22 °c

Evrak ve Liyakat

Türkiye resmi evraklarınızın tam olmasının çok önemsendiği bir ülke. Kimse nitelikleriniz tam mı diye bakmaz. Kaç yabancı dil bildiğiniz, işinizi ne kalitede yaptığınız ne kadar tecrübeli ve titiz olduğunuz önemli değildir. Evraklarınızın birinde bir imza eksikse hiçbir şeyden emin olmayın.

İnternet var elektronik imza var e-devlet var. Bu durumu aşmak için çok şey yapılıyor. Ama toplumsal dönüşüm zor. Daha alınacak çok yolumuz var.

Farklı kamu kurumlarında çok idealist bir şekilde çalışan arkadaşlarımız var. Zaman zaman rutin denetlemeler geçiriyorlar. Her seferinde bakılan tek şey olduğundan yakınıyorlar. Evrakların tam olması. Evraklar tamsa sorun yok. Evrak tam olsun ama sorun yerinde dursun. Kimsenin sesi çıkmaz. Sorunu çözmüşsündür ama bir imza eksiktir o zaman yandın.

Sorunlarımızın çok olmasının nedeni de bu. Sorun çözen insanların eli rahatlatılmıyor. Önü açılmıyor. Çalıştığı kurumu ileriye taşımaya çalışan, yenilik yapan, kurumsal kapasiteyi kullanarak çeşitli reformlar yapan yöneticilerin yaptıkları ilgi çekmiyor. Liderlik özendirilmiyor. Ödüllendirilmiyor. Engelleniyor. Yönetmelikte yer almayan çalışmalar hayata geçirilemiyor. 

Evrak meselesinin özel kurumlarda ya da kamu kurumlarında çalışıyor olmakla yakından ilgisi var. Çeşitli özel kurumlarda yıllarca çalıştım. Gereksiz yere doldurduğum tek bir evrak bile hatırlamıyorum. Kamu kurumlarında çalışmaya başlayınca mesainin çoğunu evrak işine ayırdığım çok günler oldu. Kapalı alan korkusu ya da örümcek korkusu gibi biz devlet memurlarının da bir “evrak eksikliği korkusu” var. Bu korku bizi geri bırakıyor.

Bir gün rehber öğretmen olarak çalıştığım liselerden birine bir evrak geldi. Evrakta okulumuzda ortaokul son sınıfta okumakta olan öğrencilerin sayısı isteniyordu. Memur arkadaşla yazıyı inceledik. Anlam veremediğimiz için cevap vermedik. Yanlışlık olduğunu düşündük. Zira biz ortaöğretim kurumu yani lise idik. Bizde ortaokul talebesi bulunmazdı. Bir süre sonra yazı bize tekrar yollandı. Biz de cevap olarak lise olduğumuzu yazdık. Bir süre sonra tekrar yazı geldi. Israrla sayı isteniyordu. Memur arkadaş bazı sayılar yazdı ve gönderdi. Son cevabımız oradaki memurları tatmin etmiş olsa gerek yeni bilgi istenmedi. 

“Devletin namusu kağıttır” sözüne ben de katılıyorum. Ama kâğıdı değersizleştirmemek de gereklidir. Devleti yöneten kâğıt değildir. Devleti yöneten liyakatli yöneticilerdir. Devlet evrakla değil liyakatle yönetilir. İstediğiniz fermanı yazın istediğiniz kanunu çıkarın adil bir uygulayıcı şarttır.

Tabi ki ülkeyi kafasına göre yöneten birilerini istemiyoruz. Yönetmelik, kanun yasa tanımayan liderler meşru olamazlar. Ama yönetmeliklere takılıp ülkenin on yıllarca yerinde saymasına neden olan liderleri de kimse affetmez.

Kısacası “Ne zaman adam oluruz?” diye soracak olursanız. “Liyakat ve evrak arasındaki denge sağlandığında” derim. Bundan kastım şu: En yetenekli insanlar en çok yetki ile donatılsın. Ama bu yetkilerini kullanırlarken kanunsuzluk yapmasınlar. Zaten devletin namusu kağıttır sözündeki kağıttan kastın da evrak değil kanunlar olduğu açıktır.   

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.