortası, primli ve primsiz olarak iki şekilde uygulanıyor. Primsiz model, sosyal yardım sistemine benziyor. Diğer taraftan, primli model çalışanın ödediği primlerle ortaya çıkan bir fon şeklinde yapılanıyor. Yaşlılıktaki ihtiyaçların karşılanması için gerekli tutarın bir bölümü işte bu fondan karşılanıyor. Yaşlılık döneminde yararlanılmak istenen hizmetin kapsamına göre ödenen prim miktarı değişiyor.

Bu bakımdan, örneğin basit ihtiyaçlarının karşılanmasını isteyenler daha düşük; yaşlılık döneminde bir görevlinin sürekli yanında kalması gibi daha fazla hizmet almak isteyenler ise daha yüksek prim ödüyor. Ancak sistemde biriken primler kesinlikle 65 yaşından önce kullandırılmıyor.

Türkiye’de son durum ne?

Türkiye’de henüz bakım sigortası uygulaması yok. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılı itibarıyla Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yüzde 9.1’e yükseldi. Son beş yılda yaşlı nüfus yüzde 20’nin üzerinde artmış durumda. Bununla birlikte, TÜİK verileri bir önceki yıl yüzde 12.9 olan çalışan birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranının da 2019 yılı itibarıyla yüzde 13.4’e yükseldiğini ortaya koyuyor. Yani, ülkemizde çalışma çalışandaki her yüz kişi 13.4 yaşlıya bakıyor. Bu veriler de gösteriyor ki, Türkiye çok yakın bir gelecekte nüfusun yaşlanması problemi ile karşı karşıya kalacak. Dolayısıyla, bakım sigortası uygulamasının Türkiye’de bir an önce hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor

Yorumlar