KÜLTÜR - SANAT
26 Eki 2021 08:53 Son Güncelleme: 10 Kas 2021 23:19

Önlem alınmazsa sinema salonları kapanabilir

Salgın nedeniyle 1.5 yıldır zor günler yaşayan sinema sektörü alarm veriyor. İçişleri Bakanlığı’nın seyirciye getirdiği aşı ve PCR testi zorunluluğunun ‘sektör için tehlikeli bir yer’ algısı oluşturduğunu söyleyen Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği Genel Sekreteri Fevzi Genç seyircinin yüzde 30’unun bu zorunluluk nedeniyle gişelerden döndüğünü olumsuz algı nedeniyle yüzde 10’unun da evde kaldığını belirtti ve uyardı: Önlem alınamazsa iki hafta içinde kapanmalar başlayabilir.

Haberi Dinle

Türkiye’de, Kovid-19 salgınının etkilerinin görüldüğü 1,5 yılı aşkın sürede bir çok sektör olumsuz yönde etkilendi. Bunların başında da uzun zamandır etkinlik yapılamayan kültür-sanat geliyor.

Pandemi sürecinde sinema salonları kapatıldı, konser ve tiyatro oyunu gibi gösteriler de yapılamadı. Aşılamanın başlaması ve normalleşme adımlarının atılmasıyla, etkinlikler yeniden ziyaretçilere açıldı.

İçişleri Bakanlığı, aşıyla ilgili bir genelge yayımlayarak, 6 Eylül tarihinden itibaren sinema, tiyatro ve konser gibi etkinliklere girişte negatif PCR testi ya da aşı kartı zorunluluğu getirildiğini açıkladı.

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre (TÜİK) sinema seyirci sayısı 2019 yılında 56 milyon 479 bin kişiydi. 2020 yılında bu sayı yüzde 69,5 azalarak 17 milyon 226 bin 952 kişi oldu.

BU ÇARPIKLIĞI ANLAMLANDIRAMADIK:

Bu uygulamanın etkilerini ve sinema salonlarının geldiği noktayı, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) Genel Sekreteri Fevzi Genç ve sinemaseverler VOA Türkçe’de Umut Çolak’a değerlendirdi. AVM, restoran ya da kafelerde aşı kartı sorulmazken sinema salonlarına girişte beyan zorunluluğunun, halkın üzerinde ‘Buralar tehlikeli yerler ki aşı soruluyor’ algısı oluşturduğuna dikkat çeken Genç “Sinema tiyatro gibi yerlere girişte aşı istenmesi, bizleri umduğumuzdan çok daha fazla etkiledi.

Aşının özendirilmesi adına yapılan bir işlem olduğunun farkındayız, bunu takdir de ediyoruz. Ancak bu karar, çok farklı tepkilere yol açtı. Birincisi, maalesef seyirci gözünde bir tek sinemalar ve tiyatrolarda isteniyorsa demek ki en riskli yerler burası algısı yarattı. Halbuki AVM’lerde, restoranlarda, kafelerde, çocuk oyun alanlarında böyle bir zorunluluk yok ama sinema ve tiyatro gibi yerlerde aşı zorunluluğu geldi. Halbuki sinema bütün bu saydığım yerlerden daha az riskli. Nihayetinde mesafeli bir şekilde oturup iki saat boyunca filminizi izliyorsunuz. Bu çarpıklığı bir türlü anlamlandıramadık” dedi.

İZLEYİCİ YÜZDE 40 DÜŞTÜ:

2019 yılında yapımcılarla yaşanan sorunların ardından sektörün toparlanamadığını söyleyen Genç “Sahada yaptığımız araştırmada, yüzde 30 oranında gişelerden geri dönüş var. Seyircimiz bir takım tartışmalar eşliğinde gişelerden geri dönmek zorunda kalıyor. Bir de sinemalarda aşı isteniyormuş, demek ki oralar güvenli değilmiş veya benim aşım yok diyerek evinden sinemaya gelmeyenleri de kattığımız zaman bu düşüş yüzde 40’ı buluyor” diye konuştu.

SEKTÖR 3 YILDIR KRİZ YAŞIYOR:

Krizin yeni bir durum olmadığını kaydeden Genç “2019’da da yapımcılarla, filmlerin vizyonlarını ertelemesine yol açan bir kriz yaşanmıştı. Dolayısıyla üç yıl üst üste kötü geçen dönem var. Böyle bir sektör hayal edin. Özellikle sinemalarımız zor durumda. Büyük zincirlerimiz artık lokasyon kapatmaya başladılar. Zaten bir kısmı yaz aylarında hiç açmamıştı. Küçük sinemacılarımız iflas aşamasında. Bunların şu ana kadar batmamasının tek nedeni, 2021 yılının Mart ayında Kültür Bakanlığı tarafından 100 bin TL hibe desteği verildi. Bu destek bağımsız sinemacılar için açıkçası bir can suyu oldu. Ancak işler düzelmedikten sonra hazıra dağlar dayanmaz. Şu anda arkadaşlarımız yine iflasın eşiğine geldi” şeklinde konuştu.

İKİ HAFTA İÇİNDE KAPANMALAR BAŞLAR:

Bütün toplu alanlarda geçerli kuralların kendilerine de uygulanmasını istediklerini belirten Genç “Şahıs PCR pozitif değilse sinemaya girebilsin ya da aşıya böyle bir yönlendirme varsa her yere aşı zorunluluğu getirilsin. Yani sinema daha tehlikeli bir yer, daha riskli bir yer algısını yaratmaya meydan verecek bir işlem yapılmasın. Eğer olmazsa zaten bizim çok da bir şey yapmamıza gerek kalmıyor. Bir iki hafta içinde tekrar kapanmaları ve iflasları duyacağız. İşin doğal akışı zaten oraya doğru gidiyor” ifadelerini kullandı.

ETİKETLER
#Aynur Oktay
Yorumlar