Bir Müslümanın iman, itikat ve ameli olarak fıkıh ilmini bilmesi hayati derecede hatta daha fazla önemli iken fıkhın hafife alınması normal şartlarda akıl işi değil!

Bir Müslümanın iman, itikat ve ameli olarak fıkıh ilmini bilmesi hayati derecede hatta daha fazla önemli iken fıkhın hafife alınması normal şartlarda akıl işi değil!

Elbette ki, normal şartlarda akıl işi olmayacak; ancak, normal şartları yaşamadığımız gibi olağanüstü bir süreçten geçiyoruz.

Maalesef İslam'ın temel dayanakları ilahiyatçılar tarafından dinamitlenmeye çalışılmaktadır.(Çok azını tenzih ederim.)

Nerede bir hezeyan var; bakıyoruz adının önünde ilahiyatçı profesör yazıyor. Kamuoyunda tanınanların adını yazmaya kalkışsak bu sayfaya sığdıramayız.

Daha yeni, Türkiye'nin en önemli İlahiyat Fakültesinin Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mustafa Öztürk 'Kur'an Allah'ın kelamı olamaz' demedi mi?

Elbette ki, bu söze bazı ilahiyatçıların tepkisi oldu; çok acı ama en az o kadar hatta daha fazla destek verenler oldu maalesef!

Bunlardan o kadar çok ki Mustafa Öztürk bunlardan sadece biri. Ne acı ki din, sapkın din adamları tarafında tahrif edilmektedir.

Keşke söyledikleri kendilerinde kalsa ama öyle değil. Günümüzde her televizyona çıkan din adına konuşuyor; Ayet-i Kerime, Hadis-i Şerif ve mezhep eleştirisi yaparak İslami temel alt yapıları zayıf olan Müslümanların kafasını karıştırarak inançlarını allak bullak ediyorlar.

Düşünebiliyor musunuz; bu ülkede Deizmin en büyük savunuculuğunu ölmüş bir ilahiyat profesörü yapmıştır.

Fıkıh ilmine en büyük darbeyi mealcilik vurmaktadır. Nasıl iş arkadaş anlamak mümkün değil; her meal okuyan müçtehit kesiliyor, ondan sonra veriyor fetvayı!

Fıkıh olmadan ameller tam olarak yerine getirilemediği gibi inanç esasları da tam olarak anlaşılamaz.

Fıkıh ilmini hafife alanların çoğunluğunun mezhebi MEZHEPSİZLİKTİR. Mezheplerin amacı fıkıh öğretmektir. Mezhepsiz fıkıh öğrenilemez.

Dinimizde fıkıh öğrenmek çok önemli olduğu gibi fıkıh alimi olmakta çok çok önemlidir. Peygamber Efendimiz (sav);

'Allah, hakkında hayır dilediği (sevdiği) kimseyi, dinde fakih (fıkıh bilgini) kılar. (Buharî, Müslim) buyurmaktadır.

Fıkıh; dini emir ve yasakları derinlemesine kavrayıp bilmek ve anlamak demektir.

Fıkıh ilminin kaynağı kitabımız Kur'an-ı Kerim, Efendimiz(sav)'in sünneti, icma-i ümmet, kıyası fukaha' yani 'Edille-i Şeriyye' dediğimiz dört ana esastan oluşur.

İbadet, sosyal ilişkiler, ekonomi, alış veriş vs. gibi işlerimizi fıkıh ilmine göre yerine getiririz.

Mesela, dinimizin en önemli emirleri olan namaz, oruç, hac, zekat gibi yapılması zorunlu ibadetleri fıkıh ilmi olmadan yerine getiremeyiz.

Bir kişinin eline Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in mealini verelim ve öğrendiklerinle namazını kıl, orucunu tut, zekatı ver diyelim.

Bu ibadetleri yerine getiremez. Gerçi, ibadetleri yerine getirenlerin fıkıhla bir derdi yok; derdi olanlar ibadetlerin yerine getirilmesinde bir derdi olmayanlardır.

Şunu kesin olarak ifade edelim; bir Müslümanın kendisine yetecek kadar fıkıh öğrenmesi İslam alimlerinin açıklamalarına göre farzı ayındır. Yani. öğrenmediği zaman Allah(cc) katında mesul duruma düşer.

Oryantalist güdümlü sözde din adamlarının sürekli mezhep imamlarını hedef almalarının esas amacı da Müslümanların fıkıh öğrenmelerinin önüne geçmektir.

Öyle bir anlatıyorlar ki, sanki mezhep imamları haşa Allah(cc)'ın dini dışında bir din uydurmuşlar. Bugün bunlar bunun farkına varmışlar Müslümanları bunlara karşı uyarıyorlar.

Sahtekar herifler, siz ancak, ahmakları ve cahilleri kandırırsınız!

Azıcık, düşünebilen bir Müslüman size 'hadi ulan sahtekar, Eshabı-Kiramı görmüş İmam- Azam, İmam-ı Malik; Tabiini görmüş İmam Şafi ve İmam Ahmet Bin Hanbel(ra) Efendilerimiz dini bozmuşlarda 1400 yıl sonra siz düzeltiyorsunuz öyle mi' derler.

Bunlar konuşmalarında Ayet-i Kerimelerden örnek veriyor gibi görünseler de tam aksi Ayet-i Kerimeleri de kafalarına göre yorumluyorlar.

Açık söylüyorum; dünyanın en büyük alimi olsa da (gerçek alim söylemez) fıkha gerek yok, dini Kur'an-ı Kerimin mealini okuyarak öğrenin diyorsa itibar etmeyiniz.

Çünkü, bunların amacı dinimizin öğretilmesi değil kafaların bulandırılmasıdır.

Çok fazla açıklamaya girmeden aşağıdaki konu ile ilgili yapılmış bir açıklamayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Allah(cc)r:
'Mü'minlerin hepsinin birden (cihad için) sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grup, dinde tefakkuh etmek (fıkıh ilmini derinlemesine öğrenmek) ve kavimleri kendilerine döndüğünde onları uyarmak için geride kalmalıdır.' (Tevbe-122) buyurmaktadır.

Fıkıh bilgisi olmadan cihad dahil her çeşit ibadetler eksik, hatalı olacağından ve zamanla dinî bilgiler unutulup yerine bid'atler ve hurafeler çıkacağından, Allah(cc), mü'minlerin hepsinin birden cihad için bile sefere çıkmalarının doğru olmadığını ve her kesimden bir grup Müslümanın geride kalıp fıkıh ilmini güzelce öğrenmelerini emrediyor.

Dinimizi meal okuyup kafamıza göre yorumlayarak yaşayamayız. Mutlaka fıkıh öğreneceğiz. Fıkhı öğrenmek için de hak mezheplerden birine tabi olacağız.

Dinimizi mezhebimizin hükümlerine göre yaşamaya çalışacağız.