1104 Defa Okundu

Merhum üstad Mehmed Şevket Eygi’nin makaleleri için her zaman “eski yazılarından” değil “eskimez yazılarından” diye bahsetmek adetimdir.

Zira o yazıların kahir ekseriyeti, günübirlik sabun köpüğü gibi patlayıp yok olacak yazılar değil, kıyamete kadar müstefid olunacak (istifade edilecek) kıymete haiz faideli yazılardır...

Onların arasına ne zaman dalsam, okyanusa bir nefeste metrelerce dalıp inci çıkaranlar, günlük rızkını temin etmiş fukarálar gibi seviniyorum...

Muhterem karîlerim, bugün de o hikmet yazılarından “hasseten kalem sahipleri için” düstur olacak hikmetli nasihatler okudum....

Üstad “Kısır Döngüden Nasıl Çıkacağız?” başlıklı ve 07.01.2015 tarihli yazısında, “Polemik... Reaksiyon reaksiyon hep reaksiyon... Sloganlar... Derinliği olmayan çocuksu meraklar... Günlük parlamalar, ateşlenmeler... Tek maddeli gündemler... Yüzeysellik... Ucuzluk... İşportacılık... Magazin tefekkürü... Hafızasızlık... (.......) Doğru dürüst ciddî analizler, sentezler, araştırmalar, incelemeler ne kadar az… (.......) Türkiyenin, insanlığın halini, gidişatını derin İslâm hikmeti ile gören kaç Müslüman var? Lâik Kemalist cephe sanki akıl tutulmasına uğramış...” diye haklı olarak serzenişte bulunuyordu...

Muhterem karîlerim, biz kemalist ve İslâm düşmanı kesimi ve “her şey iyi olacak” diyerek yedikleri bin türlü haltı bir kenara bırakıp, kendimize bakalım... Bizler kendimizi en azından “muhafazakâr” olarak tanımlarız öyle değil mi? Dürüst olalım, “bizden hakikaten muhafazakâr olur mu?”

Öyle ya adama  sormazlar mı “kardeşim muhafazakârlık öyle  kolay mı?” diye. Bendeniz üstadın talebelerinden biri ve hikmetli fikirlerindeki isabeti müdrik bir kardeşiniz olarak “hayır, bilakis çok bahalı” derim.

Zaten bunun da cevabı “Muhafazakâr Karikatürleri” başlıklı 03.01.2015 tarihli bir diğer yazısında açık seçik var.

 “1. (.......) Dört yüz sene öteye gideceksin ve Fuzuli’yi okuyup anlayacaksın. Çokbilmişin birine dört dosya kâğıdı, bir de kalem verelim, iki saat de mühlet. Bize Fuzulî hakkında ciddî ve edebî bir kompozisyon yaz bakalım diyelim. Yazabilirse ne âlâ, yazamazsa muhafazakâr bir okumuş değildir.

  1. (.......) Psikoloji, mantık, ahlâk (morale), metafizik, estetik okumuş olacak... 3. Edebiyat ve tarih kültürü olmayan muhafazakâr olamaz. 4. Mimarlık ve şehircilik... bu iki konuda kültürü olacak. (.......) 6. Hüsn-i hat sanatı, alaturka mûsikî, inanmasa bile tasavvuf, biraz tarih felsefesi… 7. Hırsızdan, rüşvetçiden, o biçim rantçıdan türemeden, sonradan görmüşten 8. Arivistten (lügata bakınız) 9. Haram yiyenden muhafazakâr olmaz.

(.......) 13. Adam veya kadın muhafazakâr geçiniyor, lâkin bin yıllık millî yazı ile okuyup yazamıyor. Bu yazıyı öğrenmek de istemiyor. İstese bile öğrenecek azmi, iradesi yok. Bu mu muhafazakâr?

  1. Gerçek muhafazakârı sözlü ve yazılı Türkçesinden anlayabilirsiniz. Efendim’siz, teşekkür ederim’siz, estağfirullah’sız, bendeniz’siz, rica ederim’siz, bu fakir’siz muhafazakârlık olmaz. (.......) 19. Gerçek ve haysiyetli muhafazakârı düşmanları bile takdir eder.

Üstad, “On dokuz madde saydım… Bunlar yeter...” dedikten sonra da, “Bu memlekette gerçek, vasıflı, tesirli, ağırlığı olan muhafazakârlar olsaydı, bugünkü gökdelenler ve cep telefonları çukuruna düşmezdik. Bırakın şu ben muhafazakârım şöyleyim böyleyim edebiyatını, çenenizi kapatın, dillerinizi tutun, haliniz konuşsun...” diyor,

Ve yazısının sonunu da sitemle bağlıyordu: “Muhafazakâr halinden anlaşılır. Ne haliniz varsa görün!” Üç Aylar ikliminiz ve Regaib Kandiliniz mübarek olsun.26.02.2020

Yorumlar