GÜNDEM
04 Kas 2019 20:45 Son Güncelleme: 04 Kas 2019 20:54

Davutoğlu'ndan Şehir Üniversitesi'ne 28 Şubat benzetmeli savunma

Ahmet Davutoğlu, kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi'ne arazi tahsisinin iptali ve bununla ilgili iktidar medyasında çıkan haberleri 28 Şubat ve 17-25 Aralık sürecine benzetti. Davutoğlu, "Bugün aynı yollardan geçenler, aynı eğitimi alanlar, aynı havayı soluyanlar yine aynı şekilde ülkemizde siyasetin, alternatif görüşün ve son tahlilde milletin önünü kesmeye çalışmaktadırlar" dedi. Üniversiteden yapılan açıklamada ise iddialara sert tepki gösterildi.

Davutoğlu'ndan Şehir Üniversitesi'ne 28 Şubat benzetmeli savunma
Haberi Dinle

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi’nin bankadaki tüm varlıklarına Halkbank tarafından tedbir konulması ve bununla ilgili iktidara yakın medya organlarında çıkan haberlere tepki gösterdi.

İstanbul Şehir Üniversitesi ise yaptığı açıklama ile Sabah gazetesinin internet sitesinde yer alan usulsüz şekilde bedelsiz arazi tahsiz edildiği haberi yalanlayarak iddialara cevap verdi. Açıklamada  “İstanbul Şehir Üniversitesi’ne usulsüz şekilde bedelsiz arazi tahsis edilmiş!” başlıklı haberde gerçek dışı ve Üniversitemizin haklarına ağır saldırı teşkil eden ifadeler yer almaktadır. Bu haberin içerdiği gerçeğe aykırı beyanlarla Üniversitemizin itibarının ze​delenmesi ve yanıltıcı yorumlarla devam eden hukuki süreçlere müdahale amaçlanmaktadır.' denildi.

Ahmet Davutoğlu, Şehir Üniversitesi'ni 28 Şubat benzetmesiyle savundu: Ahmet Davutoğlu, kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi'ne arazi tahsisinin iptali ve bununla ilgili iktidar medyasında çıkan haberleri 28 Şubat ve 17-25 Aralık sürecine benzetti. Davutoğlu, "Bugün aynı yollardan geçenler, aynı eğitimi alanlar, aynı havayı soluyanlar yine aynı şekilde ülkemizde siyasetin, alternatif görüşün ve son tahlilde milletin önünü kesmeye çalışmaktadırlar" dedi ve üniversite aleyhindeki kampanyanın siyasi eylemin bir parçası olduğunu savundu.

‘SİYASETİN ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞIYORLAR’

Üniversitenin kurucusu Ahmet Davutoğlu da bugün Facebook hesabından şu açıklamayı yayınladı: “Gerek 28 Şubat’ta, gerek 17-25 Aralık sürecinde, öncesinde ve sonrasında kesinleşmemiş iddianameler, üretilmiş sahte deliller, hukuk diline çevrilmiş iftiralar ve paralel devlet yapısı taassubu ile alınan haksız kararlar ile ülkenin kaderine yön verilmeye çalışıldığını görmüştük. Bugün aynı yollardan geçenler, aynı eğitimi alanlar, aynı havayı soluyanlar yine aynı şekilde ülkemizde siyasetin, alternatif görüşün ve son tahlilde milletin önünü kesmeye çalışmaktadırlar. Kısa zamanda ülkemizin güzide bir eğitim kurumu haline gelen Şehir Üniversitesi’ne karşı başlatılan kampanya bu kasıtlı siyasi eylemin bir parçasıdır. İstanbul Şehir Üniversitesi için yapılan tahsis ve devir süreçlerinde hiçbir usulsüzlük yoktur. Üniversiteye yapılan arazi devri kanunlara ve usullere tamamen uygundur. İddiada bahsedilen İstanbul Şehir Üniversite’sine arazi tahsisi 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 2/i maddesi çerçevesinde gerçekleşmiştir.”

‘DEĞİŞEN TÜRKİYE’DEKİ HUKUK ANLAYIŞIDIR’

“Başbakanlığım döneminde rehberim hukuk ve şeffaflık, hassasiyetim milletin hakkını korumak olmuştur. Bu imza ile bir akrabaya ayrıcalık tanınmamış, özel bir şirkete kıyak geçilmemiş, yeni haksız zenginlik kapıları açılmamış, düne kadar ismi bilinmeyen kişilere rant dağıtılmamıştır. Devir işlemine imkân sağlayan yasalar da, atılan imzalar da değişmemiştir. Değişen Türkiye’deki hukuk anlayışıdır.”

‘BUGÜN SES YÜKSELTME GÜNÜDÜR’

“İnandığım değerler uğruna her türlü siyasi mücadeleye hazır olduğumu aziz milletim bilmektedir. Siyasi mücadele verilecekse bunun adresi de bellidir, kişiler de bellidir, yeri de bellidir. İktidar kibri ile binlerce öğrencinin umudu ile oynanmasını, yüzlerce öğretim üyesinin maaşlarına el konulmasını, ülkemizin en mümtaz eğitim kurumlarından birinin tartışma konusu yapılmasını kabul etmek ise mümkün değildir. Siyasi partiler bir iddia ile ortaya çıkar, millete gider, seçmen de kimi doğru görüyorsa ona oy verir. Son 20 yıldır demokrasi diyenlerin geldiği nokta ibret vericidir. Yaşananlar bundan sonra ne tür hukuk garabetleri ile karşılaşılacağının, yargının ve basının ne tür amaçlarla kullanılacağının da işaretlerini vermektedir. Bugün hak ve hukuk için ses yükseltme, buradayım deme günüdür. Haksızlıkların kalıcı olmadığını geçmişte bu ülkede toplum mühendisliği yapmak isteyenlerin düştüğü durum açıkça göstermektedir. Bu tarz kampanyalar ile Başbakanlık makamını, müşterek karar alan Bakanlar Kurulunu ve devlet geleneğini hedef alma çabasını ise milletimizin şaşmaz vicdanına havale ediyorum.”

ÜNİVERSİTEDEN TEPKİ

Şehir Üniversitesi’nde yapılan açıklamada ise “Sabah Gazetesi’nin 04.11.2019 tarihli www.sabah.com.tr adlı internet sitesinde, Kenan Kıran tarafından kaleme alınan ve yayınlanan “İstanbul Şehir Üniversitesi’ne usulsüz şekilde bedelsiz arazi tahsis edilmiş!” başlıklı haberde gerçek dışı ve Üniversitemizin haklarına ağır saldırı teşkil eden ifadeler yer almaktadır. Bu haberin içerdiği gerçeğe aykırı beyanlarla Üniversitemizin itibarının ze​delenmesi ve yanıltıcı yorumlarla devam eden hukuki süreçlere müdahale amaçlanmaktadır.” ifadeleri yer aldı.

ÜNİVERSİTEDEN YAPILAN TEKZİP VE DÜZELTME METNİ ŞU ŞEKİLDE…

CEVAP VE DÜZELTMEDİR: Sabah Gazetesi’nin 04.11.2019 tarihli nüshasında ve www.sabah.com.tr adlı internet sitesinde yayınlanan “İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’NE USULSÜZ ŞEKİLDE BEDELSİZ ARAZİ TAHSİS EDİLMİŞ!” başlıklı haber gerçekdışı ve asılsız bilgilerle dolu olup, devam eden hukuki süreçlerle ilgili kamuoyu yanlış bilgilendirilmiştir. Söz konusu haber, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin haklarına ve itibarına da ağır bir saldırı teşkil etmektedir. Şöyle ki; 

   1-) Tekzibe konu haberde yer alan “İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’NE USULSÜZ ŞEKİLDE BEDELSİZ ARAZİ TAHSİS EDİLMİŞ!” yönündeki ifade tamamen asılsızdır. Zira; İstanbul Şehir Üniversitesi’ne usule ve kanunlara aykırı hiçbir taşınmaz tahsis veya devri yapılmamıştır. Habere konu olan ve İstanbul Şehir Üniversitesi’nin Kartal-Dragos kampüsünün bulunduğu arazideki 237 parsel nolu taşınmazın ve diğer yedi parselin Üniversitemize devri, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 2/i maddesi gereğince ve dönemin Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kararı ile hukuka ve yasal mevzuata uygun bir şekilde gerçekleştirilmiştir.   

4046 sayılı Kanunun 2/i maddesinde; kamu yararı bulunduğu durumda, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğine sahip eğitim kurumları ve mahalli idarelere devir yapılması konusunda Özelleştirme Yüksek Kurulu’na yetki verilmiştir. Nitekim, haberde yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 2015/32 sayılı kararında da açıkça görüleceği gibi; söz konusu taşınmazlar, Üniversitemizin talebi üzerine, eğitim ve öğretimde kullanılması ve kullanım amacının tapuya şerh verilmesi kaydı ile İstanbul Şehir Üniversitesi’ne devredilmiştir. Üniversitemiz, bahse konu taşınmazların eğitim –öğretimde kullanılması için çok büyük miktarda yatırımlar yapmıştır. Halihazırda söz konusu arazide Üniversitemize ait fakülte, yüksekokul, enstitü, laboratuvar, kütüphane ve sosyal tesislerden oluşan onlarca bina inşa edilmiş olup, eğitim-öğretim hizmetine devam edilmektedir.   

Öte yandan, 4046 sayılı Kanun’un 2/i maddesi çerçevesinde devir yapma yetkisi, anılan yasada Özelleştirme Yüksek Kurulu’na verildiğinden, söz konusu kararda dönemin Özelleştirme Yüksek Kurulu üyelerinin imzasının bulunmasından daha doğal bir durum yoktur. 4046 sayılı Kanun’un 2/i maddesi kapsamında ve diğer yasal düzenlemelerle geçmişte de birçok kuruma ve vakıf  üniversitesine benzer şekilde devir ve tahsis işlemleri yapılmış olup, İstanbul Şehir Üniversitesi bu anlamda taşınmaz devri yapılan ne ilk ne de tek Üniversitedir.   

2-) Tekzibe konu haberde yer alan “PARSELİN MÜLKİYETİ MALİYE HAZİNESİ’NE GEÇTİ” ifadesi de kesinlikle doğru değildir. Zira; Danıştay 13. Dairesi’nin verdiği iptal kararı, Dragos kampüsünün kurulu olduğu 8 adet taşınmazdan sadece 1 tanesi (237 nolu parsel) ile ilgili olup, mahkemenin bu kararı kesin karar değildir. Söz konusu mahkeme kararı, gerek davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerekse Üniversitemiz tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz süreci devam etmektedir. Dolayısıyla, Danıştay 13. Daire kararı kesin nitelikte olmadığı gibi, 237 parsel nolu taşınmazın mülkiyeti de halen Üniversitemize aittir. Nitekim, basit bir araştırma ile dahi söz konusu taşınmazın tapuda halen İstanbul Şehir Üniversite’si adına kayıtlı olduğu anlaşılabilecekken, kamuoyu bilinçli bir şekilde yanlış yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Öte yandan, Dragos kampüsünün kurulu olduğu diğer 7 adet parsel ile ilgili ise açılmış herhangi bir dava bulunmamakta olup, bu parsellerin mülkiyeti de Üniversitemize aittir.  

3-) Tekzibe konu haberde, Halk Bankası tarafından Üniversitemiz aleyhine başlatılan süreç ile ilgili de eksik ve yanlış bilgilendirme yapılmıştır. Öncelikle, Halk Bankası’nın Üniversitemiz aleyhine başlattığı süreç, hukuka ve kanunun emredici hükümlerine aykırıdır. Üniversitemizin Dragos Kampüs inşası ve altyapısı için Halk Bankası’ndan kullanılan kredinin tamamı, toplam 11 adet taşınmaz üzerinde Halk Bankası lehine ipotek rehini kurulmak suretiyle, rehin ile teminat altına alınmıştır. Kullanılan krediye karşılık ipotek rehini verilen Üniversitemize ait 11 adet taşınmazdan, sadece bir tanesi (Dragos’taki 237 nolu parsel) hakkında TMMOB tarafından iptal davası açılmış ve bu dava da henüz sonuçlanmamış olup, diğer taşınmazlarla ilgili ise bugüne kadar herhangi bir dava açılmamıştır.    

Üniversitemiz üzerine kayıtlı 11 taşınmaz üzerinde, Halk Bankası lehine, bankanın alacağının yaklaşık üç katı kadar (1.100.000.000,00 TL) üst limit ipoteği tesis edilmiştir. Taşınmazların toplam güncel rayiç değeri ise bankanın alacağının yaklaşık 6 katı (2.300.000.000,00 TL) değerindedir. Dolayısıyla, tekzibe konu haberde “KREDİ ALACAĞI TEMİNATSIZ KALDI” yönündeki ifade tamamen gerçek dışı olup, bu tarz gerçeğe aykırı beyanlarla, kamuoyu ve davalara bakan Mahkemeler üzerinde etki yaratılmak istendiği ve yanlış bir şekilde yönlendirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.    

Bununla birlikte; Halk Bankası, tüm alacağını kat ve kat fazlasıyla rehin altına almış olmasına karşın, İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi’ne yaptığı ihtiyati haciz başvurusunda, ipotek bilgilerini Mahkeme’den gizlemiş ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 257/1. Maddesindeki emredici düzenlemeye aykırı bir karar alınmasını sağlamıştır. Nitekim, söz konusu ihtiyati haciz kararına Üniversitemiz tarafından itiraz edilmiş olup, bu konudaki hukuki süreç halen devam etmektedir.   

Tekzibe konu haberde, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü bilgisi de asılsız ve gerçek dışıdır. Zira; Halk Bankası’nın başlattığı ilamsız icra takibine Üniversitemiz tarafından itiraz edilmiş  ve İstanbul 4. İcra Müdürlüğü, 30/10/2019 tarihli kararı ile itirazımızın kabulüne ve Halk Bankası’nın başlattığı ilamsız icra takibinin durdurulmasına karar vermiştir. Nitekim, söz konusu icra takibi, İcra İflas Kanunu’nun 45. Maddesinde düzenlenen ve gerek Yargıtay içtihatlarında gerekse doktrinde “Önce Rehine Müracaat Kuralı” olarak anılan yasal düzenlemeye açıkça aykırıdır. Aynı zamanda, bahse konu icra takibinin kamu düzenine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle, takibin tümüyle iptali için tarafımızca İstanbul 26. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde iptal davası açılmış olup, bu davadaki süreç de devam etmektedir.  

4-) Tekzibe konu haberde yer alan “ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERDEN PARA ALIYOR VE TİCARİ BİR FAALİYET YÜRÜTÜYOR” yönündeki ifadeler ise, Üniversitemizin ve aynı usulle eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren tüm vakıf üniversitelerimizin de itibarına yönelik ağır bir saldırı niteliğindedir. İstanbul Şehir Üniversitesi, 2008 yılında Bilim ve Sanat Vakfı tarafından kurulmuş bir Vakıf Üniversitesi olup, 2008 yılından itibaren eğitim ve öğretim alanında aralıksız olarak faaliyet gösteren, kar amacı gütmeyen ve “kamu tüzel kişiliğine sahip” olan saygın bir yükseköğretim kurumudur. Üniversitemizin tüm gelirleri eğitim –öğretim hizmeti için kullanılmakta ve bu anlamda ülkemizin geleceğine ve eğitim hayatına  büyük bir katkı yapılmaktadır. Nitekim, Üniversitemizin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun Ek 105. Maddesi’nde dahi düzenlenmektedir. Söz konusu haberde yer alan ifade ise, müvekkilimizin itibarını zedelemeye ve kamuoyu nezdinde yanlış bir algı oluşturmaya yöneliktir.    

5-) Tekzibe konu haberde yer alan “ÖĞRENCİ SAYISI DÜŞTÜ, ÜNİVERSİTE’YE BAĞIŞLAR KESİLDİ” ifadesi de gerçeği yansıtmamaktadır.  İstanbul Şehir Üniversitesi, 2019-2020 akademik döneminde öğrenci doluluk oranı en yüksek Üniversitelerden biri olup, doluluk oranı %94 seviyesindedir. Nitekim, Üniversitemizde halihazırda 7280 öğrenci eğitim görmekte, akademik ve yaklaşık 758 personel istihdam edilmektedir. Ancak; Halk Bankası tarafından  hukuka aykırı bir şekilde başlatılan süreç, üniversitenin  gerek öğrenci sayılarının gerekse mali gelirlerinin düşürülmesine dönük bir planın ve çabanın parçası olarak görülmektedir. 

6-) Üniversitemiz tarafından, 7186 nolu kanun ile Bankacılık Kanuna getirilen düzenleme kapsamında, kredi borçlarının yeniden yapılandırılması için Halk Bankası ile görüşmeler başlamış ve bu görüşmelerde, kendilerine sunulan ticari projeksiyonlara binaen; (i) Üniversitemizin kredisinin yeniden yapılandırılma imkânının olduğu, (ii) sunmuş olduğumuz projeksiyonun ve ödeme tablosunun yeterli olduğu ve (iii) bu haliyle dosyamızın Halk Bankası Yönetim Kurulu’na götürüleceği hususları toplantıda hazır bulunan Banka yetkililerince tarafımıza beyan edilmiştir. Süreç bu şekilde ilerlerken, Halk Bankası tarafından dürüstlük kurallarına ve kanunun emredici hükümlerine aykırı bir şekilde ihtiyati haciz başvurusu yapılmış olup, yaptığımız itiraz ile birlikte hukuki süreç halen devam etmektedir.  

İzah ettiğimiz üzere; asılsız bilgilerle oluşturulan haberle ilgili kamuoyunu doğru bir şekilde bilgilendirme ve gerçekleri aktarma gereği doğmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.  

İstanbul Şehir Üniversitesi Vekili 

 

Yorumlar