27 °c

SİRK TARİHİ ÇOK ESKİ AMA ARTIK SON BULMALI

Sirk kelime manasına baktığımızda şöyle bir açıklama çıkıyor. Eğitilmiş hayvanların, cambazların ve palyaçoların akrobasi hareketleri ve gösteri yaptıkları, daire biçiminde , kapalı yer. Romalılarda, bazı oyunlara ve halka açık gösteriler ile kutlamalara ayrılmış yer; 18. yy’dan sonra beceri, güç, palyaço numaraları, binicilik ve hayvan terbiyeciliğinden oluşan gösterilerin yapıldığı, genellikle kapalı, daire biçiminde yerdir.Modern anlamda  sirkin ortaya çıkışı  18. Yüzyıl sonları  olarak bilinir.

Eski Roma’da on ikiden fazla sirk vardı. Sirklerin en eskisi olan Circus Maximus ya da Büyük Sirk’in varlığı krallık dönemine kadar uzanır. Dört kulenin kestiği üç katlı büyük bir revak (sütunlu giriş) Sezar’ın yaptırdığı onarım sonucu 350 000’den fazla seyirci alabilen basamakların ana dayanağı durumundaydı. Bu basamaklarda iki özel loca ayrılmıştı: Biri imparator, öbürü de büyük bir olasılıkla bu oyunların parasal yükümlülüğünü karşılayan önemli kişi içindi. Etrafı çevrili alan içinde 634 m uzunluğunda bir arena vardı: Dikilitaşlar, heykeller ve bir revakla süslü alçak bir duvar (spina), arenayı uzunluğuna ikiye bölüyordu, böylelikle arabaların yarışabileceği uzunlamasına bir pist belirlenmiş oluyordu. Sirk alanının yuvarlak uç bölümünden birinde ahırlar ve araba yerleri vardı. Öbür uç bölümse kazananların çıkışma ayrılmış zafer takıyla süslenmişti. Büyük Sirk’ten geriye günümüzde yalnızca harabeler kalmıştır.

ilk modern sirki 1770’te Londra’da İngiliz Philip Astley (1742-1814) kurdu..Başlangıçta, üstü açık dairesel, geniş bir alanda kurulan bu sirk, daha sonra 1779’da tahtadan yerleşik amfiteatrda çalışmaya başladı. Kendisi de at cambazı olan Astley, gösterisini ip dansçıları, akrobat ya da palyaço numaralarıyla kesilen binicilik gösterileri üstünde yoğunlaştırıyordu. Astley 1794’ten başlayarak sahne ve pisti birleştirdi, böylece at cambazları ve akrobatların gösterilerini birlikte yapmaları sağlandı. Astley sirkini taklit eden ilk Avrupa sirklerinin başarısı, fuarların cambaz tiyatrolarına özgü fantezilerle bando ve geçit törenlerini iyi biçimde bir araya getirmesinden kaynaklandı.

1870 lerde sirklerin gelişimini  tamamlayıp, ilk defa   evcil ve vahşi hayvanlara  çeşitli  numaralar öğreterek bunu seyircilere  gösterme  uygulamasına başlandı .Bu uygulama  günümüze  kadar  gelmiştir.

Doğal hayatlarından koparılarak insanların eğlencesi uğruna “eğitilen” aslan, ayı, fil, zürafa ve deniz aslanı gibi yabani hayvanlar, özellikle taşıma sırasında büyük zorluklar çekiyor, küçük kafeslerde yaşamaya zorlanıyor ve doğalarına aykırı hareketler sergilemek üzere sahneye fırlatılıyor.

Hayvanların sirklerde kullanımını yasaklayan ilk ülkeyse Bolivya oldu .Yunanistan, Kosta Rika, Avusturya, Singapur, Finlandiya, Hindistan, Portekiz,Malta , Hırvatistan, İsrail, İsveç, Macaristan, İrlanda’nın Fingal İl Meclisi sirklerde vahşi hayvan kullanımını yasaklayan ülkeler. Bu ülkelere son olarak İngiltere de eklendi. Dünyanın çeşitli yerlerinde birçok kampanya başlatılsa da Türkiye’de hayvanların sirklerde kullanılmasını engelleyen bir yasa henüz mevcut değil.Umarı ilgili bakanlık  bir kararnameyle sirklerde hayvan  oynatılmasını kesinlikle yasaklar.

Türkiye’de hayvanlı sirklerin ve yunus parklarının yasaklanması, Meclis düzeyinde ilk kez 2014 yılında gündeme geldi. Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişikliğini öngören yasa tasarısı, Tbmm Çevre Komisyonu’na havale edildiğinde, hükûmet “hayvan hakları devrimi” yapacağını duyurmuştu. Hükûmetin bu devrimine hayvanlı sirkler ve yunus parklarının kapatılması konusu da dâhildi.       Çevre Komisyonu, yasa tasarısı konusundaki raporunu tamamlayarak yasa tasarısını Tbmm Genel Kurulu’na gönderdi ancak Türkiye’de o beklenen “hayvan hakları devrimi” bir türlü gelmek bilmedi.

Beni sosyal medyadan takip edenler bilirler.Tarihi filmler  yayınlayıp insanları  zaman makinası gibi çok gerilere  götürürüm.Geçende 1903  yılında Amerika  da yaşanmış bir  hayvan cinayetinden bahsetmiştim.Sürekli  işkence ve kötü muamele altında yarı aç, yarı tok yaşayan  Topsy adlı  Asya  fili çalıştığı sirkte 3 bakıcısını öldürür.Filin  sirkteki  işine son verilip,  tıpkı bir insan gibi  Coney adasındaki mahkemeye  gönderilir.Fil yargılanır  ölüm cezası  kesilir.Civarda yaşayan hayvanseverlerin çabası fili kurtarmaya maalesef yetmez.Fakat  3 tonluk koca hayvanı nasıl öldürülüceği konusu gündeme gelir.Dönemin mucitlerinden  Thomas Edison   file  ac ( alternatif akım ) vererek  öldürmeyi teklif eder.Aslında Edison bu infazla  kendi icadı olan  Ac akımın reklamını tüm  dünyaya bedava  yapmanın peşindedir.Teklif kabul edilir .İdam düzeneği  hazırlanır.4 ocak 1903 tarihinde infaz gerçekleşir.Geniş bir sac plaka üzerine   Fil  halatlarla ayakta iken  sıkı sıkıya bağlanır.Plakaya  yüksek  gerilim  taşıyacak kablolar  bağlanır.Cellatın şalteri indirmesiyle  infaz başlar.Plakaya verilen akım  6600 volttur.Hayvan  acıyla bağırıp  külçe gibi yere yıkılır.Plakaya temas eden  bölgeleri yüksek akımdan dolayı  yanar .Ortalığı beyaz bir duman  kaplar.Hayvan  ölene kadar akım verilmeye devam edilir.Tamamen hareketsiz  kalınca  akım kesilir.İnfaz ı izlemeye  1500 kişi  gelmiş .Aynı  anda infaz   filme çekilip  Dünyaya  ilan edilmiştir.Bu filmi Facebook profilimde yayınlamıştım.Merak edenler bakabilirler.

Buna benzer  bir infaz  gene Amerika da 13 eylül  1916 da gerçekleşir.Gene  sirkte zor şartlar altında  çalıştırılan bir fil bakıcısını öldürür.Fili bu sefer  elektirikle değil asarak idam etmeye  karar verirler .Demiryollarında kullanılan  büyük bir vinçle  kalın zincirlerle  hayvanı asarlar.Lakin hayvan havada çırpınırken zincirler kopar   fil yere düşüp hem kalçasını hem bacakları kırılır.Hemen acil şekilde  acılar içinde bağırıp feryat figan eden hayvanı  daha sağlam zincirlerle  bağlayıp  infazı tamamlarlar.Fil  acılarla dolu bu aşağılık dünyadan kurtulmuştur artık ….

PEKİ SİRKLERDE HAYVANLAR NASIL EĞİTİLİYOR

Doğal yaşamında günde 32 kilometre yürüyen filler sirklerde, gösteri yokken zincirle tutsak ediliyor. Hareketleri öğrenmesi için kancalı sopayla dövülüyor. Eğitim amacıyla kırbaçlanıyorlar.Bebekken kaçmasın diye vücudu iplerle bağlanıyor. Yavru fillerin daha kolay eğitileceği düşüncesiyle annesinden erkenden koparılıyor.

En çok filler, maymunlar, kaplanlar, aslanlar, köpekler, atlar, ayılar, kediler, güvercinler, fok balıkları çalıştırılıyor. Şempanzeler bisiklete bindiriliyor, kaplanlar ateş çemberlerinden atlattırılıyor, maymunlara akrobatik hareketler yaptırılıyor, köpekler platformlardan atlattırılıyor, atlar ezberletilen hareketleri yapıyor, aslanlar kırbaç sesiyle hizaya sokuluyor. ik eşliğinde alkış tutturuluyor, filler amuda kaldırılıyor.

Hayvanlar ayrı mizaçlara sahip olduklarından ‘eğitim’ süreleri de farklılaşıyor. Sirklerdeki hayvan türlerinin birçoğu geçmişte vahşi olan hayvanlar. Dolayısıyla kendinden farklı olan bir hayvandan – insan da dahil – gelecek bir tepkiye vereceği yanıtın sert olması doğal. Bu hayvanların insan kontrolünde üretilmiş olacaklarını düşünsek bile anne-babalarından kendilerine aktarılan vahşilik kaba kuvvetle, işkenceyle, dayakla, açlıkla terbiye edilerek silinmek isteniyor. Sert cisimlerle şiddete maruz bırakılıyorlar, kırbaçlanıyorlar, hareketlerini zorlaştıracak malzemelerle (burun kancası, dar tasmalar, zincirler) bağlanıyorlar, elektroşok çubuklarıyla vücutlarına elektrik veriliyor, kancalı sopa gibi vücuda temas ettiğinde çok acı veren kesici aletlerle darp ediliyorlar.                                    Gösteriler öncesinde aç bırakılıyorlar; verilen ödül (!) olan yiyecek,oda  hayvanları teşvik etsin diye.Sirklerde  sürekli duygu sömürüsüyle  bahsedilen karakterler palyaçolardır.Bize  yıllarca hep dışı gülen içi ağlayan bir profil çizdiler yıllarca .Halbuki palyaçoların mesaisi bitince evlerine ailelerinin yanına giderler  .Her ay  maaşını alır.Ona  kimse yapamadığı numara yüzünden dayak atmaz. İşkence yapmaz.Ama hayvanlar öylemi .Onlara maaş yok . Sigorta yok .Emeklilik yok .Yarı aç yarı tok yaşıyorlar .Üstüne üstlük sahnede  gülüp eğlenirken,perde arkasında hergün dayak hergün işkence var …

Onun için  ne siz gidin . Nede çocuklarınızı  hayvanların sömürüldüğü  sirklere  götürmeyin .Sirklere verilen her kuruş  para ordaki işkenceye  ortak olmak demektir.Zulme ortak olmayın  sirklere  gitmeyin….

 

Sirkte  çalıştırılmak üzere annesinden koparılıp doğal ortamından  getirilmiş yavru bir file zorla  eğitim veriliyor.

 

Filler  doğal ortamlarında  mutlu bir  şekilde yaşarken…

 

Dünyaca ünlü bir sirkten görünüm.Yetişkin filler çalıştırılırken.

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.