SİYASET
23 Mar 2020 13:26 Son Güncelleme: 23 Mar 2020 13:26

Yeniden Refah Partisi'nden 'Ekonomik İstikrar Kalkanı' yorumu: Paketin başarısı Bankacılık sektörünün insafına bağlı!

Yeniden Refah Partisi, koronavirüs salgınının neden olacağı zarara önlem olarak açıklanan ekonomik pakete ilişkin yaptığı açıklamada, 'Paket, çalışanları işverenin, işverenleri de bankacılık sisteminin insafına terk etmektedir' ifadesinde bulundu.

Haberi Dinle

Genel Başkanlığını Dr. Fatih Erbakan'ın yaptığı Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Ekonomik İstikrar Kalkanı" paketi değerlendirildi ve partinin önerileri sunuldu.

Açıklanan mevcut paketin 750 milyar dolar büyüklüğe sahip Türkiye Ekonomisini Koronavirüs salgınının sebep olacağı ekonomik zararlardan korumasının mümkün olmayacağı belirtilen açıklamada, paketin toplam tutarı değerlendirildiğinde, Türkiye'nin ekonomik destek paketi açıklayan ülkeler arasında son sıralarda yer aldığı belirtildi.

"Açıklanan paket Türkiye Ekonomisi için yetersizdir"

Partinin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Koronavirüs Salgını çok kısa süre içerisinde dünya genelinde ekonomik hayatı durma noktasına getirmiştir. Önceden öngörülemeyen bu krizin sebep olduğu ekonomik tahribatı azaltabilmek için ülkeler acil Ekonomik Tedbir paketleri açıklıyorlar. Bu maksatla Türkiye’de de Hükümet, toplam tutarının 100 Milyar TL olduğu ifade edilen 19 maddelik Ekonomik Paketi uygulamaya başlayacağını ilan etti. Bu miktarın, Toplam tutarın milli gelire oranına baktığımızda, İtalya son sırada yer almaktadır ki; İtalya dünya genelinde en fazla can kaybının yaşandığı ülke durumundadır. Türkiye ise İtalya’dan sonra sondan ikinci sırada bulunmaktadır. Türkiye’nin ilan ettiği Ekonomik Tedbir paketi milli gelirinin sadece %2,15’ni kapsamaktadır. Bu oran Polonya’da %9,2 gelişmiş Avrupa ülkelerinde ise %14-16 civarındadır. Dolayısıyla açıklanan paket Türkiye Ekonomisi için yetersizdir. Hükümetin acilen en az 100 milyar dolar mertebesinde Ekonomik Tedbir Paketi hazırlaması gerekmektedir.

"Paketin kapsamı 100 Milyar TL değil!"

Paketin ifade edildiği gibi 100 Milyar TL’lik bir paket olmadığı vurgulanan açıklamada, "19 maddelik ‘Ekonomik Tedbir’ paketinin sadece 2 maddesi ekonomiye doğrudan maddi kaynak girişini sağlamaktadır. Bunlardan birincisi ihtiyaç sahibi ailelere ilave 2 Milyar TL tutarında nakdi yardım yapılması, ikincisi ise en düşük emekli maaşının 1500 TL’ye yükseltilmesidir. 2020 bütçesi tarafından karşılanacak bu iki maddenin toplam maliyeti sadece 5 Milyar TL yapmaktadır. Bunların dışında devlet tarafından paket kapsamında taahhüt edilen mali karşılığı olan maddeler; emeklilere ödenen bayram ikramiyesinin iki ay öne alınmasını ve işverenlerin ödemesi gereken çeşitli vergi ve sigorta primlerinin ertelenmesini öngörmektedir. Paket içerisinde sıfırlanıyormuş gibi maliyet hesabı yapılan, fakat aslında sadece zamanlaması değiştirilen bu adımların toplam maliyeti de sadece 10 Milyar TL civarındadır. Dolayısıyla açıklanan paket kapsamında devletin üzerine düşen toplam miktar sadece 15 Milyar TL ( 2,5 Milyar dolar) dir." denilmektedir.

'Paketin başarısı Bankacılık sektörünün insafına bağlı!'

Açıklamanın devamında şu maddelere yer veriliyor:

"'İstikrar Kalkanı' paketi, devlet eliyle ekonomi çarklarının dönmesini temin edebilecek maddi destekleri doğrudan sağlamak yerine, işleri durma noktasına gelen firmaların ayakta kalabilmeleri için bankacılık sektörü üzerinden borçlandırma tedbirleri sunmaktadır. Yani, ekonomik paketin kurtuluş reçetesi olarak sunduğu tek çözüm: BORÇLANMAYA, BORÇ-FAİZ EKONOMİSİ’NE bütün hızıyla devam etmektir. Firmaların kesilen nakit akışı neticesinde ödeyemedikleri banka kredilerine ait anapara ve faiz ödemeleriyle esnaf ve sanatkarların Halkbank’a olan kredi borçları paket kapsamında ertelenmektedir.

"Çalışanlar işverenin insafına, işverenler de bankacılık sisteminin insafına terk edilmektedir"

Her ne kadar Ekonomik Paketin sunumunda “istihdamın muhafazası” ifadesi ön plana çıkarılmış olsa da paketin içeriği istihdamı doğrudan temin edebilecek önlemleri içermemektedir. Ekonomik paketin kurgusu tersten çalışan bir süreç sunmaktadır. Yani, bankacılık sektörünün takdir edeceği yeni borç miktarı nispetinde ve sağlayacağı mevcut borçlarının ötelenmesi imkanı nispetinde firmalar ayakta kalacaklar ve ayakta kalacak firmalar kadar insanlar işlerini muhafaza edebilecekler. Maalesef ki, fikri altyapısı tamamen hatalı bir paket sunulmaktadır. Firmalar üretim/ticari faaliyetleri neticesinde elde ettikleri kazançla değil, bankadan temin edebilecekleri borç sayesinde ayakta kalabiliyorlar. Azalan veya tamamen duran ticari faaliyetleri neticesinde borcunu veya ekonomik faaliyetlerini çeviremeyen firmaların ücretsiz izin vermesini veya işçi çıkarmasını önleyecek herhangi bir tedbir pakette sunulmamıştır.

"Türkiye’nin bir ekonomik buhran içerisinde olduğu ve hali hazırda işsiz olanlar yok sayılmaktadır."

2019 sonu itibariyle Türkiye genelinde 4,5 milyon kişi aktif olarak iş aradığı halde bulamamaktadır ve gerçek manada 6,6 milyon kişi maalesef işsizdir. Koronavirüs öncesi iş imkânı üretebilme kapasitesini kaybetmiş olan Türkiye Ekonomisinin Koronavirüs salgını ile durma noktasına gelen ekonominin acil ve çok radikal yapısal tedbirler alınmadığı sürece bu işsizlere iş üretmesi mümkün değildir. Maalesef açıklanan ekonomik tedbir paketinde ekonomimizin en önemli sorunlarının başında gelen bu konuda somut bir adım atılmamış, tedbir alınmamıştır.

"Milyonlarca işsiz geçimini nasıl sağlayacak?"

Vatandaşının refahını düşünen her ülkenin öncelikli cevaplandırması gereken bu en temel soruyu Ekonomik Paket maalesef görmezden gelmiş, cevap üretmemiştir. Ekonomik pakette hiçbir aksiyon alınmayan 6,6 milyon işsiz ile Koronavirüs salgını neticesinde işini kaybetme tehlikesiyle yüzleşen ama işlerini kaybetmemeleri için ekonomik pakette hiçbir önlem alınmayan milyonların geçimini nasıl temin edeceği konusuna da ekonomik pakette yer verilmemiştir.

"Paket, ekonominin mevcut durumunu göz ardı etmektedir "

"İçinde bulunduğu durum ve şartları göz ardı eden bir programın başarılı olma ihtimali yoktur. Koronavirüs salgınının sebep olacağı ekonomik yıkımları en aza indirmek için hazırlandığı ifade edilen “Ekonomik Destek Paketi” tasarlanırken Türkiye ekonomisinin ana kırılganlık unsurları olan “yüksek borçluluk” ve “artan kur” hesaba katılmamıştır. Kendi para birimi sürekli değer kaybeden ve çok yüksek oranda iç ve dış borç yüküne sahip bir ülkenin ekonomik krizden daha da borçlanarak ve iç piyasasına dönük önlemler ile çıkabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla ekonomik paket yetersizliğinin yanında, paketin kurgusu ekonomik gerçeklikler ile uyumsuzdur, hatta çelişmektedir."

'3 ay boyunca kira ödemeleri askıya alınmalıdır'

Yeniden Refah Partisi 'Ekonomik Paket acilen genişletilmelidir' çağrısı yaparak önerilerini şöyle sıraladı:

• İşsizlere üç ay (Nisan + Mayıs + Haziran) boyunca işsizlik maaşı hiçbir koşul aranmaksızın bağlanmalıdır.
• İşsizlere üç ay boyunca su, elektrik ve doğalgaz desteği yapılmalıdır.
• İşsizlere temel temizlik ve hijyen malzemeleri üç ay boyunca ücretsiz verilmelidir.
• Asgari ücret üzerindeki tüm vergiler kaldırılmalıdır.
• Temel gıda, temizlik ve hijyen ürünleri üzerindeki tüm vergiler kaldırılmalıdır.
• Su, elektrik ve doğalgaz fatura borcu nedeniyle kapatılan abonelikler hiçbir masraf alınmadan ve işleme gerek duymadan yeniden açılmalıdır. Üç ay boyunca gelecek faturalara isteğe bağlı taksit imkânı sunulmalıdır.
• Akaryakıt üzerindeki vergi yükü en azından yarıya indirilmelidir.
• Doğalgaz ve elektrik fiyatlarına %30 indirim yapılmalıdır.
• Tarımsal üretime ve çiftçilere yeni destek programları açıklanmalıdır.
• Tarım ürünlerine yüksek taban fiyatları bugünden ilan edilmelidir.
• Sosyal dayanışmanın bir gereği olarak, üç ay (Nisan + Mayıs + Haziran) boyunca kira ödemeleri askıya alınmalıdır.
• Batık kredileri ve borçları devlet adına tasfiye etmek için genel müdürlük kurulmalıdır.
• Firmaların ödemiş oldukları vergiler nispetinde faizsiz acil destek sağlanmalıdır.
• Firmaların birtakım fırsatçı yabancı yatırımcılara satışına kontrol getirilmelidir.
• Firmaların bu dönemdeki istihdam sağlama durumlarına göre öncelikli ve faizsiz kaynak kullandırma imkânı sunulmalıdır.
• Firmaların bu dönemdeki istihdam sağlama durumlarına göre ürünlerinin alımında kullanılacak alışveriş çekleri emekli ve işsizlere dağıtılmalıdır.
• Firmaların bu dönemdeki istihdam sağlama durumlarına göre 2020 ve 2021 yılları için kurumlar ve gelir vergisinden indirim yapılmalıdır.

Yorumlar