724 Defa Okundu

Siyasetin ciddi manada kızıştığı günler yaşayacağız. Tarafların oluşmaya başlayacağı, zaman içerisinde takım tutar gibi partilerin tutulacağı bir yeni dönem oluşacak. Bugün Cumhur ittifakı ile Millet ittifakının verdiği sınav ortada. Siyasi argümanların milletin önüne döküldüğü bu zaman diliminde, siyasi ayrışmalar bize neler getirecek hep birlikte göreceğiz.

Bir tarafta 14 sefer yenilmiş, ama hala mücadelesini sürdüren CHP,

Bir tarafta gönlü CHP’den yana olan, fakat CHP’nin HDP sevdasından vazgeçmeyeceği gerçeğini gördüğü için Deva, Gelecek, Saadet partileri ile ortaklık düşünmek zorunda kalan İYİ PARTİ.

Ve bir tarafta da 19 yıldan bu yana iktidar olan, başarılarını anlatmada özürlü davranan, birçok saldırının üstesinden geldiği gibi dünya sahnesinde Türkiye hattının düşmesini isteyen şer odaklarını hayal kırıklığına uğratan AK PARTİ.

Ve söz konusu mesele devlet olduğunda her zaman ben varım diyen, milli şuurun temsilcisi olan MHP ve BBP.

Bütün siyasi partiler için birçok şey yazılabilir. Hata ve başarı oranları üzerinden değerlendirmeler yapılabilir. BBP hakkında tartışmaya konu olacak henüz bir mevzu olmaması, bakir topraklardan nasıl bir mahsul alınacağı merakını da gündeme getiriyor. Bir gazeteci olarak Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin basın açıklamasına katılmış, basın açıklaması sonrasında bizzat eşi tarafından bütün gazeteciler için hazırlanmış olan 5 tencere yeşil sarmayı yerken şaşkınlığımı gizleyemedim. Bütün gazeteciler ve çalışanlar için büyük bir sabırla tencerelere dizilen yeşil sarmalar büyük bir sabrı, parti olarak ayakta durma mücadelesinin sadece parti liderinin sorunu olmadığını, ailece bu derdi sırtlanmış olmalarını takdirle karşıladım. Genelde bir lider kendisinden önceki lideri unutturmak ister fakat Büyük birlik partisinin duvarları Muhsin Yazıcıoğlu hasretini, bütün çalışanları ise ona olan özlemlerini en net şekilde dile getiriyor. Bu durum bize vefanın da sadece bir semt adı olmadığını göstermeye yetiyor. Burada Mustafa Destici’nin halktan gelen talepleri cumhurbaşkanına iletme inceliğin,, halktan olan bir hissiyatla vatandaşın derdiyle dertlenmesini de takdirle karşılıyorum.

Konumuza dönelim…

Bugün Cumhur İttifakının liderleri olan

Ak Parti

MHP

BBP için gerekeni ve doğruları araştırmak yazmak yerine, tetikçiliğe soyunmuş olan anketörleri görmek, şeffaflığı zedeler bir hal almış durumda. Unutulmamalı ki Büyük Birlik Partisi %3-%4 taban ağırlığına sahip bir partidir. Bu sebeple yazının başlığını ‘YOK SAYMAKLA YOK EDEMEZSİNİZ ‘olarak atacağım.

Büyük Birlik Partisi, Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte siyasi arenadan çekilir diyenler şaşkınlık içerisinde. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici hiçbir siyasi parti liderinin, hiçbir milletvekilinin üstlenmediği bir yük sırtlanmış durumda. Kıbrıs, Uygur Türkleri, Libya hususu gibi birçok konuda yoğun bir çalışma içerisinde olduğu gibi iç siyasette de hatırı sayılır bir millet hizmeti sunuyor. Emeklilerin durumu, Atanamayan öğretmenlerin durumu, sözleşmelilerin durumu, atanamayan sağlıkçıların durumu, kadro bekleyen mevsimlik orman işçilerinin durumunu en etkin şekilde dile getirdiğini görebiliyoruz.

Bu güne kadar perde önünde olan liderlerden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’yi görüyoruz ama perde arkasındaki lokomotiflerden biri de Mustafa Destici. Buna rağmen Ankara’da araştırmacıyım diyen, teknik anlamda hiçbir etkiye ve yetkiye sahip olmayan araştırma firmasının ortaya attığı yüzde 32-33 baremi, ciddi manada bir itibar suikasti olarak okunmalı. Gelen bilgiler arasında olan en can alıcı noktada şu, az sonra özetle üzerinden geçeceğim araştırma firması Büyük Birlik Partisini anket sıralamasına almadan araştırmalar yapıyor. Yani açık açık insanlara biz o partiye parti muamelesi yapmıyoruz terbiyesizliğinde bulunuyor.  Ak partinin zamanında yetiştirdiği, geliştirdiği kişiler-şirketler ne gariptir ilk fırsatta kendilerine sebep olan Ak Parti'ye ve Ak Partinin ortaklarına saldırıyor. Bu araştırma firması da onlardan sadece biri.  

Geçmiş yıllarda bir arkadaşımız beni ziyarete gelmişti. İş arıyordu. Bugün Cumhur ittifakını itibarsızlaştırmak için elinden geleni yapan söz konusu araştırma firmasını ziyaret ettiğini, iş başvurusunda bulunduğunu söylemişti. Araştırma firmasının sahibi beyefendi, hanımefendi arkadaşımıza seni külliyede işe yerleştiririm vaadini sıraladıktan sonra, taleplerini sıralamaya başlamış… talep ki ne talep. Ne hayâ kaldırır, ne ar, ne şeref… O gün birilerinin ismini kullanarak kendi hanesine çalışan bu insanlar, yaptıkları yanlışlardan dolayı zılgıt yemiş olmalılar ki küsenler olarak bugün de itibar suikastine soyunuyorlar.

Son olarak bu halk, milletin sırtına yapışmış kenelerden bıktı. Artık hileleri de tuzakları da gören bu milletin gözlerinin içine baka baka birilerini yok saymakla yok edilemeyeceği gerçeğini hatırlatmakta fayda var.

Evet, Ankara, siyasetin nabzını tutan bir şehrimiz. Fakat Ankara sokaklarında kendisini devletin yetkilisi olarak insanlara yutturmaya çalışan, nargile salonlarında MİT’çilik oynayan, bu işi meslek haline getirmiş sayısız insan görüyoruz.

Son olarak bütün bu olumsuzluklara rağmen Anadolu yarenlerinin sözüyle yazımı bitirmek istiyorum; ‘Taş yerinde ağırdır’… Sevgiler...

Yorumlar