NEREYE KADAR?

  Türk Devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalayacak kadar alçalan imam eksenli cemaatlere teslim edildi. Onların devlet içerisinde yapılanmasına göz yumuldu. Başımıza çuval geçirenlere stratejik ortağımız dendi...

 

Türk Devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalayacak kadar alçalan imam eksenli cemaatlere teslim edildi. Onların devlet içerisinde yapılanmasına göz yumuldu.

Başımıza çuval geçirenlere stratejik ortağımız dendi.

Ergenekon, Balyoz, Sarıkız ve benzeri operasyonlarla Türk milletinin göz bebeği ordu itibarsızlaştırıldı, yok edilmeye çalışıldı.

Devletin dini adalettir, ilkesinden uzaklaşıldı, vatandaşın hukuka güveni kalmadı.

Devletin olmazsa olmazlarından liyakatin yerine adam kayırmak ilkesizliği getirildi.

Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir, temel prensibinin tecelli ettiği millet meclisinin yetkileri daraltıldı.

Kuvvetler ayrılığı, ilkesi rafa kaldırıldı.

Tarafsız olması gereken cumhurbaşkanı bir siyasi partinin genel başkanı oldu.

Devlet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla birlikte iktidar olan siyasi partinin emrine verildi.

Uygulanan hatalı dış politika ile Türkiye yalnızlaştırıldı. En yetkili ağızlardan devletin beka(varlık-yokluk) meselesi dillendirilir hale getirildi.

Devlet erkini elinde bulunduran siyasi parti yöneticileri; vatandaşları benden olanlar, bana oy verenler vatan kurtaran aslan diğerleri ülke bekasını için tehlike olarak görmeye başladı.

Vatandaşın kıymeti iktidar partisine yakınlığı ile ölçülür oldu.

İktidarda isen devletin bütün imkân ve gücünü kullanabilirsin düşüncesi meşrulaştırıldı.

Üretilen korku ortamı ile üzerinde çözüm odaklı çalışma yapılması gereken en temel meseleler dahi siyasi argüman olarak kullanıldı.

Kör topal yürüyen demokrasi inancı ve kavramı yok edildi. Demokrasi, “Yemokrasi” yapıldı.

Açılım politikaları ile teröre ve teröristlere pirim ve cesaret verildi.

Olumlu işleri göklere çıkartılırken olumsuzluklar görmezden gelindi, kabullenilmedi.

İftira, çamur atmak, bel atı vurmak; komplo, şantaj, kumpas sıradan işler haline getirildi.

Hak kötüye kullanıldı, hukuk devreden çıkartıldı.

Adaleti çıkar için kullanmak yaygınlaştırıldı.

Son on beş yılda Devlet İhale Kanunu’nun 187 defa değiştirildi.

2004 yılında çıkartılan maden kanunu ile yer altı zenginliklerimiz çok uluslu şirketlere % 4.8 gibi komik bir gelir karşılığı peşkeş çektirildi.

Yalana altın çağı yaşatıldı, yalana yılana sarılır gibi sarılarak yalan kutsandı.

Talan, yağma başını alıp gitti.

Rüşvetin sıradanlaştırıldı, alan ve veren kayrılıp korundu.

Nefis ve hırsa yenik düşülerek günahlara kılıf bulunmaya çalışıldı.

Makam, mevkie için her şeyi mubah görüldü, gösterildi.

Makama, mevkie tapma; Allah’a tapmanın önüne geçti.

Her türlü baskı, korkutma, yıldırma politikaları ile dayatmanın dik alası yapıldı.

Seviyesizlik, ilkesizlik, kokuşma ve çürüme tavan yaptı.

Öfke, kin ve nefret söylemleri geliştirildi.

Küfür alenileştirildi, güzel Türkçemiz küfür dili yapılarak çirkinleştirildi.

Güç zehirlenmesinin anaforuna kapılarak kutsal ne kadar değer varsa siyasete kurban edildi.

Medya adına ne varsa (televizyon kanalı, gazeteler) satın alınarak taraflı yayın yaptırıldı ve kişisel ikbal için kullanıldı.

Her türlü propaganda vasıtası ile saf beyinler aldatıldı.

Aldatmak, kandırmak hem de Allah için Allah adına meşrulaştırıldı.

Anayasa bir defa delinmekle bir şey olmaz denildi, bin defa delindi.

Vicdani vebal unutuldu/unutturuldu.

80 yılda aşımızdan, dişimizden artırdığımız vergilerle yaptırdığımız kurumlar, kuruluşlar, fabrikalar, işletmeler yok pahasına devredildi, satıldı.

Üç tarafı denizlerle bezeli ülkemizin limanlarının işletim hakları yabancılara verildi.

Devlet, 480 milyar dolar gibi Düyunu Umumiye’yi çağrıştıran bir büyük borç altına sokuldu.

İsraf, şaşaa ve gösteriş aldı başını gitti, bir hak gibi algılandı…

DAHA SAYAYIM MI?

PEKİ, NEREYE KADAR?

Gel de Mahsuni Şerif’in türküsüne nazire yazma:

Mevla’m gör diyerek iki göz vermiş

Gözler açık iken bu körlük niye?

Harama, ayıba çok perde germiş

Bu uyku, bu gaflet, bu kirlik niye?

 

Memlekete bir bak soyan soyana

Bu rant ateşine nasıl dayana

Kin padişah olmuş koltuk hükümdar

Bu kuşku, bu korku, bu zirlik niye?

Yorumlar